Erişilebilirlik

Kırım Tatarları'nın Durumu Gün Geçtikçe Kötüleşiyor


Ukrayna'yı Kırım'a bağlayan Çongar'da yolu kapatarak dua eden Tatarlar

Ukrayna'yı Kırım'a bağlayan Çongar'da yolu kapatarak dua eden Tatarlar

İki yılı aşkın bir süre önce Rusya'nın bir oldu-bittiye getirerek işgal, daha sonra da ilhak ettiği Kırım Yarımadası'nda, Rusya'nın idaresini kabul etmeyen Tatar nüfus büyük baskı altında. Birçoğu radikal İslamcı damgası yiyerek tutuklanıyor, çoğu da Kırım'ı terke zorlanıyor

Kırım’ın Yalta kentindeki Svetoçnaya Sokağı’nda beş katlı bir apartmanın birinci katında kalabalık ailesiyle oturan Topuz Bahtiyar’ın evi 12 Şubat günü sabaha karşı maskeli ve silahlı kişilerin baskınına uğradı. Dairenin camını kırarak içeri giren saldırganlar Rusça bağrışmalarla Bahtiyar’ın eşini bir odaya, çocuklarını da diğer odaya kilitledi ve evde arama yaptı. Ardından kelepçeledikleri Bahtiyar’ı alıp gittiler. Geride dairede şok içinde kalmış bir aile ve cam kesiklerinin yol açtığı kan izleri kaldı.

35 yaşındaki Topuz Bahtiyar ayakkabı imal ediyor ve aynı zamanda iyi bir tasarımcı. Binanın eski bir anaokulundan bozma katını, harabe halinde satın aldıktan sonra kendi elleriyle onarıp elden geçirmiş. Dairede eşi, üç çocuğu, kardeşi ve yeğeni yaşıyormuş. Rus güvenlik güçleri dairesine baskın düzenlediğinde hepsi oradaymış.

Topuz Bahtiyar sonraki 12 saati Rus Federal Güvenlik Servisi’nin (eski KGB) karargahında hücrede geçirmiş. Geceyarısına doğru serbest bırakılan Bahtiyar’a Hizbül Tahrir üyesi suçlamasından dolayı gözaltına alındığı söylenmiş. Radikal örgüt Rusya’da yasaklı, ama Ukrayna’da serbestçe faaliyet gösteriyor. Bahtiyar’ın akrabaları, ailesiyle Kiev’e kaçmalarına yardımcı olmuş. Şimdi kendisi orada bir üniversiteye kayıt yaptırdı.

Bahtiyar yalnız değil. Akmescit’te (Simferopol) radikal örgüt üyeliğiyle tutuklanan Kırım Tatarı sanıklar da Rostov’da çıkarıldıkları mahkemede suçsuz olduklarını savundu.

Bahtiyar’ın dayısı Enver Oçilov, kendisini telefonla arayan Amerika’nın Sesi’ne, her sabah Kırım’da kötü bir şeyler olacakmışçasına haberleri taradığını söylüyor. Oçilov’un Kırım’da daha çok sayıda akrabası var ve hepsinin güvenliğinden kaygı duyuyor.

Oçilov, “Facebook’a mesaj koymaktan, telefonla aramaktan korkuyorlar” diyor ve “Onları aradığımda havadan sudan konuşuyoruz” diye ekliyor. Oçilov, kayıp vakalarının artmasından dolayı Kırım Tatar büyüklerinin gençlere sokaklarda tek başlarına dolaşmamaları öğüdü verdiğini söylüyor.

Her muhalife ‘radikal İslamcı’ damgası

Rusya’nın 2014 başında Ukrayna’ya bağlı Kırım Yarımadası’nı ilhak etmesinden bu yana bölgede Kırım Tatarları’na yönelik gözaltı, kayıp ve toplu gözaltı vakalarında artış oldu.

Rus yetkililer, tüm güvenlik önlemlerini terörle mücadeleye bağlıyor. İnsan hakları örgütleriyse, Kırım’daki bir avuç Tatar’ın ata yurtlarının Rusya tarafından ilhakını kabullenmediğine, bundan dolayı da radikal İslamcılıkla suçlandıklarına dikkati çekiyor.

Amerika’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Samantha Power Nisan ayındaki bir açıklamasında, Kırım’da muhalefete yönelik baskıların arttığını, kalan çok az sayıda bağımsız gazeteci ve eleştirel seslerin sistematik bir şekilde hedef alındığını söylemişti. Power şöyle devam etti: “Neredeyse Tatarlar’ın siyasi ifade ve örgütlenmesine yönelik her şey fiili olarak suç ilan edilmiş durumda”.

