Erişilebilirlik

'Suriye Politikası Agresifleşebilir'


Amerika’da Kongre ara seçimleri, siyasi tabloyu değiştirdi. Bu değişiklik Başkan Obama için ne anlama geliyor? Dahası 2016’daki başkanlık seçimleri açısından ne denli önemli? Hülya Polat Amerika’nın Sesi Haber Merkezi iç politika uzmanı Jim Malone’dan görüş aldı

Salı günü yapılan seçimlerden Cumhuriyetçi Parti galip çıktı. Seçim sonuçlarını değerlendireceğiz Jim Malone’la. Bu, Demokrat Başkan Obama için ne anlama geliyor?

Jim Malone: “Bu, görev süresini tamamlamasına iki yıl kalan Başkan Obama için hiç iyi bir haber değil. Son iki yıldır partilerarası çekişmeler, kavgalar Obama’yla Kongre arasında birçok kriz yaşanmasına neden oldu. Ocak’tan itibaren Kongre’nin iki kanadında da Cumhuriyetçiler çoğunlukta olacak. Zaten Temsilciler Meclisi’nde çoğunluk onlardaydı ama şimdi Senato’yu da aldılar. Bu, Cumhuriyetçiler’e Kongre’nin gündemini belirleme yetkisi verecek, hem iç politikada, vergiler, bütçe, sağlık gibi konularda hem de dış politikada daha çok rol oynayabilecekler. Dış politikayı şekillendirme fırsatı geçiyor ellerine. Amerikan Anayasasına göre Senato önemli görevlere atananları, büyükelçileri, Dışişleri Bakanlığı atamalarını onaylamak durumunda. Daha çok sesleri duyulacak.”

Bu değişikliğe ne yolaçtı? Seçmenler iç politikada Başkan Obama’nın hangi kararlarını beğenmedi ve tepki gösterdi?

JM: “Sandık başında oylarını kullandıktan sonra seçmenlere sorduk, birçok kişi çeşitli nedenlerle öfkeli ve sinirliydi, hayal kırıklığı içindeydi. Ara seçimlerde özellikle de başkanların ikinci dönemlerinde seçmenlerden bu tür tepki görmeleri Amerikan siyasetinde alışık olduğumuz bir durum. Halkın ne olursa olsun başkanı sorumlu tutması olağan. Başkan Obama da bir bakıma bu tarihi geleneğin kurbanı oldu. Birçok kişi hala ekonominin geleceğinden kaygılı. Çocuklarının geleceğini düşünüyor. Bu genelde Amerikan Rüyası olgusunun itici gücüdür, şimdi o kaybolmuş görünüyor. Ekonomiyle ilgili uzun dönemli kaygılar var. Elbette Ortadoğu’daki durum, IŞİD’in yükselmesi, ebolayla ilgili kaygılar seçmenler arasındaki genel hoşnutsuzluk ve güvensizliğin artmasına neden oldu. Cumhuriyetçiler de seçimi başkan için bir referanduma dönüştürmekte başarılı oldu. Bu da Cumhuriyetçi seçmeni daha enerjik, daha oy kullanmaya istekli hale getirdi ve sandık başına götürdü. Başkan Obama’yı 2008 ve 2012’de iki kez seçen Demokrat seçmenler ise evde oturmayı tercih etti. Oy verme heyecanı yoktu Demokratlar’da. Bu nedenle Cumhuriyetçiler bundan sonra Washington’un gündemini belirlemeye hazırlanıyor.”

Dış politikaya geçmeden iki konuyu gündeme getirmekte yarar var. Sağlık reformu ve göçmenlik yasa tasarısı. Cumhuriyetçiler sağlık reformunu geri çevirmeye çalışabilirler mi, göçmenlik reformu konusunda Başkan Obama ne yapabilir? Ya da birşey yapabilir mi?

JM: “Amerika’da Latin kökenli Amerikalılar hızla büyüyen bir seçmen grubu. Başkan’ın seçilmesinde önemli rol oynadılar. Kapsamlı göçmenlik reformu istiyorlar. Milyonlarca kaçağın yasal statüye kavuşturulmasında ısrarlılar. Bu onlar için çok önemli bir konu. Kongre’deki Cumhuriyetçilerse genel olarak buna karşı. Önümüzdeki birkaç yılın en önemli konusu yine göçmenlik reformu olacak gibi görünüyor. Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner seçimden hemen sonra Başkan’ı bu konuyu kararnameyle çözümlememesi konusunda uyardı. Boehner “Böyle bir girişim, kuyudaki suyu zehirler” diye konuştu. Göçmenlik konusunda iki parti arasında bir kriz yaşanması mümkün. Bu uyarıya rağmen başkan kendisini ve partisini destekleyen önemli bir seçmen grubu olan Latinler’e onları önemsediğini göstermek için kararname çıkarabilir, sağlık reformu başkanın en büyük iç politika başarısı bu yüzden Obama için çok önemli. Cumhuriyetçiler bunu değiştiremeyeceklerini biliyor ama küçük değişikiliklerle bunu zorlayacaklar. Başkan da reform yasasını savunacaktır çünkü birçok Demokrat bu reformun önemine inanıyor. Bence Cumhuriyetçiler önce vergi reformu, ticaret gibi daha az tartışmalı olan konularla başlayıp bir başarı çizgisi yakalama yoluna gidecek. Kongre ve Başkan arasında birçok kriz yaşandı ve Amerikalı seçmen de artık Washington’u çalışır görmek istiyor ve bu noktada politikacılara açık bir mesaj verdi.”

