Erişilebilirlik

Merkel Dünyanın En Güçlü Kadını


2000 yılından beri üç kez seçim kazanıp Almanya başbakanı olan Angela Merkel Forbes dergisinin "Dünyanın En Güçlü 100 Kadını" listesinde yıllardır ilk sırayı elinde tutuyor

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Hristiyan Demokrat Parti CDU’nun Genel Başkanlığı’nda 15’inci yılını doldurdu. 2005 yılından bu yana başbakanlık koltuğunda da oturan Merkel, CDU Başkanı olarak 2000’den bu yana üç genel seçim kazanıp partisini üç kez iktidara taşıdı.

Alman medyasının güçlü kalemleri o dönemdeki siyasi kehanetlerinde Merkel’in parti başkanlığına seçilmesi sonrasında bu pozisyonda çok kısa bir süre kalabileceğini, o zamana kadar erkeklerin sözünün geçtiği CDU’da başarısız olacağını ve silinip gideceğini öne sürmüşlerdi. Ancak Merkel geride kalan 15 yıl sonrasında artık Alman siyaset tarihinin en önemli isimlerinden biri olarak tanımlanıyor.

Berlin Duvarı’nın yıkıldığı 1989 sonrasında 16 yılda sessiz sedasız biçimde en tepeye tırmanan Merkel’e en büyük desteği halefi ve akıl hocası eski Başbakan Helmut Kohl verdi. Merkel, Kohl’ün adının karıştığı yasadışı bağış skandalı sonrasında, en büyük destekçisinin gözyaşına bakmadan onu koltuğundan ederek, yerine aday oldu.

CDU Başkanı seçildiğinde Angela Merkel 46 yaşındaydı. Helmut Kohl’ün 1998’de kaybettiği seçimden yedi yıl sonra da partisini 2005’te yeniden iktidara 51 yaşında taşıyan Merkel, Almanya'nın ilk Doğu Alman kökenli, ilk kadın ve en genç başbakanı olarak göreve başladı. Dünya görüşü yetiştiği sosyalist Doğu Almanya’daki planlamacı sistemle biçimlenen Merkel, kısa sürede ekonomik ve sosyal konulardaki bilgisi ve diplomasi alanındaki başarıları ile kendini kabul ettirdi.

Genel başkanlığı, sonrada başbakanlığı döneminde CDU’yu modernleştiren Merkel, kadınların siyasi ve ekonomik arenada daha fazla rol üstlenmesine katkıda bulundu ve partinin kapılarını CDU’nun o zamana kadar barışık olmadığı göçmenlere açtı, onları sosyal demokrat SPD’den daha önce parti yönetimine aldı.

Çok sayıda Türk kökenli de CDU’da önemli sorumluluklar üstlendi. Merkel, Berlin Eyaleti Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Emine Demirbüken-Wegner’in, partinin en etkili karar alma organı olan yürütme kuruluna ve Aşağı Saksonya eyaleti Sosyal İşler Bakanı Aygül Özkan ile Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Meclisi Üyesi Serap Güler’in CDU yönetim kuruluna seçilmesine ön ayak oldu. 2013’de yapılan genel seçimlerde, partinin muhafazakar kesiminden gelen tepkilere rağmen Merkel’in Türk kökenli Cemile Giousouf’a verdiği açık destek sonrasında, Giousouf Hristiyan CDU’nun Müslüman kökenli milletvekili olarak Federal Meclis’e girdi.

Kamuoyu araştırmalarında Alman halkının yüzde 70’lere varan oranda çoğunluğu, Merkel’den başbakan olarak memnun olduklarını belirtiyor. Bu Almanya’da bir başbakanın şimdiye dek aldığı en büyük destek oranı. Merkel’in başarısının sırrı ise, ülke içindeki siyasetlerine paralel, uluslararası arenadaki rolü ve imajı ile de bağlantılı.

Alman ekonomisinin Euro Krizi’ni hiç yara almadan atlatmasının mimarı olarak kabul edilen Merkel, çok sayıda siyasi yorumcuya göre CDU lideri olarak 15’inci yılında ABD Başkanı Obama ve Rusya lideri Putin ile ile birlikte dünyanın kaderini elinde tutan siyasetçilerden biri.

Yunanistan’ı iflasın ve AB’yi de bölünmenin eşiğine getiren kriz kapsamında Atina’ya yönelik sert politikaları sonrasında, Yunan kamuoyu tarafından ‘istenmeyen kadın’ ilan edilen Merkel, aynı zamanda Avrupa Birliği’ni dağılmaktan kurtaran, tersine yeniden sözü geçen bir duruma getiren lider olarak tüm dünyada saygınlık kazandı.

Amerikan Forbes dergisinin, ‘Dünyanın En Güçlü 100 Kadını’ listesinde, yıllardır ilk sırayı elinde tutan Merkel, geçen Aralık ayında yapılan kurultayda da yüzde 96.72 oy oranıyla bir kez daha CDU Genel Başkanı seçildi.

XS
SM
MD
LG