Kırım’ın ilhak edildiği günleri izleyen Mart 2014 başlarında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, o dönemin Kırım Tatar liderlerinden Mustafa Cemiloğlu’nu aramış, kendisiyle Kremlin’de görüşmeyi önermişti. Cemiloğlu Putin’in davetini kabul etmedi, tam aksine Kırım’ın derhal Ukrayna’ya iade edilmesi çağrısında bulundu.

Mustafa Cemiloğlu

Mustafa Cemiloğlu

‘Cemiloğlu Kırım’ın Mandelası’

Massachussetts Üniversitesi Darthmouth Kampüsü’nde İslam Tarihi üzerine uzmanlaşmış Profesör Brian Glyn Williams, Putin’in Cemiloğlu’nun davetini reddetmesine çok içerlediğini, Kırım’da baskıları arttırmasının da kaçınılmaz olduğunu belirtiyor.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Williams, Putin’in Kırım Tatar lideriyle Kremlin’de çektireceği bir fotoğrafın kendisine muazzam bir propaganda aracı sağlamış, üstelik Kırım’ı işgalini de meşrulaştırmış olacağını kaydediyor. Bir kitap projesi için bir süre Kırım’da yaşayan Williams, Rus işgalini reddeden Cemiloğlu’nu “Kırım’ın Nelson Mandelası” diye tanımlıyor. Halen Ukrayna Parlamentosu’nda milletvekili olan Mustafa Cemiloğlu (Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu) aynı zamanda Kırım’ın Rus işgalinden kurtarılması için yoğun bir uluslararası kampanya yürütüyor.

Bahçesaray'da Han Camii'de namaz kılan Tatarlar

Bahçesaray'da Han Camii'de namaz kılan Tatarlar

Nisan 2014’te Rusya’da bir mahkeme, Mustafa Cemiloğlu’nu “aşırı dinci” ilan ederek, hem Rusya’ya hem de Kırım’a girişinin beş yıl yasakladı. Akmescit’teki bir Rus mahkemesi de Cemiloğlu hakkında gıyaben tutuklama kararı çıkardı. FSB’nin kayıtlarında Mustafa Cemiloğlu en çok aranan suçlular listesinde bulunuyor. Aynı yıl 20 Mayıs’ta Cemiloğlu’nun Rusya’ya giriş yasağı bir başka mahkeme tarafından da onandı.

Kırım’daki camiler de sıklıkla polis baskınlarına hedef oluyor, camidekiler toplu halde gözaltına alınıyor. Son bir baskında “pasaport taşımadıkları bildirilen” 50 Tatar gözaltına alındı. (http://khpg.org/en/index.php?id=1462622228)

Sürgün anma törenlerine yasak

Moskova’dan destek alan Kırım’daki yerel yetkililer, 18 Mayıs 1944’te Sovyet Lideri Jozef Stalin’in Kırım Tatarları’nı Orta Asya ve Rusya’nın diğer bölgelerine topluca sürgüne yollamasının yıldönümünde anma törenlerini de yasakladı. Akmescit’ten Amerika’nın Sesi’nin telefonunu yanıtlayan Kırım Tatar Kurultayı seçim komitesi başkanı Zair Smedlyaev, sürgünü anma gününde, bu trajedinin kurbanlarını anmak için normalde herkesin törenlere katıldığını söylüyor.

18 Nisan 1944'te Sovyet Lideri Stalin Kırım Tatarlar'ını yarımadadan tamamen çıkarıp sürgüne göndermişti

18 Nisan 1944'te Sovyet Lideri Stalin Kırım Tatarlar'ını yarımadadan tamamen çıkarıp sürgüne göndermişti

Anma gününde sokaklara çıkamayan Kırım Tatarları, bunun yerine kent ve köy camilerinde dua etti. Buna rağmen o gün sokaklardan geçen arabalar gün ortasında bir anda durdu ve sürgünün binlerce kurbanını anmak için kornalarını çalmaya başladı. Polis sürücülerden bazılarını toplum huzurunu kaçırmak suçlamasıyla kısa süreliğine gözaltına aldı.

Smedlyaev, anma günü etkinliklerinin yasaklanmasının bir tesadüf olmadığı konusunda herkesin görüş birliği içinde olduğunu kaydediyor.

Geçen Aralık’ta bir Rus milliyetçi grup, Stalin’in “başarılarını” anmak amacıyla Akmescit’te bir sergi düzenledi. Sergiye gittiğini söyleyen Smedlyaev, “Bir zorbayı öven portre ve afişleri kaldırmalarını nazikçe rica ettim, ama beni dinlemeyince masaları devirmeye başladım” diyor ve ekliyor: “Belki yaptığım bir provokasyondu, ama kendimi iyi hissetmeme yardımcı oldu.”

XS
SM
MD
LG