Erişilebilirlik

Iraklı ve Suriyeli Kürtler Arasında Dayanışma


Iraklı Kürtler’den Suriyeli Kürtler’e giden yardım, tarafları birbirine yakınlaştırıyor. Dayanışma içindeki iki taraf da yardımdan faydalanıyor. Bazı uzmanlara göre, insani amaçlı yardımın siyasi bir yönü de olması mümkün görünüyor.

Yardımlaşma bağları güçlendiriyor

Reuter Haber Ajansı’na göre Suriye’de süren savaştan etkilenen Suriyeli Kürtler’e Irak’tan yardım yağıyor. İç savaş nedeniyle bölünme tehdidi altında olan Suriye’de yaşayan Kürtler Iraklı Kürtler’den Fırat nehrinin iki ülke arasında çizdiği sınırla ayrılıyor. Bugünlerde nehirde Kuzey Irak yönetiminin Başkanı Mesut Barzani’nin kararıyla yollanan yiyecek, ilaç ve akaryakıt taşıyan tekneler görmek mümkün.

Kuzeydoğu Suriye’de yaşayan Kürtler ülkede Beşar Esat ve muhalif milisler arasında devam eden savaşta şiddetten az etkilenseler de bölgede ciddi yiyecek ve akaryakıt sıkıntısı devam ediyor. Nehrin Irak tarafında beyaz kamyonetler su kenarına çuvallarla un, konserve domates ve kızartma yağı taşımaya devam ediyor. Yardım malzemeleri buradan nehir botlarıyla Suriye’ye geçiriliyor. Nehrin Irak tarafında Kürt bayrağı dalgalanıyor.

Yardımın amacı siyasi mi?

Bazı uzmanlara göre, Suriye’de süregelen savaş, ülkedeki Kürtler için Kuzey Irak’taki Kürtler gibi merkezi hükümetten otonom yaşama, kendi yönetimine ve silahlı güçlerine sahip olma imkanı anlamına gelebilir. İsviçre’de yaşayan ve Kürtler üzerinde çalışan tarihçi Jordi Tejel Gorgas, Barzani’nin yardımının yalnızca insani amaçlı olmadığını, siyasi temelleri de olduğunu söylüyor. Gorgas’a göre, yardımın boyutu, Kuzey Irak Hükümeti’nin ve Kürt yönetiminin lideri olan Barzani’nin “iyi bir vatansever” olduğunu gösteriyor. Barzani iki ayda bir çıkan bir Suriye Kürt dergisine yaptığı açıklamada Suriyeli Kürtler’in kardeşleri olduğunu ve kader birliği içinde bulunduklarını söylemişti.

Eline ne geçeceği belirsiz olsa da Barzani şimdiden Suriye’de değişecek güç dengelerinde destek vereceğini açıkladığı Kürtler’le olan ilişkilerini güçlendiriyor. Kuzey Irak Yönetimi Sözcüsü Safin Dizayi ise yardımın herhangi bir siyasi yönü olduğunu reddediyor ve yardımın bir insanlık görevi olduğunu söylüyor.

Bölgede Kürtler’in sayısı 25 milyon

Suriye, Irak, Türkiye ve İran’da yaşayan Kürtler’in toplam sayısının 25 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu, Kürtler’in dünyanın kendi devleti olmayan en büyük etnik grubu oldukları anlamına geliyor.

Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu Kürtler oluşturuyor. Beşar Esat ve kendinden önce cumhurbaşkanı olan babası Hafız Esat sistematik olarak Kürtler’e ayrımcılık uyguladı. Hafız Esat 100 binden fazla Kürt’ü vatandaşlıktan çıkarmıştı.

Suriye politikasında Kuzey Irak Hükümeti merkezi Irak hükümetiyle ters düşüyor. Irak Başbakanı Nuri el Maliki, merkezi hükümetin politikasının Suriye konusunda tarafsız kalmak olduğunu söylese de Şii İran’la çıkar ortaklığı bulunuyor. İran da Esat’ı desteklemeye devam ediyor. Arkasında Barzani’nin babası Molla Mustafa’nın bir portresi asılı duran, sınır geçişinden sorumlu Şevket Berbehari şimdiye dek merkezi hükümetten yardımlara bir itiraz gelmediğini söylüyor.

