Erişilebilirlik

'İslamafobi Mülteci Krizini Siyasallaştırıyor'


Amerika, Avrupa ve Körfez ülkeleri, Orta Doğu’daki mülteci krizi karşısındaki tutumları yüzünden insan hakları grupları tarafından eleştiriliyor.

Doğu Avrupa ülkeleri zulüm ve çatışmalardan kaçan çok sayıdaki sığınmacıya mülteci statüsü ve yeniden yerleşim izni vermekten çekiniyor. Körfez ülkeleri de her an sınırdışı etme hakkını elinde tutarak sadece göçmen işçileri kabul ediyor.

Amerika’nın Sesi Rusça Yayın Bölümü’nün İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) Direktörü Kenneth Roth ile yaptığı röportajda Roth, AB’nin yeni üyelerinin çatışma altındaki Orta Doğu’dan kaçan Müslüman mültecileri kabul etme konusunda tarihi korkularını ortaya döktüklerini söyledi.

Roth’a göre, Doğu Avrupa ülkelerinin sadece Avrupa Birliği’nin sağladığı koşullardan yararlanmakla kalmaması, aynı zamanda sığınma hakkı isteyenleri kabul etmek gibi AB üyeliğinin getirdiği sorumlulukları da üstlenmesi gerekiyor.

Kenneth Roth şöyle konuştu: “İslamafobi’ye karşı durmaya ihtiyaç var. Bu korkunun temelinde Avrupa’nın tarihindeki yanlış etnik saflık anlayışı yatıyor. Bütün Avrupa ülkeleri göç ve nüfus değişimlerinin sonucunda oluştu. Evet, Avrupa nüfusunun çoğunluğu Hristiyan ancak Müslüman nüfuslarını entegre eden ülkeler var, edemeyenlerin sorunu yanlış sosyal refah politikaları.”

Roth’a göre, bu ülkelerin, siyasal hayata katılımlarını sağlamak ve ekonomik düzeylerini yükseltmek için çabalamak yerine Müslüman nüfuslarını ötekileştirerek ayrımcılığı besledikleri bir gerçek.

Sayısal olarak gelen mülteci sayısı Avrupa Birliği nüfusunun binde birine denk geldiği için mülteci krizinin AB açısından tam olarak bir kriz olmadığını söyleyen Roth, bunun siyasal çıkarlar ve İslamafobi nedeniyle siyasallaştırıldığını vurguladı.

Bazı Suriyeliler’in turist vizesi alarak ülkelerinde kalmaya devam ettiklerini söyleseler de, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri hiçbir Suriyeli’yi resmi olarak ülkesinemülteci olarak kabul etmiş değil. İnsan hakları örgütleri, bu ülkelerde kalmalarına izin verilen Suriyeliler’in zengin ve güçlü ailelerden geldiklerini belirtiyor. Kenneth Roth, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerini mülteci kabul etmedikleri için eleştiriyor.

Roth, “Eğer sığınma olanağı Suudi Arabistan veya Arap Emirlikleri’nde verilseydi bu ülkeleri tercih edenler olur muydu bilemiyoruz ama o bölgede belirli miktarda Suriyeli çalıştığını düşünürsek, bir miktar mültecinin bu ülkeleri tercih edebileceğini öngörebiliriz. Ama bu seçenek hiç verilmedi. Bazıları eğer iş bulabildiyse bu ülkelere gidebiliyor ancak mülteci olarak girmek isterseniz, Avrupa ‘evet biz senin sığınma hakkı isteğini kabul ediyoruz, savaştan kaçıyorsan ülkelerimize yerleşebilirsin derken, Körfez ülkelerinde bu kurallar işlemiyor,” dedi.

Kenneth Roth, Amerika’yı da mülteci kotası konusunda sembolik adım attığı gerekçesiyle eleştiriyor ve Amerika’nın bu krize karşı katkısı için “üç kuruşluk” yorumunu yapıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü dışındaki diğer kuruluşlar da, özellikle sahilde ölü bulunan Suriyeli çocuğun fotoğraflarının yarattığı etkiden sonra insani yardım faaliyetlerini arttırdı.

Suriye Amerika Konseyi, Amerikan Kongresi’ne Suriyeli mültecilere verilen yardımı arttırması ve daha fazla sayıda mülteci kabul edilmesini sağlaması için çağrıda bulundu.

Uluslararası Kurtarma Örgütü (International Rescue Committee) Başkan Obama’nın kabul edilecek mülteci sayısını sadece onbine çıkarmasından hayal kırıklığına uğradığını bildirdi.Örgüt, web sitesinde yayınladıkları açıklamada, Amerika Mülteci Konseyi’nin 2016’da Amerika’ya 100 bin mülteci kabul edilmesi çağrısını desteklediğini bildirdi.

Beşinci yılına girmek üzere olan Suriye iç savaşı 250 binden fazla cana mal olurken, 5 milyona yakın Suriyeli de ülkelerini terk etmek zorunda kaldı.

XS
SM
MD
LG