Erişilebilirlik

İsrail Eski Başbakanı Ariel Şaron Öldü

  • Luis Ramirez

İsrail’in eski başbakanı Ariel Şaron, 85 yaşında Telaviv’de bir hastanede hayatını kaybetti.

Şaron, 2006 yılında geçirdiği felçten bu yana komadaydı.

Telaviv’deki Saba Tıp Merkezi direktörü Şlomo Noy, Şaron’un son yedi yıldır hiç kendine gelmediğini, ailesi başındayken öldüğünü açıkladı. Komadaki eski İsrail başbakanının durumu son bir haftadır gittikçe daha da kötüleşiyordu. Doktorlar Şaron’un geçen haftadan bu yana böbrekleri ve hayati organlarının çalışmadığını bildirmişti.

Ariel Şaron 2001 yılında başbakanlığa gelmişti. Ancak görevinin zirvelerinde felç geçirerek komaya girmiş, ardından yerine başbakanlık görevine Ehud Olmert geçmişti.

Şimdiki başbakan Benyamin Netanyahu, Ariel Şaron’un ölümünden sonra tüm İsrail’in üzgün olduğunu, ulusunun kalbinde sonsuza kadar yaşayacağını açıkladı.

Washington: 'Zaman zaman görüş ayrılığına düşmüştük'

Ariel Şaron’un ölümünün ardından Başkan Barack Obama yayınladığı taziye mesajında, eski başbakanın İsrail’in güvenliğinin yanı sıra Amerika’nın da savunduğu, Ortadoğu sorununa çift devletli çözüme verdiği destek vurgulandı.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, yayınladığı açıklamada, “Arik” diye bahsettiği Ariel Şaron’la ülkesinin zaman zaman görüş ayrılığına düşmüş olduğunun altını çizdi, ama başbakanlığının son döneminde Şaron’un Filistinliler’le barış arayışı içine girmesinin çok kişiyi şaşırttığına dikkati çekti

Eski Başkan Bill Clinton ve eşi eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Şaron’la “birlikte çalışmaktan, ‘tartışmaya girmekten’ ve ülkesi için doğru yolu bulmasını izlemiş olmaktan onur duyduklarını” bildirdi.

Şaron’un uzun yıllardır dostu ve aynı zamanda siyasi rakibi olan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, ölen lideri “cesur asker ve gözü pek lider” olarak tanımladı.

Filistinli el Fetih hareketi lideri Cibril el Racub, “sabıkalı” diye tanımladığı Ariel Şaron’un Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmadan ölmesinden dolayı üzüntü duyduğunu açıkladı. Gazze’yi idaresi altında tutan Hamas hareketiyse, Şaron’u “zalim” diye tanımladı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon da, ölen İsrail başbakanı Ariel Şaron'u, 2005 yılında Gazze'den tek yanlı çekilme ve yerleşimcileri geri çekme kararından dolayı övdü.

‘Kahraman’ ya da ‘Beyrut Kasabı’

Ariel Şaron 2006 yılında görev başındayken geçirdiği bir dizi felcin ardından komadan çıkamadı. Şaron arkasında çok farklı duygular bıraktı. Kimileri onu ülkesinde kahraman olarak anıyor. İsrail dışındaki bazı kesimler içinse Ariel Şaron’un adı “Beyrut Kasabı” olarak anıldı.

Ariel Şaron, askerlikten politikacılığa geçiş yapanlardan biriydi.

Şaron, İsrail’in kurulmasından sonra yaşanan savaşlarda büyük kahramanlıklar gösterdi, özellikle de 1973’teki Arap-İsrail savaşında. Şaron’un taktik zekası sayesinde, İsrail ordusu Süveyş Kanalı’nı geçip, Mısır’ın üçüncü ordusunun ilerleyişini kesmeyi başardı.

Ariel Şaron, pervasızlığı ve gaddarlığıyla da tanınan biriydi. 1982’de savunma bakanıyken İsrail’in Lübnan’ı işgali sırasında, Lübnanlı Falanjist milislerin Sabra ve Şatilla’daki mülteci kamplarına girerek yüzlerce Filistinli sivili vahşice katletmesine göz yumması yüzünden savunma bakanlığı görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.

Amerika’nın eski Ortadoğu özel temsilcisi Dennis Ross, Ariel Şaron’u askerliğinin şekillendirdiğini söylüyor:

“Ariel Şaron’a göre barışı kazanmanın tek yolu, İsrail’in gücünün tanınmasından geçiyordu.”

Şaron, siyasetçiyken de aynı derecede tartışmalara yol açan biriydi. Bakanlık görevleri sırasında Filistin topraklarında Yahudi yerleşimleri kurulmasına büyük destek verdi.

Filistinli akademisyen Şükrü Abed, bu nedenden de Araplar’ın Şaron’dan iyice nefret ettiğini söylüyor: “Araplar’ın çoğu ona güvenmek bir yana, nefret ederdi. Sertlik yanlısı tutumu, Yahudi yerleşimlerine destek vermesi, daha fazla tepki çekmesine yol açtı.”

Ariel Şaron’un Filistinliler’le barışa ne kadar inandığı hep kuşkuyla karşılandı. 1998’de Washington yakınlarında yapılan Ortadoğu barış görüşmelerine Dışişleri Bakanı sıfatıyla katılmış, dönemin Filistin Yönetimi Başkanı Yaser Arafat’ın elini sıkmadan, önünden geçip gitmişti.

2000 yılında ana muhalefet liderliği yapan Ariel Şaron, Kudüs’teki Harem’i-Şerif’e gidince Filistinlilerin tepkisine yol açmış, yüzlerce Filistinli’nin öldüğü ikinci İntifada’yı başlatmıştı.

Şaron bir yıl sonra yapılan erken seçimlerde oyların çoğunu alarak başbakan oldu.

Şaron’un başbakanlığı döneminde ikinci intifadayı bastırması birkaç yıl sürdü. Ardından İsrailliler ve Filistinliler’i ayıran büyük bir güvenlik bariyerinin inşaatını başlattı.

Şaron, sert tutumunu kendi halkından da esirgemedi. Gerektiğinde çok zorlu adımları da atmaktan çekinmedi.

İsrail’in 2005’te Gazze’den çekilme süreci Şaron’un başbakanlığına denk geldi. Filistinliler’le barış koşulunda ödün vermeye razı olan İsrail, askerlerini ve yerleşimcileri, bazen zorla da olsa Gazze’den tamamen çekti.

“Yerleşimcilerin nakli, verimli bir güvenlik hattının oluşturulması için gerekli. Bu güvenlik hattı, İsrail ve Filistinliler arasındaki sıcak teması kesecek.”

Siyasi açıdan gittikçe daha merkeze kayan Ariel Şaron, sertlik yanlısı Likud Partisi’nden ayrılarak, Kadima Partisi’ni kurdu. Kadima, başarılı sonuç vermese de Filistinliler’le çift devletli çözüm için yoğun görüşmeler başlattı.

Şaron 2006 yılında bir dizi felç geçirdi ve komaya girdi. Yerine başbakanlığa Ehud Olmert geçti.

Ariel Şaron, birkaç yıl Tel Aviv’de bir hastanede makineye bağlı olarak yaşam mücadelesi verdi. Ardından İsrail’in güneyindeki çiftlik evinde bakımı devam etti.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG