Erişilebilirlik

Levent Tüzel: ‘Barış Mümkün Olmayabilir’


Levent Tüzel

Levent Tüzel

HDP'nin Seçim Hükümeti'nden ayrılma kararıyla birlikte gözler ilk gün kabine davetini reddeden Levent Tüzel'e çevrildi. 1 Kasım için aday gösterilmeyen HDP İstanbul Milletvekili Tüzel, Amerika'nın Sesi'ne, "AKP ancak savaş ile başarı elde edebileceği düşüncesinde. Bu ülkede huzur ve barış ortamını bulmak mümkün gözükmüyor. Silahlar sussa bile gerçek anlamda barış olmayacaktır" dedi.

Seçim Hükümeti kurulduğunda CHP ve MHP, katılmama kararı almıştı. MHP'den Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş'in bakanlık daveti kabul etmesi şaşkınlıkla karşılanmış ve partiden ihracına yol açmıştı. Bir başka sürpriz ise Seçim Hükümeti'nde yer alacağını açıklayan HDP'den davet alan üç isimden birisi olan Levent Tüzel'in bakanlığı reddetmesi olmuştu.

Seçim Hükümeti kurulmasından 26 gün sonra ise HDP, kabineden çekilme kararı aldı. HDP'li bakanlar Ali Haydar Konca ve Müslüm Doğan, istifa ettiklerini açıkladı ve beraberlerinde İdris Balüken ve Ertuğrul Kürkçü ile birlikte basın toplantısı düzenlendi. Konca, "Fiilen görevi yürütmedeki olumsuzluklar, zorluklar nedeniyle bugün itibariyle istifa etmiş bulunuyoruz. Taraflı, bağımlı ve Saray güdümlü AKP'nin seçim hükümetinden çekiliyoruz. İki bakan olarak partimizin yetkili organlarıyla yürüttüğümüz istişare doğrultusunda istifa ettik. 7 Haziran'da başkan yaptırmadığımızı, 1 Kasım'da tekrar başkan yaptırmayacağız. 7 Haziran'da iktidarını sarstığımız AKP zihniyetini 1 Kasım'da iktidardan alacağız" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “fiili olarak rejimi değiştirdiğini” ifade ettiğini hatırlatan Konca, "Bunu meşrulaştıracak yeni bir Anayasal düzenleme istemesi bile çok tanıdık olan darbe konseptinin geldiği aşamayı açık bir şekilde ele vermiştir. Bu darbe ve savaş konseptinin tüm ülkede neler yaptığını Lice, Silvan, Diyarbakır, Sur, Şemdinli, Yüksekova, Hakkâri, Silopi, Cizre, Şırnak, Varto, Dersim başta olmak üzere tüm halklarımız ve dünya kamuoyu yakından görmüştür" dedi. Konca, HDP'nin 7 Haziran'da sloganlaştırdığı "Seni başkan yaptırmayacağız" sözünü anımsatarak, açıklamasını noktaladı.

Bu arada AB Bakanlığı'ndan istifa eden Al Haydar Konca'nın yerine Star gazetesinde dış politika yazıları yazan Galatasaray Üniversitesi Öğretim üyesi Beril Dedeoğlu atandı. Kalkınma Bakanlığı'ndan istifa eden Müslüm Doğan'ın yerine ise Müsteşar Cüneyd Düzyol getirildi.

HDP'nin bu kararı almasından günler önce Seçim Hükümeti ile barış için adım atılamayacağını belirterek bakanlıktan vazgeçen ilk isim Levent Tüzel ise, yaşanan süreci Amerika'nın Sesi'ne değerlendirdi. HDP içerisinde 2011'deki genel seçimler arifesinde oluşturulan seçim ittifakı çerçevesinde, Tüzel Emek Partisi'ni temsilen yer alıyordu. Geçtiğimiz 24. Dönem bağımsız olarak seçilen ve sonrasında BDP-HDP'de siyaset yapan Tüzel, 7 Haziran'da HDP İstanbul Milletvekili olmuştu.

Neden ilk anda Seçim Hükümeti'nde yer almayı reddetme gerekçesini "savaş ortamını yürüten hükümet olması" olarak belirten Tüzel, Emek Partisi olarak doğru bir karar aldıklarını düşündüklerini vurguladı. Şimdi HDP'nin Seçim Hükümeti'nden ayrılma kararı içinse şunları ifade etti: "Arkadaşlarımız bir anlamda sabır göstermiş oldular. Onlar HDP'nin kararı doğrultusunda partiye verilmiş oyların temsilini sağlamak, anayasal bir hakkı kullanmak, olabiliyorsa savaşı önlemeye çalışmak, Hükümet'in gibi uygulamalarında bunu engelleyici bir işlev yerine getirmek amacıyla hareket ettiler. Ama biz bunu öncesinde görmüştük ki böyle birşey mümkün değil. Eğer CHP ve MHP ile birlikte hükümette yer alınsaydı belki bu bit ölçüde tartışılabilirdi."

