Erişilebilirlik

Kürt Gazete Dağıtıcısı Öldürüldü


Uzun yıllar sonra bir gazete çalışanı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Kürt siyasi hareketine yayın yapan Azadiya Welat (Özgür Vatan) ve Özgür Gündem gazetesi dağıtıcılarından Kadri Bağdu, dün Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Şakirpaşa Mahallesi’nde sabah saatlerinde kimliği belirsiz kişi ve kişilerce uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.

Otopsi raporunda beş kurşun

Adana Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsinin ön raporunda Bağdu’nun vücuduna beş kurşun isabet ettiği belirtildi. Konuyla ilgili soruşturmayı yürüten Adana Emniyet Müdürlüğü’nün henüz herhangi bir şüpheliye ulaşmadığı belirtiliyor. Saldırıdan son günlerde Kürt siyasi hareketine karşı eleştirilerini arttıran Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümeti sorumlu tutan Özgür Gündem gazetesi, gazetenin bugünkü nüshasında birinci sayfasına Özgür Basına Erdoğan Kurşunu’ manşetini attı.

Bağdu, Adana’da toprağı verilirken gazeteci meslektaşları İstanbul’da Özgür Gündem gazetesi önünde toplandı. Ellerinde Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazeteleri bulunan gazeteciler, sık sık “özgür basın susturulamaz” sloganı attı. Kürt basını adına açıklama yapan avukat Eren Keskin, bu saldırının özgür basını susturmaya yönelik olduğunu söyledi.

Eren Keskin: ‘Kalemimizi asla bırakmayız, ölümden kaçmıyoruz’

Avukat Keskin, “17 yıldır büyük fedakarlıkla gazetelerimizi dağıtan arkadaşımız kalleşçe bir saldırı sonucu özgür basın şehitleri kervanına katılmıştır. 90’ların hatırlatan bu cinayetin gözdağı olduğunun bilincindeyiz. Bu saldırıyı gerçekleştirenler ve onun arkasındaki karanlık güçler bilmelidir ki kurşunlar karşısında gerçekleri yazan kalemimizi yerde bırakmadık asla bırakmayacağız. Asit kuyularında erime, sokak ortasında öldürülme, faili meçhullerde kaybolma ve tutuklama pahasına ölümden kaçmadık, kaçmıyoruz” dedi.

Bağdu cinayeti 1990’ların Güneydoğu’sunu akla getirdi

Eren Keskin’in atıfta bulunduğu olaylar, çoğunlukla 1990’lı yıllarda Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleşti. 1992 yılında Deng ve Azadi gazeteleri muhabirlerinden Mehmet Sait Erten’in öldürülmesiyle başlayan 4 yıllık süreçte bölgede görev yapan ve aralarında Ferhat Tepe, Musa Anter, Hafız Akdemir gibi isimlerin de bulunduğu 26 gazeteci öldürülmüştü. Gazetelerin bayilerde satılmasına izin verilmemesi nedeniyle birçok gazete dağıtıcısı da baskı, şiddet baskıya maruz kalmış, öldürülenler olmuştu. Özgür Gündem’in Nisan 1994’te kapatılmasının ardından kurulan Özgür Ülke gazetesinin İstanbul’daki bürosu da bombalanmış ve olayda bir kişi ölmüştü.

TGC: ‘Devlet bu saldırıyı derhal aydınlatmalı’

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto da anma etkinliğine katılan isimlerden biriydi. Bu cinayetle yeni bir baskı döneminin başlatılmak istendiğini söyleyen Olcayto, “Ancak bu baskılar bizleri ve elbette gerçek gazetecileri yıldıramaz. Devleti düşen sorumlu ya da sorumluları derhal bulması ve bu saldırıyı açığa çıkarmasıdır” dedi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Kuleli ise basının bunun hesabına soracağız açıklamaları yapmasına rağmen gereken eylemliliğin sergilenmemesini gazetecilerin fikri bölünmüşlüğüne bağladı. Kuleli, “Bunca yıldır gerçekleri yazmak isteyenler öldürüldü, cezaevlerine atıldı. Biz neden bunun hesabının soramıyoruz. Türkler öldürüldüğünde Türkler, Kürtler öldürüldüğünde Kürtler mi yazacak? Duygu ve söylem birliği içinde olmalıyız. Birlikte buradan çıkabiliriz. Artık örgütlenelim hesabı birlikte soralım” diye konuştu.

Ayşe Düzkan: ‘90’larda benzerleri yaşandı ama şimdi konjonktür değişti’

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Disk Basın-İş’ten Ayşe Düzkan ise yaşanan saldırının 1990’ları akla getirdiğine ancak politik durumun o yıllardan farklı olduğuna dikkat çekti. Gazeteci Düzkan, “Bizim bugün yaşadığımızı 90’larda zaten yaşadık. Sadece Türkiye Cumhuriyeti değil birçok devlet zorda kalınca buna başvuruyor. Korkulu rüya gibi geri döndü gibi görülüyorsa da Kürt siyasi hareketi bugün 20 öncesine göre daha güçlü. Batı’yla bağları kuvvetli, sözü daha çok geçiyor. O gün yaşanan trajediydi. Şimdi bu saldırıyı uygulayanlar için trajediye dönüşebilir” dedi.

RSF de saldırıyı kınadı

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) ise Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık dönemi akıllara getiren saldırıyı kesin bir dille kınadı. RSF Temsilcisi Erol Önderoğlu, “Son dönemde iktidar kanadından gelen açıklamalara bakılırsa hukuk devletine meydan okuyan bir sürece girildiğini görmekteyiz” diye dedi.

Yorumunuz

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG