Erişilebilirlik

İran'ın Nükleer Programı Gizliliğini Koruyor

  • Andre de Nesnera

Batı dünyası ve İran arasındaki görüşmeler uzun yıllardır görülmeyen bir düzeye çıkarken İran’ı izleyen uzmanlar, Tahran'ın nükleer programında ulaştığı düzeyin büyük ölçüde gizliliğini koruduğu uyarısında bulunuyor

P5+1 olarak bilinen ve Amerika, İngiltere, Fransa, Çin, Rusya ve Almanya’dan oluşan ülkeler, İran’ın tartışma yaratan nükleer programıyla ilgili olarak yaptığı öneriyi inceliyor.

Bundan sonraki müzakerelerin Kasım ayında Cenevre’de yapılması planlanıyor.

Uluslararası kamuoyu uzun bir süredir İran’ı, uranyum zenginleştirme programına son verme konusunda ikna etmeye çalışıyor. Düşük oranda zenginleştirilmiş uranyum nükleer enerji için gerekli iken yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumla nükleer silah yapılabiliyor.

Amerika ve Avrupa Birliği İran’ın uranyum zenginleştirme programının askeri amaçlı olduğuna inanıyor. Ancak Tahran hükümeti programın yalnızca sivil alanda kullanım için olduğunu söylüyor.

Nükleer silah siyaseti üzerine çalışan Ploughshares Fonu’ndan İran uzmanı Joel Rubin, Batılı istihbarat servislerinin İran’ın programı hakkında belli bilgilere sahip olduğunu söylüyor. Rubin bu belgelere dayanarak İran’ın 19 bin santrifüjünün uranyum zenginleştirmeye devam ettiğini ve yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoğuna sahip olduğunu söylüyor. Bu stoklar iki kilit merkezde tutuluyor. Bu oran bir bombada ihtiyaç duyulan nükleer tepkime noktasının altında. Ancak İran uranyum zenginleştirmeye devam ediyor.

Rubin ayrıca İran’ın plütonyum üretecek farklı bir merkezin inşasını da sürdürdüğünü söylüyor. Plütonyum da nükleer silah üretiminde kullanılabiliyor.

Amerika’nın eski Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi John Bolton, İran’ın amaçlarıyla ilgili bilginin kısıtlı olduğunu söylüyor. Bolton, İran’ın Kuzey Kore’den taktiksel destek alarak bir yeraltı merkezinde uzun süreli olarak çalışmalarını sürdürmüş olabileceğini belirtiyor.

BM, İran’ın uranyum zenginleştirme programına son vermesi için son birkaç yıldır Tahran hükümetine karşı çeşitli yaptırım kararları çıkardı.

Bunun yanısıra Amerika ve diğer bazı ülkeler kendi yaptırımlarını uyguluyor. İsrail ise İran’ın nükleer silah geliştirmesine göz yummayacakları tehdidinde bulundu ve Batı’dan İran’la yaptıkları görüşmelerde temkinli olmasını istedi.

Ancak uzmanlar İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Haziran ayında göreve başlamasından sonra durumun yumuşadığını belirtiyor. Ruhani birçok kişi tarafından ılımlı bir isim olarak değerlendiriliyor ve seçim kampanyasının temellerinden biri de Batı ile diplomatik ilişkilerin güçlendirilmesiydi.

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, Cenevre’de bu ay içinde yapılan görüşmelerin bugüne kadarki en ayrıntılı diyalog olduğunu söylemişti. Bu görüşmelerde İran bir teklifte bulundu.

Özel bir araştırma şirketi olan Silah Kontrol Derneği’nden (Arms Control Association) Daryl Kimball, bu teklifin içeriğinin gizli olduğunu belirtiyor. Kimball, bu gizliliğin iyiye işaret olduğunu, çünkü bunun iki tarafın kamuoyuna bilgi sızdırarak iç siyasette puan kazanma amacı gütmediğini ve görüşmelerin bir çözüme yönelik olarak yürütüldüğünü gösterdiğini söylüyor.

Uzmanlar teklifin büyük olasılıkla İran’ın nükleer zenginleştirme programında yapacağı sınırlamalara karşı, Batı’nın ülkeye uyguladığı ekonomik ve mali yaptırımlarda yumuşama içerdiğini tahmin ediyor.

Ancak Ploughshares Fonu’ndan Rubin gibi birçok uzman, ilerleme sağlanmadan önce iki tarafın birbirlerine karşı duyduğu güvensizliğin aşılmasının gerekliliğine dikkat çekiyor.

Rubin iki tarafın arasında 30 yılı aşkın bir süredir güvensizlik olduğunu ve Amerika’nın İran’ı “terörü destekleyen ülkeler,” listesinde bulundurduğunu hatırlatıyor. İran’ın ayrıca kabul edilemez bir insan hakları karnesi olduğunu söyleyen uzman, ayrıca bölgede gerilimin yüksek olduğuna ve İran, İsrail ve Körfez ülkeleri arasında sorunların yanı sıra Suriye sorunun da devam ettiğine dikkat çekiyor.
XS
SM
MD
LG