HDP'nin, Seçim Hükümeti'nde yer almasıyla halkta bir şeyler yapılabileceği beklentisi oluştuğunu kaydeden Tüzel, bunun mümkün olmamasıyla sıkıntı yaşandığını söyledi. Dolayısıyla HDP'nin gecikmiş ama doğru bir karar aldığını ifade eden Tüzel, Seçim Hükümeti'nde HDP'nin yaşadığı sıkıntıyı şöyle yorumladı: "Bir taraftan Cumhurbaşkanı bir taraftan Başbakan o günden bugüne daha doğrusu 7 Haziran'dan bugüne HDP'nin seçim başarısını hazmedemeyen, AKP'nin tek başına hükümet olmamasındaki gerekçeyi HDP'de arayan, HDP'yi baraj altı bırakmak için çok açıkça halka hedef gösteren, terör uzantısı suçlamasıyla 6 milyon insanın iradesini yol sayan ve en son yerli-milli istiyoruz diyerek HDP'de temsil edilen iradeyi milli saymayan bir yaklaşım var. Böylesi kabinede bir şeyler yapacağını düşünmek aymazlık haline gelmiş olur. Dolayısıyla HDP yönetimi ve arkadaşlarımız bunun doğru olmadığını görüp istifa ettiler. Böylece HDP, toplumsal muhalefet, demokrasi, eşit haklar ve demokrasi isteyen güçlerin AKP'nin yanında hiçbir şekilde yan yana durmamak gerektiği beklentisini yanıtladı ama aradan zaman geçmiş oldu."

Milletvekili listesinde adı olmayınca parti hukukuna uyulmadığı için listeye alınmadığı yönündeki değerlendirmelerde haklılık olmadığı görüşünü de paylaşan Tüzel, Emek Partisi olarak HDP ile 1 Kasım için seçim ittifakı kurulmadığını aktardı. Ancak memleket ve demokrasi-barış için HDP'ye destek olacaklarını kaydeden Tüzel, "Bu mesele bir haksızlık gibi görülmemesi gerekiyor sonuçta politik karar" diye konuştu. Kürt Sorunu'nun çözümü açısından ise, Türkiye'de Kurban Bayramı vesilesiyle bugünlerde terör olayları ile operasyonlar olmamasını da değerlendiren Tüzel, barış umudunu taşımak gerektiğini söyledi. Barış Süreci için hem devlete hem de PKK'ya çağrı yapıldığını anımsatan Tüzel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Silahlar sussun diye talep etmiyoruz silahlar gömülsün" açıklamasını kritik bulduğunu dile getirdi. "Çözüm Masası'nı deviren, Dolmabahçe Mutabakatı'nı reddeden" dediği anlayışla Kürt Sorunu çözümünde gerekli olan demokratik düzenlemeleri gerçekleştirme niyeti görmediğini söyleyen Tüzel, Cumhurbaşkanı ve AKP Yönetimi'nin barış niyetinde olmadığı ve bunu amaçlamadığının anlaşıldığını ifade etti.

1 Kasım Genel Seçimleri'ne Türkiye'nin bu bayram vesilesiyle olduğu gibi çatışmasızlık ortamıyla gidilmesini arzu ettiklerini belirten Tüzel, ancak oldukça karamsar. Sadece 1 Kasım açısından değil sonrası için de barış atmosferi sağlanmasından yana ciddi eleştirileri olan Tüzel, Başkanlık Sistemi olmadıkça Türkiye'de huzur olmayabileceği yönündeki endişeleri şöyle açıkladı: "AKP, ülkeyi savaş koşullarında seçime götürerek HDP'yi ve Barış güçlerin, zayıflatmak istedi. Bunun mimarı Tayyip Erdoğan. AKP'yi de Bakanlar Kurulu'nu da Yeni milletvekili aday listesini de belirleyen ve kendi amaçlarına-hedeflerine bir ölçüde uyarlayan Cumhurbaşkanı.. Dolayısıyla Başkanlık Sistemi'nde ısrar ettiği sürece HDP'yi baraj altı bırakıp tek başına bir iktidar ile fiilen bir Başkanlık Sistemi'ni kurmadığı sürece bu çatışmalı ortamdan beslenecek görünüyorlar. Umudumuzu korumak istiyoruz. Bütün bir halk savaşla teslim alınmak, 'Ben olmazsam kaos, istikrarsızlık olur' diyen AKP'yi adeta halka dayatan bir siyaset tarzı var. 7 Haziran'dan sonra 1 Kasım seçimleri yapılmasının yegane nedeni bu. Koalisyon kurulmaması, ana muhalefet liderine görev verilmeyişi, anti-demokratik seçim hükümeti kuruluşu. AKP ancak savaş ile başarı elde edebileceği düşüncesiyle ülkede huzur ve barış ortamı bulunmak mümkün gözükmüyor. Erdoğan ve AKP yönetimi senaryoyu devreye soktu devletin zor gücüyle tek başına iktidar ve fiilen Başkanlık Sistemi ile devletin Saray'a bağlı olarak yeniden organize edilmesi amaç. Silahlar sussa bile gerçek anlamda barış olmayacaktır."

XS
SM
MD
LG