Yardım dağıtımı kontrollü

Fiskhabur sınırı Ocak ayı ortasında açılmış ve nehrin üzerine geçişi kolaylaştırmak için yapılan yüzer köprünün inşaatı devam ediyor. Bugüne dek Kuzey Irak’tan nehrin ötesine bir milyon litre mazot ve 1000 ton un yardımının yanı sıra tıbbi araç gereç yardımı yapılmış. Yüklenen bir teknenin nehrin karşı tarafına geçmesi bir dakikadan az sürüyor. Mallar boşaltıldıktan sonra yardım, geçen sene Barzani’nin zoruyla kurulan Yüksek Kürt Konseyi’nin komiteleri tarafından Kürtler’e ve Araplar’a dağıtılıyor. Barzani Konsey’i karşıt Kürt gruplarını birleştirmek amacıyla kurmuş. Kuzey Irak’a sığınmış 10 binlerce Kürt’ten biri olan 49 yaşındaki Emin Ahmet “Allah’a ve Barzani’ye yaralarımıza merhem olduğu için teşekkür ederiz” diyor.

Suriye’de PYD ve KNC farklı uçlarda

Suriye’deki en güçlü Kürt grubu PKK’ya bağlı Demokratik Birlik Partisi (PYD). Daha zayıf olmasına rağmen uluslararası toplumun daha sempatiyle baktığı Kürt Milli Konseyi (KNC) ise bazıları Irak Kürtlerle ilişkili 10’dan fazla küçük partiyi kendi bünyesinde toplamış. PYD de KNC de Araplar’ın başlattığı ayaklanmaya şüpheyle yaklaşıyor ve muhaliflerin kendi çıkarlarına düşman olduğunu düşünüyor. Ayrıca iki grup iç savaştan nasıl kazanımlar elde edilebileceği konusunda fikir ayrılığı yaşıyor. KNC PYD’yi Kürt bölgelerinde üstünlük kurabilmek için Esat’la işbirliği yapmakla suçluyor. Bu işbirliği Esat’ın ayaklanmacıları destekleyen Türkiye’yi rahatsız etmesini sağlıyor.

Yukarı Cezire

Suriye’de savaşın muhtemel sonuçları belirsizliğini korurken Barzani’nin bölgede gücünü artırmak isteyebileceğinden bahsediliyor. Uzman Gorgas Suriye’de her şeyin mümkün olabileceğini ve Barzani’nin Yukarı Cezire bölgesinde kuvvetlenmek isteyebileceğini söylüyor. Ancak Gorgas’a göre merkezi hükümetin, ülkedeki sınırlı petrol kuyularının bulunduğu bölgenin kontrolunu bırakması zor görünüyor. Aynı zamanda Türkiye’nin de güneyinde güçlü bir Kürt bölgesi oluşmasına izin vermesi beklenmiyor.

Iraklı Kürt siyasetçiler asıl amaçlarının 90’larda Irak’ta yapılan hataların Suriye’de de yaşanmasını engellemek olduğunu söylüyor. O yıllarda Barzani’nin Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Talabani’nin Kürdistan Yurtseverler Birliği (PUK) arasında kanlı bir iç savaş yaşanmıştı. Barzani ve Talabani yönetimi paylaşarak ateşkeş imzalamış olsalar da iki grup arasında sürtüşmeler devam ediyor. Ayrıca iki taraf Kürdistan Milli Konseyi içinde farklı partileri destekliyor.

Tarihçi Gorgas PUK’un Barzani’nin Suriye siyasetini engellemeye çalışabileceğini söylüyor. Talabani’nin desteklediği partiler ise PYD’ye daha yakın duruyor.

İsmini vermek isteyen üst düzey bir yetkili Barzani’nin amacının Suriye sınırının güvenliği ve PYD’nin gücünün sınırlanması olduğunu söylüyor. Yetkili “biz onları çadırda tutmak istiyoruz,” diyor.

Uzmanlar Barzani’nin Türkiye ile yakın ilişkiler kurduğunu hatırlatarak PYD’nin bu stratejik ilişkiyi bozmasından korktuğu yorumunu yapıyor.

Siyasi risk danışmanlık şirketi Eurasia Group’un Ortadoğu ve Kuzey Afrika direktörü Crispin Hawes’a göre Barzani’nin genel bir stratejisi bulunmuyor. Hawes, Barzani’nin siyasetinin değişen koşullara tepki olarak oluştuğunu ve asıl amacının bugüne kadarki kazanımları elinde tutmak olduğunu söylüyor. Uzmana göre, Barzani’nin genişleme amaçları bulunuyor, ancak asıl hedefi, şimdiye kadar ele geçirilenlerin kaybını önlemek.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG