Erişilebilirlik

'Kürt Devleti İlan Etmek Gibi Düşüncemiz Yok'


Salih Müslim Eylül ayı başında Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada

Salih Müslim Eylül ayı başında Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada

Suriye’de vekalet savaşının başladığı 2011 yılından beri zaman zaman tartışmaların merkezinde yer alan PYD-YPG yeniden gündemin ilk sıralarında.

Şam’ın “ABD ile fazla yakınlaşmakla”, Türkiye’nin “Bağımsız Kürt Devleti kurmaya çalışmakla” suçladığı PYD-YPG ne yapmaya çalışıyor? PYD lideri Salih Müslim Amerika’nın Sesi’nden Hediye Levent’in sorularına telefondan yanıt verdi.

VOA: “Türkiye ile temasınız var mı?”

SALİH MÜSLİM: “Hayır görüşmelerimiz olmadı, 2 seneden beridir yok.”

VOA: “Daha önce Türkiye’yi ziyaret etmiştiniz.”

MÜSLİM: “İstanbul’u... 2 sene önceydi, en son 2014’teydi.”

VOA: “Türkiye ile görüşmeler hangi aşamadaydı?”

MÜSLİM: “Bir aşamaya gelmemişti. O zaman Kobani meselesi başlamamıştı. O görüşmeler bizi bir yerlere çekmek içindi. Bir aşama, ciddi bir şey yoktu. Biz ne istiyoruz, onlar ne istiyor filan… Böyle şeyler üzerineydi. Bizi, bazı yerlere çekmek için yapılmıştı.”

VOA: “‘Eğer Suriye Kürtleri ÖSO ile birlikte hareket etseydi Türkiye’nin müttefiki olabilirdi’ iddialarına katılıyor musunuz?”

MÜSLİM: “Hayır, Türkiye bizim teslimiyetimizi istiyordu. Özgür Suriye Ordusu dediğiniz bir ordu da yok, özgür de yok. Bunlara nasıl katılmamızı istiyorlarsa bilmiyorum. Onlar (Türkiye) daha çok politik yönden, ‘oradaki koalisyona (SUK-Suriye Ulusal Konseyi) filan katılabilirsiniz’ dediler. ‘Evet, koalisyona katılırız ama şartlarımız vardır’ dedik. Biriyle birleşmek anlaşmak için en azından bizi tanımaları gerekiyor. Bizi tanısınlar, haklarımızı tanısınlar, bilelim nereye kadar gidebileceğimizi. Katılırız diye düşündük.

Ama gidip onlara katılacaksınız…

Nasıl katılalım? Anlaşmadan, tanınmadan, bize bir şey vermeden nasıl geçineceğiz? Yok demedik de “bizi tanısınlar öyle girelim” dedik. (Türkiye ve İstanbul’daki görüşmeler) daha çok politik yönden koalisyon meselesi ile ilgiliydi.”

VOA: “Türkiye ile temaslarınızın olduğu dönemde, ‘bizi tanısınlar’ şartınız vardı. Tanımadan kastınız, tanınmanın tam çerçevesi ne?”

MÜSLİM: “Biz ne için savaşıyoruz, ne için bu kavgayı ediyoruz? Herkesin bir hedefi oluyor. Bizim de bir hedefimiz var; demokratik Suriye. Zaten o zamanki Ulusal Suriye Meclisi Kürt diye bir şeyi hiç tanımıyordu.”

VOA: “Türkiye, YPG ve PYD’nin PKK’nın uzantısı olduğunu, bağımsız Kürt devleti istediğinizi savunuyor.”

MÜSLİM: “Biz öyle bir iddiada bulunmadık, söylemedik. Bağımsız Kürt devleti filan demedik. Projelerimiz açıktır. Karalamak için her şey söylenebilir. Bizim oradaki demokratik hareketimizi bir yere çekmek istiyor. Düşman görüyor, düşman gördükten sonra bir neden uydurabilir. Kamuoyunda karalamak için uydurulan bahanelerdir. Onlar da bunu biliyorlar. Kesinlikle reddediyoruz.”

VOA: “Tam olarak hedefiniz ne? Bağımsız devlet, özerklik?”

MÜSLİM: “Bizim çarşaf çarşaf her yerde yayınladığımız şeylerdir. Biz özümüzden (içten) gerçekten demokratik bir Suriye, Kürtler’in demokratik haklarına kavuşmasını istiyoruz. Merkeziyetçi olmayan demokratik bir Suriye… Kürtler’le Araplar var, Süryaniler var, hepsi onlarca yıl bastırılmıştır. Böyle merkeziyetçi, katı bir devlet uygun değildir. Hem inanç hem etnik köken bakımından özgürlük olması gerekiyor, bir şeyler alınması, elde edilmesi gerekiyor. Bunun için savaşıyor bütün Suriye halkı.”

VOA: “Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda yaklaşımınız?”

MÜSLİM: “Bölünme, parçalanma, hiçbir zaman istemedik. Elimizden geldiği kadar da (bölünmeye) engel oluruz. Birleşik Suriye istiyoruz.”

VOA: ABD ile ilişkileriniz nasıl? ‘Suriye Kürtleri açık kapı politikasından vazgeçip bütün yumurtaları Amerika sepetine doldurdu şeklinde değerlendirmeler’ var.”

MÜSLİM: “Öyle bir şey yok. Herkes kendi yorumunu yapıyor. Demokratik Suriye güçleri ile DAİŞ’e karşı uluslararası koalisyon arasında bir anlaşma vardır. Bu anlaşma içinde Suriye Demokratik Güçleri’ni temsil eden güçler de vardır, politik güçler de vardır. Bu çerçevede alış verişimiz oluyor. ABD’nin Suriye temsilcisi ile, Ruslarla, Avrupalılarla bu çerçevede görüşmelerimiz oluyor. Bizim kimseyle imzaladığımız bir anlaşma filan yok.

Bir sepet meselesi de yok. Yani ‘bütün yumurtaları toplayıp bir sepete koyuyorsun’ değil. Her tarafla görüşüyoruz. Kim bizimle konuşmak isterse, bizi anlamak isterse, diyalog kurmak isterse biz varız. Buna her zaman açık olduk.

ABD’lilerle bazen resmi bazen gayrı resmi görüşmelerimiz oluyor. Bazen İngilizler’le, Avrupalılar’la oluyor. Bu çerçevede hareket ediyoruz. Kimseyle imzaladığımız bir anlaşma yok.”

VOA: “Haseke’de NDF-Asayiş arasındaki gerginlikle başlayan çatışmaların sebebi tam olarak neydi?”

MÜSLİM: “Biz şöyle düşünüyoruz: Zamanlama bakımından bakarsanız çok hassas bir dönemde oldu. Menbiç meselesi oldu. Türkiye Cerablus’a girdi. ‘YPG-SDG Menbiç’tedir, biz de buradan saldıralım’ yaklaşımı…

Daha önce de Türkiye-Şam arasındaki görüşmeler vardı, bir de İran ile… Türkiye-Suriye arasında ister danışıklı olsun ister olmasın hem Haseke’deki olaylar hem Türkiye’nin Cerablus’a girmesi hepsi beraber bir zamanda geldi.

Şam-Ankara-Tahran arasında bir şeydi. 'Kürtler’i boğalım, demokratik hakları elde etmesinler, bu arada söküp atarız’ gibisinden. Haseke’deki olaylar başlar başlamaz bir de DAİŞ saldırısı oldu Şeddade’de (Şeddade Haseke-Deir Ez Zor arasında ve IŞİD’in Irak’tan Suriye’ye lojistik güzergahlarından biri ve petrol zengini. Bir süre önce SDG-YPG’nin eline geçti) IŞİD, 2 bin 500 militanla, bir sürü araç gereçle saldırdı.

Sanırım bu konsept çerçevesinde gerçekleşiyor bütün bunlar.”

VOA: “Şam’a göre, Rimelan’daki ABD üssü, ABD özel kuvvetlerinin sahadaki varlığı hem Rusya’yı hem Şam’ı rahatsız etti. Haseke’deki çatışmaların temelinde bu var. Türkiye de fırsatı değerlendirip Cerablus’a girdi.”

MÜSLİM: “Bizim düşüncemize göre Kürtler’in zayıf olduğu bir anda bütün güçlerin bir araya geldiği bir konsept çerçevesinde oldu. Biz böyle düşünüyoruz.

Amerikalılarla bir ilişkisi yok. Amerikalılar ancak havadan vurabilir. Birkaç kişi varsa… önce de vardı, sonra da varlar. Kimse bir şey demiyor onlara.”

VOA: “ABD özel kuvvetlerden mi bahsediyorsunuz?”

