Erişilebilirlik

İslam Kerimov, 1938 yılında, Sovyet diktatör Josef Stalin döneminde Semerkand’da doğdu. Bazı resmi olmayan kaynaklara göre doğumundan iki yıl önce tutuklanan babası, Kerimov’un aslında biyolojik babası değil. Babası 1941 yılında serbest bırakıldıktan sonra ailesi, Kerimov’u yetimhaneye gönderdi. Kerimov bir yıl sonra yetimhaneden alındı, ancak 1945 yılında yeniden yetimhaneye bırakıldı.

İslam Kerimov, resmi biyografisine göre 1960’da mühendislik derecesiyle teknik üniversiteden mezun oldu ve Sovyetler Birliği’ndeki bazı sanayi kollarında çalışmaya başladı. Daha sonra Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin devlet planlama komitesinde işe giren Kerimov, ekonomi derecesi de aldı ve 1983’te Özbek Sovyet Devleti’nin maliye bakanı oldu.

Kerimov, 1989’da Sovyet Komünist Partisi’nin Özbek merkez komitesinin başkatibi olarak atandı. Bir sonraki yıl, Özbekistan’ın Sovyet dönemi parlamentosunda Özbekistan Cumhurbaşkanı seçildi. 1991 Mart’ında Özbek seçmenlerin büyük çoğunluğunu Sovyetler Birliği’nin parçası olarak kalmaya ikna etti. Bundan sadece birkaç ay sonra ise, Ağustos 1991’de Sovyetler Birliği’ndeki başarısız darbe girişiminden sonra Özbekistan’ın bağımsızlığını ilan etti. 1991 yılı Aralık ayında da bağımsız Özbekistan’ın ilk cumhurbaşkanı olarak seçildi.

1991 Aralık’ındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine sadece birkaç muhalif partinin adayının katılmasına izin verilmişti. Kerimov, oyların yüzde 86‘sını alarak seçimi kazandı. Ancak uluslararası gözlemciler, seçimlerin geçerliliği konusunda ciddi şüphelere sahipti. İnsan Hakları Gözlem Örgütü, seçimlerin hileli olduğunu bildirdi. 1996’da Kerimov’un görev süresinin uzatılması için yapılan referandum da Batılı gözlemciler tarafından hileli olarak tanımlandı. Anayasanın iki dönemden daha uzun süre cumhurbaşkanı seçilmesi engellemesine rağmen 2007 yılı Aralık ayında yeniden cumhurbaşkanlığı seçimine giren Kerimov, 2015’te de oyların yüzde 90‘ını alarak koltuğunu korudu.

Orta Asya ülkelerindeki otoriter rejimler, Sovyetler Birliği’nin Aralık 1991’de dağılmasından sonra da varlıklarını korudu. Ancak Kerimov’un Özbekistan’daki rejimi, bölgenin en baskıcı rejimlerinden biriydi.

Örneğin İnsan Hakları Gözlem Örgütü, yayınladığı son yıllık raporunda, Özbekistan’ın akıllara durgunluk verici derecede kötü insan hakları sicilinin 2015’te de geçerli olduğunu yazdı.

Örgütün raporunda, ”Binlerce kişi siyasi suçlardan ötürü hapiste tutuluyor. İşkence yaygın bir uygulama. Yetkililer, insan hakları savunucularını, muhalifleri, gazetecileri sürekli taciz ediyor. Sıkı devlet kontrolü dışında dini vecibelerini yerine getirmek isteyen Müslüman ve Hıristiyanlar cezalandırılıyor. Milyonlarca yetişkin, her sonbaharda son derece kötü şartlar altında pamuk hasadı yapmaya zorlanıyor. Hükümet, pamuktan büyük miktarda kar elde ediyor” ifadeleri yer aldı.

2002'de İslamcı grup Hizb ut-Tahrir üyesi olduğu iddia edilen iki kişi, bir Özbek hapishanesinde işkenceyle öldürüldüğü öne sürüldü. ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre işkence nedeniyle üzerlerinde çok ciddi yaralanma ve yanıklar oluştu. Yanıkların nedeni, kaynar suydu.

Mayıs 2005’te ülkenin doğusundaki Andican kentinde güvenlik güçlerinin protestocuların üzerine ateş açarak yüzlerce kişiyi öldürmesi ise Özbek tarihinin karanlık sayfalarından biri.

ABD, 11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra Hizb ut-Tahrir ve Özbekistan İslam Hareketi gibi İslamcı grupları hedef alan Özbekistan’ı, El Kaide ve komşu Afganistan’daki Taleban’la mücadelede stratejik bir müttefik olarak görmeye başladı

Ancak ABD'nin yüzlerce kişinin öldüğü Andican olaylarıyla ilgili uluslararası soruşturma açılmasını talep etmesinden sonra, 2005 Temmuzu'nda Özbek hükümeti, ülkenin güneydoğusundaki Karşi Hanabad Hava Üssü’nü boşaltması için Washington'a altı ay süre verdi. ABD, 2001‘den beri 800 askerini tuttuğu hava üssünü 2005 Kasım’ında terketti.

Kırgizistan’ın başkenti Bişkek’teki Uluslararası Kriz Grubu’nun Orta Asya proje direktörü Deirdre Tynan, İslam Kerimov’un, ”ülkenin bağımsızlığını yeni kazanması ve çoğunluğunun kırsal olmasının avantajlarını kullanan, işgücünü sömürürken ülkeyi polis devleti gibi yönetmiş eski bir Sovyet piyonu” olarak hatırlanacağını söylüyor.

Kerimov’un ardında, işkenceyle özdeşleştirilen bir Özbekistan bıraktığını belirten Deirdre Tynan'a göre, Özbek diktatörün tam olarak nasıl bir miras bırakacağı ise ülkenin başına geçecek yeni liderin izleyeceği politikalara bağlı.

XS
SM
MD
LG