Erişilebilirlik

İsveç’e Giden Mültecilere Uzun Bekleme

  • Luis Ramirez

Binlerce mülteci gibi Adnan Bazaa da Suriye’de başlayan ve bir ay süren serüveninin İsveç’te sona ereceğine inanıyordu. Hafta başında oturma izni, iş imkanı, konut ve günlük harçlık alma hayalleriyle Stockholm’e varan Bazaa, büyük hayal kırıklığı yaşadı.

Öğretmen olan Adnan Bazaa, ”Beşar Esat’ın askerleri evimi yıktı. Bu nedenle Suriye’den kaçtım. Orduya katılmamı, kendi insanlarımı öldürmemi istediler” diyor. Bazaa, önündeki seçeneğin öğretmenliği bırakıp Almanya, İsveç ya da Norveç’e kaçmak olduğunu söylüyor.

Bazaa, hangi ülkeye göç edeceğiyle ilgili kararını, akraba ve arkadaşlarının Kuzey Avrupa ülkelerinin güçlü sosyal yardım programları hakkında anlattıklarına dayanarak vermiş. Göçmenlere kucak açan bu ülkelerin herkese gıda, konut ve istihdam yardımı yapması, Bazaa’nın aldığı kararda etkili olmuş.

Bazaa’nın bu hafta ayak bastığı Stockholm’de göçmenlik dairesinden çok sayıda yetkili, kentin tren garında göçmenlerle buluşuyor. Yetkililer, sığınma hakkı başvurularını yapma, geçici konut bulma ve başvurular işlemden geçirilirken hükümetten para yardımı alma gibi konularda göçmenlere yardımcı oluyor.

Ancak günde bin kişinin sığınma başvurusu yaptığı İsveç’te göçmenlik sistemi, aşırı yoğunluk nedeniyle zor günler yaşıyor.

Stockholm’ün 169 kilometre güneybatısında İsveç göçmenlik dairesinin bulunduğu Norrkoping’de daire yetkililerinden Mikael Ribbenvik, her sabah, yapılan sığınma başvurularını gözden geçiriyor. Yaz ayları, İsveç’te göçmenlik başvurularının çoğaldığı zaman dilimi olarak biliniyor. Daha önce haftada 2 bin sığınma hakkı başvurusu yapılırken son birkaç gündür günde bin göçmen, sığınma başvurusunda bulunuyor.

Aşırı yoğunluk nedeniyle sığınma başvurularının işlemden geçirilmesi de uzuyor. Yetkililer, sürecin 1 yılı bulacağını tahmin ediyor.

Ribbenvik, İsveç’e gelen mültecilerin büyük bir şokla karşılaştıklarını, 10 aylık bekleme süresini çok uzun bulduklarını ve aileleriyle bu kadar süre ayrı kalmanın büyük hayalkırıklığına yol açtığını söylüyor. Büyük kentlere yerleştirilmeyi bekleyen mülteciler, İsveç’in kentlerden uzak kırsal kesimlerine yerleştirileceklerini öğrendiklerinde otobüslerden inmeyi reddediyor.

Kızıl Haç gönüllüleri, Stockholm’deki tren garında günde 20 saat boyunca kıyı kenti Malmö’den gelen mültecilere gıda ve sağlık hizmeti veriyor.

Gönüllü Charlotta Didriksdotter, mültecilerin hayal kırıklığı içinde olduklarını söylüyor. Stockholm’deki tren garına varan mülteciler, bekleme süresinin çok uzun olduğunu öğrenince sığınma başvurusu yapmaktan vazgeçip komşu Finlandiya’ya gitmeyi tercih ediyor.

Didriksdotter, mültecilerin yiyecek ve sağlık yardımından çok Finlandiya’ya nasıl gideceklerini öğrenme peşinde olduklarını söylüyor. İsveç’te kalmak isteyen mültecilerse ilgili yetkililere yönlendiriliyor. Kimileriyse geceyi geçirecek barınak arayışında.

Adnan Bazaa, garın yakınlarındaki büyük bir camide kalıyor.

Salı sabahı ne yapacağına karar veren Bazaa, İsveç’te kalmayacağını, Finlandiya’ya gideceğini, çünkü Finlandiya’da oturma iznini daha kısa sürede alacağını söylüyor.

Finlandiya ise İsveç’in aksine geçen yıl yalnızca 3 bin kişiye sığınma başvurusu yapma hakkı tanıdı. Ancak birçok mülteci, sığınma başvurularının Finlandiya’da çok daha hızlı bir şekilde işlemden geçeceğine inanıyor. Finlandiyalı yetkililerse sınır ve limanlara gelen mültecilerin kabul edileceği konusunda garanti vermiyor.

Adnan Bazaa’ya göre İsveç’te dört yıl süren başvuru sürecine karşın Finlandiya’ya yaptığı sığınma başvurusu dört ay içinde kabul edilebilir.

Yüzlerce mülteci, İsveç’te sınır kontroluna girmemek için Finlandiya’ya trenle geçmeyi tercih ediyor. Uçak ya da feribotla ulaşımdaysa kimlik kontrolundan geçme zorunluluğu var.

Stocholm’deki barınaklar, kapasitelerini doldurmuş durumda. Bunlar arasında Adnan Bazaa’nın barındığı cami de var. Müslüman olmayan İsveçliler’in de gıda ve yatak-yorgan yardımı yaptığı camide her gece yüzden fazla mülteci barınıyor.

Stockholm’ün en büyük Luteran kiliselerinden Katarina Kilisesi, mülteci akınına uğrayan camiye yardımda bulunuyor. Hafta başında gönüllüler, kırk kadar mülteci için yatak hazırladı.

Bu gönüllülerden biri de Allan Zoltan. 1956’da Macaristan’dan kaçan ve İsveç’in hiçbir soru sormaksızın kabul ettiği anne babasının yaşadıklarını hatırlayan Zoltan, konuya dini açıdan bakmadığını, mültecilere geceyi geçirecek yatak, karınlarını doyuracak kahvaltı verdiklerini söylüyor. Zoltan, ”Şu anda Kuran ya da İncil’de yazılanları değerlendirmiyoruz. Önceliğimiz sadece insanlara yardım etmek” şeklinde konuşuyor.

Kilise binasının bodrum katında mülteciler için yatakların hazırlanmasına yardımcı olan Cajsa Ejemyr, kendilerini yoğun bir gecenin beklediğini söylüyor. Batı Avrupalı çok sayıda gönüllünün duygularına tercüman olan Ejemyr, savaştan kaçan insanların kendi kapısının önünde acı çektiklerini görmeye tahammül edemediğini söylüyor. Ejemyr, sahip oldukları refah ve zenginliğin sorumluluğu da beraberinde getirdiğini vurguluyor.

Diğer gönüllüler gibi Ejemyr de İsveç ya da Finlandiya arasında seçim yapmak durumunda olan mültecilere tavsiyelerde bulunmaktan kaçınıyor. Sadece cami yönetimine yardım etmek istediklerini söyleyen Ejemyr, misafir ettikleri mültecilerin rahat bir gece geçirmeleri için çalıştıklarını belirtiyor.

Tüm iyi niyetine rağmen İsveç’in ülkeye gelen binlerce mülteciye nasıl istihdam sağlayacağı, İsveç dilini nasıl öğreteceği ve mültecilerin kültüre ve topluma uyum sağlamasını nasıl başaracağı ise merak konusu.

Stockholm tren garında Kızıl Haç standında göçmenlere kraker ve muz dağıtan gönüllü Charlotta Didriksdotter’ın aklında da aynı sorular var.

Didriksdotter, ”Çok yardımsever gönüllülerimiz var, hepsi yardım etmek istiyor, ancak mültecilerin ihtiyaçları çok büyük. Avrupa ve İsveç’in hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağını söylüyorlar, bu görüşe katılıyorum” diyor.

XS
SM
MD
LG