Gelelim dış politikaya, bütün dünya, müttefik ülkeler Amerikan seçimlerini izledi. Kongrenin ele alacağı en önemli konular neler olacak, özellikle IŞİD ve İran nükleer görüşmeleriyle ilgili olarak nasıl bir politika bekliyoruz Amerika’dan?

JM: “Washington’da parti dengesinin değişmesi, güç dengesini etkiler. Cumhuriyetçiler hem Senato’da hem de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçirdiği için bundan sonra koordineli bir şekilde kendi politikalarını öne çıkaracaklar.Bu da dış politikada şu anlama geliyor. Hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senatoda önemli komisyonların başkanlıklarına Cumhuriyetçiler gelecek. Örneğin Silahlı Hizmetler Komisyonu’nun başına eski başkan adayı Arizona senatörü John McCain gelecek. Askeri konulara bakacak, daha muhafazakar, daha atak bir politika izleyecek. Tennesseeli Bob Corker Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olacak, dış politika hedeflerini belirleyecek. Dış politikanın şekillendirilmesinde Cumhuriyetçiler daha büyük rol oynayacak. IŞİD’den söz ettiniz, örneğin Senatör McCain bu konuda daha agresif bir politika izlenmesini istiyor.Kongre’de bu konuda yapılacak tartışmalar ilginç olacak. Cumhuriyetçiler daha geniş bir bölge politikası mı düşünüyor. Böyle bir politika bölgedeki Türkiye gibi müttefik ülkeleri nasıl etkiler? Bunu bütün dünya izliyor olacak.”

Agresif politika derken, bölgeye Amerikan kara birlikleri gönderme konusu gündeme getirilebilir mi Kongre’de?

JM: “En azından bunun tartışılacağını düşünüyorum. Senatör McCain ve Senatör Lindsay Graham konuyu gündeme getirebilir. Çünkü biliyoruz ki bugüne kadar IŞİD’e karşı izlenen stratejilerin yeterli olmadığını savunuyorlar. Bu noktada Cumhuriyetçiler için bir risk de var. Kamuoyu yoklamaları Amerikalılar’ın büyük bölümünün bölgeye asker gönderilmesini istemediğini gösteriyor. Irak ve Afganistan savaşları yüzünden Amerikalılar savaş yorgunu....Yine de tartışılacaktır bence...Buarada Başkan Obama’nın asker gönderilmesine şidetle karşı olduğunu da hatırlatmakta yarar var.”

Seçimlerin hemen ardından siyasi yorumcular 2016 başkanlık seçimlerini gündeme getirmeye başladı. Eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve New York Valisi Chris Christie’nin aday olacağı tahmin ediliyor. Bu seçimlerin 2016’da Demokrat Parti’yi zor bir mücadele beklediğine işaret ettiğini söyleyebilir miyiz?

JM: “Seçim daha yeni bitti ve iki yıl sonrasını tartışıyoruz. Uzmanlar, medya, politikacılar herkes 2016’yla ilgili tahminler yapıyor.Elbette başkanlık seçimleri Kongre seçimlerinden çok daha önemli. Özellikle de iki dönem görev yapmış bir başkan varsa. Şu an tablo şöyle. Demokratlar halk desteğini kaybeden bir başkana sahip. Buna karşılık adaylığını koyarsa eğer, aday gösterebilecekleri bir liderleri var. Eski Dışişleri bakanı Hillary Clinton bence kolayca Demokrat Parti başkan adaylığını alacak kriterlere sahip. Cumhuriyetçilerse henüz bir aday üzerinde birleşmiş görünmüyor. Chris Christie kuvvetli bir aday olabilir ancak eski Florida Valisi Jeb Bush’un da adı geçiyor. Üçüncü bir Bush’a seçmen oy verir mi? Onu bilmiyoruz. Şu anda kamuoyu yoklamaları fazla sıcak bakmıyor bu adaylığa ama daha iki yıl var önümüzde. Ted Cruz, Marco Rubio, Rand Paul gibi başka isimler de var öne çıkan. Hillary Clinton biliyorsunuz bir kez seçim kaybetti. Bu kez alabilir mi? Esas soru bu 2016 için...Peki Amerika Hillary Clinton’a buna hazır mı? İki yıl var önümüzde. Çok heyecanlı bir başkanlık seçimi olacağı kesin.”

XS
SM
MD
LG