MÜSLİM: “Bilmiyorum. Askeri birkaç uzman varsa, özel kuvvetler denilemez. Benim bildiğim, 200-300 kişilik, 250 kişilik bir güç varsa özel kuvvetler filan değil bunlar, sadece danışma veya eğitim şeyiyle olabilir. “

VOA: “YPG’nin eğitimi mi?”

MÜSLİM: “Demokratik Suriye Güçleri’nin. Hem Araplar, hem Kürtler, Süryaniler filan hepsi var içinde.”

VOA: “Rakka operasyonu tartışılıyor. Türkiye, Rakka operasyonuna katılırsa siz de katılır mısınız? YPG’nin Rakka’ya operasyon ihtimali var mı?”

MÜSLİM: “Politik olarak şöyle düşünüyoruz: Rakka’da DAİŞ olduğu sürece biz evimizde rahat değiliz. Bütün belalar oradan çıkıyor. Bundan bir şekilde kurtulmamız gerekiyor. Nasıl olacak, kimlerle girilecek? Bu, silahlı güçlere bağlı bir şey. Demokratik Suriye Güçleri ve uluslararası koalisyonun anlaşmalarına bağlıdır. Ama Türkiye’nin amacı başka. Türkiye şimdiye kadar Cerablus’un işgal edilmesi şu bu.. Tek derdi DAİŞ ile bağı kesilmesin. Cerablus meselesi olmasaydı belki Rakka meselesi, Rakka’nın özgürleştirilmesi harekatı başlayabilirdi. Türkiye’nin (Cerablus’a) girmesi bunu hem engelledi hem de DAİŞ ile bağını kesmedi. Sürekli temastadır. Daha önce sınırda ilişki kuruyorlardı şimdi 10 km Suriye’nin içinde ilişki kuruyorlar. Gerçekte neler olup bittiğini bilmiyoruz ama o bağların hala devam ettiğini biliyoruz.

Rakka meselesinde ciddi bir çaba ya da DAİŞ ile savaşıyor gibi yapması hiç kimseye inandırıcı gelmiyor. Çünkü hala bağları vardır. Onun için Türkiye ile böyle bir şey yapılmasına (Rakka operasyonu) kimse güvenmez, kim bilir belki arkadan vurur. Türkiye’nin böyle bir mücadeleye girişmesi inandırıcı değil. DAİŞ’e karşı Türkiye’nin niyeti kuşku uyandırıyor.”

VOA: “Cerablus’tan sonra kantonları birleştirme çabası artık bitti mi?”

MÜSLİM: “Suriye özgürleştikten sonra zaten birleşecek. Bazı yerlerde Arap varsa, Türkmen varsa, Kürtler varsa onlar zaten anlaşabilirler. Sanki o aradaki boşluk (Kobani-Afrin arasındaki bölge) kapanacak, orada bir devlet kurulacak… Öyle bir şey yok. Kimse de böyle bir şey düşünmüyor. Yalnız orada Suriye’nin bir parçası işgal altındadır. Oranın muhakkak kurtarılması gerekiyor. Oradaki halkın yüzde 50’si Kürtse bizim elimizde olan bir şey yok. Suriye’de istikrar sağlandığında zaten birleşmiş olacak.

Birleştirmek için çabalıyoruz gibi bir derdimiz yok. Bugün de olabilir yarın da olabilir. Ne zaman DAİŞ giderse, istikrar sağlanırsa birleşmiş olacak. Oradaki halktan kuşkumuz yok zaten. Biliyoruz birbirimizi, zaten akrabayız, bu kadar senedir birbirimizi tanıyoruz. Ancak oraların özgürleşmesi gerekiyor.

Elimizden gelse Şam’a kadar gideriz, orayı da kurtarırız ama elimizden bu geliyor. En azından Kürtlerin çoğunluk olduğu yerlerde daha rahat hareket edebiliriz ama birleştirme ya da Kürt Devleti ilan etmek gibi bir şeyimiz yok, o düşüncede zaten olmadık.”

VOA: “Rusya, Şam ve İran ile temaslarınız devam ediyor mu?”

MÜSLİM: “Rusya’da (Rojava) özerk yönetimin bir bürosu var. Büro yoluyla temaslar devam ediyor. Ama İran’la bir temasımız olmadı, ilişkimiz filan yok.”

VOA: “Türkiye’nin Cerablus operasyonu, ABD-Rusya destekli ateşkesin çökmesi vs son gelişmeler göz önüne alındığında önümüzdeki günler ne getirir?”

MÜSLİM: “En baştan söyledik ama bazıları dalgaya aldılar. Suriye artık bir bataklık olmuş. Kim Suriye’ye adım atmışsa batağa adım atıyor. Türkiye için de aynı şey söz konusu. İşgal başladığında dedik, “Türkiye Suriye bataklığına girmiştir. Artık nereye gideceği belli değildir.” Gerçekten de ne yapacak bilmiyorum.

Yalnız bizim bir planımız, stratejimiz var. Biz ne olursa olsun, kendimizi koruyacağız. Kim üzerimize gelirse karşı çıkacağız, mücadele edeceğiz.

Haseke’de (Suriye ordusu-YPG çatışması) kendimizi savunduk. DAİŞ saldırıyor kendimizi savunduk.

Menbiç’te şurada burada elimizden geldiği kadar kendimizi, insanlarımızı savunuruz. Ne kadar elimizden gelirse…

Türkiye’nin bulunduğu yerlerde yerel güçler vardır. Ceyş ül Suvvar vardır, Cerablus Askeri Meclisi vardır, Azaz Askeri Meclisi vardır, Şahba Devrimcileri vardır. Bunların hepsi yerel örgütlerdir. Bunlar muhakkak kendilerini savunacaktır. Türkiye oraya varırsa Türkiye’ye karşı da savaşacaklar, kim gelirse gelsin.

Türkiye’nin kendi planları vardır. Giriştiği yerlerde, birkaç tane çete getirmiş. Günlük olarak aralarında çatışıyorlar. Nereye varacağı belli değil.

Geçenlerde Cerablus’taki emniyet sorumlusu öldürüldü. Kimin öldürdüğü belli değil. Türkiye’nin koyduğu bir adamdı.

Türkiye’nin tankları vuruldu, bu kadar askeri öldürüldü. Kimin vurduğu belli değil. Bataklıktır gerçekten. Onun için Türkiye bırakıp çekilebilirse iyidir.

Hem bunları (Türkiye’nin Cerablus’a yönelik operasyonuna katılanlar ve Suriye’de desteklediği gruplar) desteklemek…

Kimi kime karşı destekliyorsun?

Biz biliyoruz, oradaki Türkmenler hiçbir zaman Turancılık gibi şeyleri kabul etmezler. Oradaki Türkmenlerin bazıları Şii’dir, bazıları Alevi’dir. Türkiye ile inanç bakımından hiçbir zaman birleşmiş değildir. Sen kalkıp Golan Tepeleri’nden Türkmen’dir diye bir adam getirmişsin, başlarına koymuşsun. Kimse kabul etmez bunu. Cerablus’taki, Azaz’daki, Halep’teki Türkmenler kabul etmez.

Girdiğin köylerde demografik değişiklik yapıyorsun. Kimse kabul etmez. Bir gün, iki gün sonra ne olacak? Onların başına patlayacak.

Gerçekten Türkiye bu işgalle bir bataklığa girmiştir. Kimsenin boşu boşuna ölmesini istemeyiz. Bu bataklıktan ne kadar erken çekilirse, ak yüzlü (yüzü ak) çekilirse onun için daha iyi olur.”

VOA: “Suriye ordusu ile YPG’nin birbirleri ile savaşmaları veya birbirlerini reddetmeleri çok mümkün değil. Şam ile nasıl bir çözüm düşünüyorsunuz?”

MÜSLİM: “Haseke’deki çatışmalar bir şeyi gösterdi. (Suriye yönetimi-Suriye ordusu) Ne zaman el uzatırsa veya eski düşünce ile kalkıp Kürtleri, oradaki oluşumları, demokratik sistemi yok sayarsa muhakkak direnişle karşılaşacaktır. Haseke’de öyle oldu. En sonunda Haseke Meclisi’nin dayattığı şartları kabul etti.

Yarın bir demokratik Suriye oluşursa herkes yerini alacaktır. Aleviler’den olsun, Şiiler’den olsun, Kürtler’den olsun, Suriye’deki oluşumlardan ne varsa herkes demokratik haklarda anlaşacaktır.

Bu özgürleştirilmiş bölgeler de bir anlaşma ile tekrar yeni bir Suriye içinde yerini alacaktır. ‘Ben bunları kovacağım, yok edeceğim’ gibi eski politikalarla artık yürümez.”

XS
SM
MD
LG