Erişilebilirlik

Kadınlar ve Cihat


IŞİD militanlarıyla evlendirildikten sonra Türkiye'ye kaçan iki kadın

IŞİD militanlarıyla evlendirildikten sonra Türkiye'ye kaçan iki kadın

Önceleri sayıları azdı... Ancak kadınların cihat içindeki varlıkları her geçen gün artıyor. İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan son rakamlara göre, Irak ve Suriye'de cihat saflarına katılan kadınların sayısı 220'yi aştı. Bundan sadece 2 yıl önce, Fransa'dan cihada katılan kadınların oranı yüzde 10'u geçmiyordu.

France Info Radyosu'nun 8 Ocak 2016'da yayınladığı bir rapora göre, bugün kadın Fransız cihatçıların oranı genel rakamın yüzde 35'ine ulaştı. Bu kadınların 3'te 1'i din değiştiriyor. Kiminin adı Sarra, kiminin Camille, kiminin Suad ya da Amedy Coulibaly'nin sevgilisi olarak ün yapan Hayat Boumeddiyen...

France İnfo Radyosu'nun yayınladığı raporda 220 kadının cihat için Suriye'ye gittiği açıklandı. Bu, Fransa'dan giden 600 kişinin üçte biri ya da yüzde 35'i anlamına geliyor. Bunların üçte biri ise daha önce Müslüman olmayan genç kızlar. Bu rakam 2013'te sadece yüzde 10 civarındaydı. Rakam güvenlik birimleri tarafından endişe verici bulunuyor.

Hamile iken sınır aşarak Suriye'ye giden, ok atarken, silah tutarken çektirdiği fotoğraflar IŞİD'in dergilerini ve propaganda videolarını süsleyen Hayat Boumeddiyen, bugün cihatçı kadınların rol modeli. Fransızca yayınlanan Dar-el-İslam adlı dergiye konuşan Boumeddiyen, "Kız kardeşlerim, kardeşleriniz, eşleriniz, oğullarınız, babalarınız için geri planda çalışın. Onlara öğüt verin, huzurlu olmalarını sağlayın, dinlendirin" diyerek kadınların rolünü anlatıyor.



Kadınların rolü küçümseniyor

Charlie Hebdo saldırısından 5 yıl önce Fransız istihbaratı Boumeddiyen/Coulibaly çiftinin radikalleşmeye başladığını not etmişti. Hayat Boumeddiyen'in ailesinin polise verdiği ifadeden basına yansıyan ayrıntılara göre genç kadın, bakım evlerinde yetişmiş. Büyüdükçe dindar, sakin bir genç kıza dönüşmüş. Hayat'ın bir kurbandan çok, keskin nişan denemeleri yapan şiddet eğilimli bir genç kadın olduğunu belirten uzmanlar, belki de Hayat'ın Coulibaly'den değil, Coulibaly'nin Hayat'tan etkilenerek cihada katılmış olabileceğini söylüyorlar.

Hayat, 2010 yılında polise verdiği ifadede, "Amedy pek de inançlı değil. Eğlenmeyi seviyor, Coca-Cola'da çalışıyor. Ben 2009'da burka giymeye başladığımda işimi bırakmak zorunda kaldım. Zor bir çocukluk yaşadım ve bu inanç beni huzura kavuşturdu. Artık erkeklerle arakadaşlık beni ilgilendirmiyor. Şimdi Arapça öğrenmek için bir Arap ülkesine gitmek isterim" diyor.

Toulouse katili Muhammed Merah'ın kurbanlarının avukatı Samia Maktouf da, Muhammed'in ablası Suad'ın etkisinde kaldığını belirterek, ablanın eşini de cihada kattığını ve tüm aileyi yöneten bir güce sahip olduğunu anlatıyor. Suad Merah kardeşinin öldürülmesinin ardından bütün gizli servis elemanlarını atlatarak Suriye'ye kaçmayı başardı.

Cihatçı akımlar uzmanı Romain Caillet, istihbarat servislerinin cihatçı akımlar içinde kadınların rolünü uzun süre ihmal ettiğini belirterek, Fransa'da 213 erkeğe karşı yalnızca 22 kadın hakkında cihatçı eğilimleri nedeniyle soruşturma açıldığını kaydediyor.

