Erişilebilirlik

‘Kalkınma Demokrasiyi Garanti Altına Almıyor’


Atatürk portreleri arasında poz veren göstericiler

Atatürk portreleri arasında poz veren göstericiler

Türkiye’deki gelişmeler Amerikan medyasında geniş yer bulmaya devam ediyor. Gazeteler, haberlerinde son durumu aktarırken, yayınlanan yorum ve makaleler de protestoları ve nedenlerini irdelemeye devam ediyor. Bugün de New York Times’da M.I.T. ekonomi profesörlerinden Daron Acemoğlu’nun yazdığı makale, dikkat çeken yazılar arasındaydı. “Ülkeler Neden Çöker: İktidar, Refah ve Yoksulluğun Kaynağı” ve “Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri” adlı kitapların yazarı ünlü ekonomist, gösterilerin Türk demokrasisinde yeni bir dönem başlattığını savunuyor.

Acemoğlu’nun, “Development Won’t Ensure Democracy in Turkey - Kalkınma Türkiye’de Demokrasiyi Garanti Altına Almıyor” başlıklı makalesinde özetle şu görüşleri savunuyor: “Son yıllarda Batılı ülkelerde, özellikle de Washington’da, AKP’nin ekonomik başarıları nedeniyle Türk demokrasisine umutla bakılıyordu. Bu iyimserler, Türk demokrasisindeki aksaklıklara rağmen, refah arttıkça demokrasinin de güçleneceği inancını paylaşıyordu.

Bu çevreler, ‘Türkiye, 11 yıldır istikrarlı biçimde büyüyor, bu durumda biraz daha sabretmek yeterli olur,’ diyordu. Ancak hızla büyüyen ülkeler demokratikleşmede aynı eğilimi göstermiyor.

Gösterilere sert biçimde müdahale edilmeden önce Türkiye’nin gelişmiş bir demokrasi olacağı iddiası zedelenmişti. AKP gücünü arttırdıkça, muhalefete giderek daha az hoşgörüyle bakılır oldu. Yargı bağımsızlığını kaybetti, hükümete karşı çıkan subaylar ve gazeteciler, adil biçimde yargılanmadan hapse atıldı.

Son olaylarda parti içinden, Gül’ün itidalli çağrısı hariç, Erdoğan’a muhalefet eden olmadı. Bununla birlikte ana muhalefet partisi CHP hala geçmişte saplı kalmaktan kurtulamadı. Basın hala suskun.

Birkaç yüz barışçı göstericinin başlattığı protestolar, Türk demokrasisini önümüzdeki yıllarda tanımlayacak gibi görünüyor.

Demokrasi sadece oy kullanmak değildir. Polisin sert müdahalesine rağmen sokaklara dökülen halk, demokrasinin Türkiye’de belki artık olgunlaşmaya başladığını gösteriyor. Bu haftaki gösteriler hükümeti devirmekten çok uzak ama sembolik açıdan önemi büyük. Ancak buradaki önemli tehlike AKP’nin bu gösterileri kullanıp halkı daha da kutuplaştırma ihtimalidir.

Olayları dönüm noktasına dönüştüren halkın hoşnutsuzluğunun, Türk medyası gözardı etmeye devam etse de, artık açıkça ortada olduğu kesin.
Cin şişeden çıktı, Ne bu cin ne de Türk demokrasisi artık geriye itilebilir.”*

Washington Post: ‘Seçimle göreve gelen otoriter de olabiliyor’

Bu arada Washington Post gazetesi de Pazartesi günü yayınladığı yorumunda Başbakan Erdoğan’ı uyguladığı politikalar nedeniyle sert biçimde eleştirdi.
“Polis barışçı göstericilere saldırırken Başbakan’ın danışmanlarından biri ‘Sandıktan %50’ye yakın oy alan bir hükümet nasıl otoriter olabilir?’ diye soruyordu. İşte zaten bu soru Erdoğan’ın yönetim tarzının yanlışlığını ortaya koyuyor. Bu sorunun cevabı AKP’nin izlediği politikalarda ve göstericiler karşı kullandığı yöntemlerde ortaya çıkıyor.

Türkiye bir demokrasi ve AKP son üç seçimden güçlenerek çıktı ancak son olaylar Türkiye’nin güçlü ve özgür bir basını olmadığını gözler önüne serdi.
Demokrasilerde barışçı gösteriler doğal karşılanır, hem de bazen hükümet politikalarının değişmesini sağlar.

Erdoğan göstericilerin toplanma hakkını savunmak yerine öfkeyle bunların örgütlü marjinaller olduğunu söyledi ve arkasında dış güçler bulunduğunu iddia etti. Park konusundaki planlarından vazgeçmeyeceğini söyledi, bunu ancak Vladimir Putin gibi otoriter bir liderden beklemek gerekirdi. Zaten Erdoğan’ın da Putin’den ipuçları aldığı söylenebilir. Yeni anayasa cumhurbaşkanına geniş yetkiler veriyor, Putin gibi devlet başkanının başbakan olarak görev süresi dolsa da 10 yıl daha iktidarda kalmasına fırsat veriyor.

Erdoğan %50’ye yakın oyun kendisine muhaliflere karşı yasal incelikleri gözardı etme, göz yaşartıcı gaz kullanma, hapis ve diğer taciz yollarını mubah kıldığını düşünüyor. Çoğunluğu arkasına alıp muhalefeti dikkate almayan Mısır’da da benzer bir durum oldu ve halk ikiye bölündü. Türkiye’de de kutuplaşma ortaya çıktı.

Erdoğan’la yakın ilişkiler kuran Obama yönetimi aşırı güç kullanımı konusunda kaygılı olduğunu ve toplanma özgürlüğünü savunduğunu açıkladı. Ama daha fazlasını söylemeli.

Türkiye’nin müttefiklerine bu kriz, Erdoğan’a, demokrasinin sadece sandıkta oy kullanmak demek olmadığını hatırlatma fırsatı sunuyor. Bu olaylar ne yazık ki hem seçimle iş başına gelip hem de otoriter olunabileceğini gösteriyor.”**

*Özet olarak aktardığımız yazının İngilizce tam metni için: http://www.nytimes.com/2013/06/06/opinion/development-wont-ensure-democracy-in-turkey.html?emc=eta1&_r=0

**Özet olarak aktardığımız yazının İngilizce tam metni için:
http://www.washingtonpost.com/opinions/prime-minister-erdogans-strongman-response-to-turkeys-protests/2013/06/03/6d83987a-cc78-11e2-8f6b-67f40e176f03_story.html
XS
SM
MD
LG