Erişilebilirlik

Merkel İktidarda 10 Yılını Tamamladı


Angela Merkel dün Münih'te katıldığı CSU Kongresi'nde.

Angela Merkel dün Münih'te katıldığı CSU Kongresi'nde.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, bundan tam 10 yıl önce, 22 Kasım 2005 tarihinde başbakanlık koltuğuna oturdu. Merkel, Almanya tarihinde Helmut Kohl ve Konrad Adenauer’den sonra ‘en uzun süre başbakanlık yapan politikacı’ konumuna geldi.

Forbes dergisi tarafından son 5 yıldır üst üste beşinci kez ‘dünyanın en güçlü kadını’ seçilen Merkel, son haftalarda mülteci kriziyle birlikte siyasi hayatının en zorlu sınavını veriyor.

Yüzyılın mülteci akınını yaşayan Almanya’ya yıl sonuna kadar gelen göçmenlerin sayısının bir milyonu aşacağından yola çıkılıyor. Eylül ayı başında Macaristan’a ulaşan mültecilere, Almanya’nın kapılarını açan ve “Biz Almanlar olarak bu sorunu çözmeyi başarabiliriz” sözüyle siyasi sorumluluk alan Başbakan Merkel’e, kendi partisi Hıristiyan Demokrat Birlik CDU ve kardeş parti Hıristiyan Sosyal Birlik CSU tabanlarından sınırların kapatılması talepleri kısmen çok sert eleştirilerle dillendiriliyor, ancak Merkel her fırsatta kapıların açılması kararını savunarak, mülteci krizini aşacakları vurgusunu yapıyor.

Son olarak Merkel, CSU’nun dün yapılan parti kongresindeki konuşmasında ülkeye kabul edilecek mültecilerin sayısına 'üst sınır' konulmasına karşı çıktı.

Hıristiyan Demokrat Birlik Başkanı olarak 2000’den bu yana üç genel seçim kazanıp partisini üç kez iktidara taşıyan 61 yaşındaki Merkel, tüm eleştirilere ve zaman zaman basında çıkan ‘istifa söylentilerine’ rağmen tam 10 yılını doldurduğu halde koltuğunda sapasağlam oturuyor.

İki Almanya’nın 3 Ekim 1990 tarihinde resmen birleşmesinden sonra 3 Aralık 1990’da yapılan genel seçimlerde Federal Meclis’e CDU’dan milletvekili olarak giren Merkel, dönemin Başbakanı Helmut Kohl kabinesinde önce Aile ve Gençlik Bakanı, sonra da Çevre Bakanı olarak görev aldı.

Kohl’ün 27 Eylül 1998’te yapılan genel seçimleri kaybetmesi üzerine CDU Genel Başkanlığını bırakması, onun yerine geçen
Wolfgang Schaeuble’nin adının bağış skandalına karışması ve ardından istifası ile oluşan tabloda, 10 Nisan 2000’de yapılan kurultayda Angela Merkel, CDU Genel Başkanı seçildi.

Parti içinde ön plana çıkma girişiminde bulunan erkek rakiplerini birer birer devre dışı bırakan Merkel, 18 Eylül 2005 tarihinde yapılan genel seçimlerden CDU/CSU’nun en güçlü parti olarak çıkması sonrasında, 22 Kasım 2005 tarihinde başbakanlık koltuğuna oturdu.

Yunanistan’la yaşanan krizdeki her türlü duygusallıktan uzak, mesafeli ve sert tavırlarıyla uluslararası arenada eleştirilen Merkel, diğer AB ülkeleri son yıllarda ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalırken, Almanya’nın ihracatını rekor düzeyde tutması ve işsizlik oranını ise son 20 yılın en düşük seviyesine indirebilmesi nedeniyle de aynı zamanda beğeni topluyor.

Geride kalan dönemin büyük bölümünde Alman kamuoyunda yüzde 70’lere varan destek bulan Merkel’e destek oranı mülteci krizi nedeniyle yüzde 50 civarına düşmüş durumda. Ancak en yakın rakibi sosyal demokrat SPD’nin Genel Başkanı Sigmar Gabriel’e destek ise sadece yüzde 23. CDU’nun Türkiye kökenli Federal Milletvekili Cemile Giousouf, kamuoyu tarafından ‘çelik leydi’ olarak tanımlanan politikacının başarısını, siyasi bilançosuna paralel, mütevazi tavrına bağlıyor.

Muhafazakar Birlik Partileri CDU ile CSU yıllarca ‘Almanya bir göç ülkesi değildir’ tezinde ısrar ettiği halde, Merkel başbakan olunca bu alanda da partisinin tutumunu değiştirdi. Almanya Federal Cumhuriyeti’nin tarihinde ilk kez başbakanlık düzeyinde Uyum Zirvesi’ni ve İslam Konferansı’nı hayata geçiren, eyaletlerde ve federal düzeyde Türkiye kökenli göçmen üyelere büyük destek veren Merkel, gerçi Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu saklamıyor, ancak ‘Ben Almanya’da yaşayan Türklerin de başbakanıyım’ diyor.

Başbakan Merkel, dün CSU'nun kongresinde yaptığı konuşmada Türkiye ile mülteciler konusunda anlaşmaya varılması gerektiğini belirterek, en kısa zamanda bir AB-Türkiye Zirvesi düzenleneceğini ve zirvede, Ege’deki sınır kaçakçılığı ve insan tacirleriyle mücadele, AB dış sınırlarının korunması, mülteciler için Türkiye’ye mali yatırımlar ve 900 bin mülteci çocuğun Türkiye’de okutulması gibi konuların görüşüleceğini söyledi.

XS
SM
MD
LG