Erişilebilirlik

“Kıbrıs’ta Alışılmış Kalıpların Dışına Çıkılmalı”


Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son durum ve bundan sonrasına ilişkin atılması gereken adımlar Amerika’nın başkenti Washington’da tartışıldı.

Brookings Enstitüsü’nde düzenlenen “Kıbrıs Meselesini Çözmek: Yeni Gerçekliklere Duyulan İhtiyaç” başlıklı panelde söz alan uzmanlar, Kıbrıs konusunda artık bilindik kalıpların dışına çıkılması ve yeni yaklaşımlar geliştirilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.

Panelde, Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü Kıbrıs Merkezi Direktörü Harry Tzimitras ve aynı merkezde kıdemli araştırma danışmanı Mete Hatay tarafından hazırlanan Kıbrıs konulu rapor tanıtıldı.

Rapora göre, son 40 yıldır sürdürülen çabalara rağmen soruna çözüm bulunmamasının ana nedeni adadaki iki toplum arasındaki güven eksikliği. Raporda, müzakereler nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın iki toplumun birlikte yaşamaya devam edeceğine dikkat çekiliyor ve bu bağlamda aralarında işbirliği ve etkileşimin artırılması ve daha sağlam köprüler kurulması ihtiyacı vurgulanıyor.

Raporda, süreçte artık yeni yaklaşımlar geliştirmenin zamanının geldiği fikri dile getiriliyor. Rapora göre, bu yaklaşım dış aktörlere değil Kıbrıslılar’ı birbirlerine bağlayan ve adanın yeniden birleştirilmesinde onlara somut çıkarlar sunan yeni türden bir bağlantı politikasını içeriyor.

Raporun yazarlarından Harry Tzimitras, iki toplum arasındaki ayrılıkların yıllar içerisinde giderek arttığına işaret etti. Tzimitras, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında bağlantılar oluşturmak suretiyle alışılmış kalıpların dışına çıkan cesur adımların atılması gerektiğini söyledi.

“İki toplum arasında bağlantılar kurulmalı”

Tzimitras şunları kaydetti: “İki toplum arasında bağlantılar tesis etmede alışılmış kalıpların dışına çıkmalıyız ancak bu bağlantılar dış aktörlere değil yerelden yetişen unsurlara dayanmalı. Bu yaklaşım bence müzakerelerin parametrelerini değiştirecek, yeni gerçeklikler ve karşılıklı bağımlılık yaratacaktır. Siyasi irade ve kararlara bel bağlamak yerine sahada yeni gerçeklikler yaratmak suretiyle, yukarıdan aşağı değil aşağıdan yukarı bir yaklaşımdan bahsediyoruz. Bu yaklaşım, iki toplum arasında çözüme daha yatkın bir ortamı ortaya çıkaracak bağlantıların kurulmasını öngörüyor.”

Tzimitras, bu bağlamda iki toplum arasında özellikle ekonomi ve ticaret, eğitim, turizm, enerji ve çevre gibi konularda yeni işbirliği alanlarının oluşturulması gereğini dile getirdi.

Bölgedeki ekonomik, siyasi, stratejik ve diğer bazı sebeplerle adada statükonun artık sürdürülemeyeceğini savunan Tzimitras’a göre, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin birlikte ortak bir gelecek yaratmanın yollarını bulması şart.

“Cesur adımlar atmanın zamanı”

Tufts Üniversitesi Fletcher Okulu’nda Uluslararası Müzakereler ve Uyuşmazlıkların Çözümü alanında profesör Diana Chigas da, iki toplumun yıllar geçtikçe birbirlerinden daha da uzaklaştıklarına dikkati çekti.

Chigas şunları söyledi:“Kapılar açıldıktan sonra bile pek birşey değişmedi. İki toplum arasındaki etkileşim düzeyi gerek nitelik gerekse nicelik bakımından çarpıcı bir ilerleme göstermedi, bu, üzücü tabi çünkü bu insanlar birlikte yaşamak zorunda. Arada bazı bağlantıların hayata geçirilebilmesi için çok daha sistematik ve proaktif çabalar sergilememiz gerekiyor, bunlar kendiliğinden olmaz. Bu noktaya nasıl geliriz? Esas soru bu. Gerçek manada bir liderlik gerekiyor. İyi niyet sahibi liderlerin öne atılarak daha fazla devlet adamlığı ortaya koyması, ulusal çıkarları iç siyasi çıkarların üstünde tutması ve bazı cesur adımlar atmasının zamanı.”

“Süreç Kıbrıslılar’ın öncülüğü ve sahipliğinde ilerlemeli”

Washington’daki Ulusal Savunma Üniversitesi’nde Stratejik Araştırmalar Bölümü öğretim üyesi Andrew Novo da, birleşik bir Kıbrıs’ın oluşturulabilmesinin, Amerika açısından, enerji, güvenlik ve Türk-Yunan ihtilafına son verilmesi konularında sağlayacağı üç temel katkı bakımından kritik önem taşıdığını söyledi.

Ancak Novo, sürecin dış güçlerin empozesi olmadan Kıbrıslılar’ın öncülüğünde ve sahipliğinde ilerlemesinin önemini vurguladı.

Novo şöyle konuştu: “Sahiplenme meşruiyeti, meşruiyet de sürdürülebilirliği beraberinde getirir. Dış güçler tarafından empoze edilen kolonyel anayasalara, dışarıdan denetimlere artık ihtiyaç yok. Kıbrıs artık Avrupa Birliği ve Euro Bölgesi’nin bir parçası. Tarihinde ilk kez kendi siyasi kaderini kontrol etme gücüne sahip. Ancak güç beraberinde sorumluluklar da getirir. Hem Rum hem de Kıbrıslı Türk toplumları, bir çözüme ulaşmanın anavatanlardan bağımsız hareket etmek anlamına geldiğini anlamalı.”

Uzmanların ortak görüşü, hem ABD ve Birleşmiş Milletler’de yönetim değişikliği, hem de Rum kesiminde gelecek yıl seçim atmosferine girilecek olması nedeniyle müzakerelerde kritik bir aşamaya gelindiği yönünde.

XS
SM
MD
LG