Genç kızların cihada katılmasını engellemek için çalışan antropolog Dounia Bouzar kızların cesareti şöyle anlatıyor: "Anti terör birimlerinde sorgulanan 14-15 yaşlarındaki genç kızları gördüm. Hiç biri tek kelime söylemiyorlardı. Çıkışta bana, 'Hiç bir şey hissetmedim, sanki ben onlardan 10 kez daha güçlüydüm. Korkmadım. Anne ve babamın ağladığını görmek bile bana dokunmadı' diyorlardı."

Bataclan'a saldıran teröristlerden birinin Suriye'deki eşi, saldırıdan bir kaç gün sonra bir arkadaşına gönderdiği ve Le Parisien Gazetesi'nde yayınlanan mektubunda son derece soğuk ve acımasızdı: "Başından beri haberim vardı. Kocamı Fransız halkını terörize etmesi için cesaretlendirdim. O'nun yerinde olmak isterdim. Ne kadar isterdim onunla birlikte patlamayı" diye yazıyor.

Aralık 2015'te Camille adlı genç kadın eyleme hazırlanırken ihbar üzerine yakalandı. Hamile kadın kılığına girerek karnına bomba düzeneğini sarmayı planlayan Camille, evindeki baskında düzenekle birlikte yakalandı. Amacı hamile olduğunu söyleyerek X-ray cihazından geçmeden bombayla içeri girmek ve Montpellier kentinde bir alışveriş merkezini kana bulamaktı.

Sophie adlı bunalımda olan bir kız da, Bethune Adliyesi'nde terörizmi övme suçundan ceza aldı. Genç kadının annesi, kızının cihatçı bir grupla bir kaç ay kadar önce Marsilya'da intihar saldırısı planladığını şöyle anlatıyor: "Bana ekiple beraber bir sinagoga saldıracaklarını söyledi. Yine kızımın anlattığına göre, Yahudiler’i rehin alacaklarını da... Bombalı kemer takacağını söyledi. Nasıl işlediğini çok iyi biliyordu."

Sarra adındaki genç kadın da bilgisayar uzmanıydı ve 20 yaşında, Paris'te ailesiyle birlikte yaşıyordu. Ticaret Fakültesi'ne kayıtlıydı. Okulda, öğretmenleri türbanını çıkarmasını söyledikleri gün bir anda radikalleşerek IŞİD'e katılmaya karar verdi. Bilgisayar alanındaki yeteneği sayesinde iki yıl içinde dünyadaki tüm büyük cihatçı örgütlerle ağ kurdu. Onlarla konuşabilmek için bir anahtar şifre kullanıyordu. Mesajlarını alıyor, çevirilerini yapıyordu. Birgün El Kaide Arap Yarımadası'nın askeri komitesine Fransa'da saldırı düzenlemeyi teklif etti. Yanıt, "Seni istemiyoruz çünkü sen bir kadınsın. Kadınlara bu tür roller vermiyoruz" oldu. Polis tarafından yakalandığında Eurodisney'de intihar saldırısı yapmayı planladığını söyledi.

Suriye'de neler yaşıyorlar?

IŞİD şimdilik kadınları cephede kullanmıyor, yasak. Ancak uzmanlara göre, bir gün ihtiyacı olduğunda kullanmaktan da çekinmeyecek. IŞİD için kadınların daha değerli bir rolü var: "Gelecek kuşakları şekillendirmek." Ve bu rol IŞİD için, savaşçıların rolü kadar değerli. İslam Devleti'nin "ideal cihat ailelerini" yaratmak, yani gelecek nesilleri doğurmak ve onları eğitmek.

Kristina Tikhonova 2015 yılının Ocak ayında Sultanahmet'te polis noktasına bombalı saldırıda bulunmuştu

Kristina Tikhonova 2015 yılının Ocak ayında Sultanahmet'te polis noktasına bombalı saldırıda bulunmuştu



Haya Al Ali adlı bir Esat rejimi muhalifi genç kadın, hayatını tehlikeye atarak bu kadınların arasına bir belgesel çekiyor. Dönüşünde France-İnter Radyosu'na konuşan genç kadın, "Kadınların idari birimde görev alanları çok iyi eğitimli. Doktora, master, lisans diplomaları var. İdari hiyerarşide çok üst düzey görevdeler. İletişim, medya, soyal medya onların elinde. Resmen 'devlet içinde devletler' ve çok iyi kazanıyorlar" diye anlatıyor.

Ama bu kadınların büyük bölümü gazeteci ya da bilgisayar uzmanı değil. Pek çoğu da ev kadını. Haya Al Hali onların durumunun daha zor olduğunu söylüyor: "Rakka'da bir kadın tugayı var. İslam polisi de diyebiliriz.Görevleri kadınları izlemek, işkence yapmak ve ceza kesmek. Bu görevi yerine getiren kadınlar şiddete de başvuruyor. Şeriat kurallarına uymayan diğer kadınları kırbaçlama, havadan sudan nedenlerle, örneğin eldiven takmayan, tırnak cilası süren, şeffaf kumaştan burka giyen, yeteri kadar kalın çorap giymeyen kadına ceza kesme gibi yaptırımlar uyguluyorlar" diye anlatıyor. Üstelik yerel halkın bu kadınlardan nefret ettiğini de ekliyor.

Suriye'ye 4 yaşındaki oğluyla birlikte, Rakka hastanesinde çalışmak üzere gittikten 2 ay sonra sonra kaçmayı başaran ender kadınlardan Sophie Kasiki, "IŞİD Gecelerinde/ Dans la nuit de Daesh" adlı kitabında yaşadıklarını anlatıyor: "Makkar denilen evlerde, çocuklu çocuksuz kadınlar tel örgüler arkasında yaşıyor. Tüm kapılar kapalı. Anahtarlar, bir çeşit ordu hemşiresi gibi kadınların elinde. Bizim anahtarlarımızı tutan kadın çok iyi Fransızca konuşuyordu. Bir televizyon odasında IŞİD'e ait propaganda videoları izletiliyordu. Boğaz kesmeler ve her türlü vahşet... Çocuklar bu tür videoları görmeye alıştırılıyor, annelerinin yanında bu videoları izliyorlar, üstelik bir sürü kadın bunları çocukların yanında alkışlıyor. 2-6 yaş arasındaki çocuklar bu şiddete alışmışlardı."

Bu kadınların rolü aynı zamanda burkalarının altında IŞİD'e sızma olmasını engellemek. Ayrıca "ideal bir Suriyeli kadının nasıl olması gerektiği" konusunda hem örnek oluyorlar hem de diğer kadınları kontrol ediyor ve eğitiyorlar.

Kadınlar şiddet ortamına neden gidiyor?

Neden kadınlar gönüllü bir şekilde ve onca engeli aşarak IŞİD'e katılıyor? Kadınlar arasında bir ortak profilden söz etmek daha zor, ancak ortak noktaları belirlemek mümkün. Öncelikle Batı tarzı yaşamı reddediyorlar, kafalarındaki İslam’ı yaşamak istiyorlar. Önemli bir bölümü Suriye çöllerinde "büyük aşkını" bulmak üzere bir maceraya çıkıyor. Çoğu gönül işlerinde hayal kırıklığı yaşayan kızlar, sosyal medya üzerinden tanıştıkları ruh ikizleri ile bir araya gelmek için gidiyorlar. Evli kadınlar ise eşlerinin yanında olmak, "cihat ailesi" kurmak için gidiyorlar

Terör uzmanı gazeteci David Thomson, Marianne dergisinde yayınlanan söyleşisinde, İçişleri Bakanlığı rakamlarına dayanarak halen Suriye'de 60 Fransız aile bulunduğunu açıklıyor. Thomson, "Suriye'de cihat aile boyu. Gittiğinizde eşiniz ve çocuğunuzla gidiyorsunuz. Bu diğerlerinden farklı bir özellik" diyor. Bomboş şehirlerde kalacak yer sorunu yok, okullar yeniden açılıyor. Çocuklarını yani geleceğin cihatçılarını "cihat sevgisiyle" büyüten anneler, onları propaganda videolarına koymaktan çekinmiyorlar.

IŞİD'in gözünde ise kadınların en önemli rolü, propaganda aracı olarak örgüte yaptıkları katkı. Pek çoğu diploma sahibi ve orta sınıfa mensup. Onlar için batı tarzı feminizm başarısızlığa uğradı. Kadınlar erkeklerle eşit değildir, herkesin doğada kendi rolleri vardır. Bu kadınlar, IŞİD'e katılarak erkeğin değil tanrının buyruğuna girdiklerini düşünüyorlar.

XS
SM
MD
LG