Erişilebilirlik

İnsan Hakları İzleme Örgütü: OHAL Kararnamesinde İnsan Hakları Korunmuyor


Türkiye’deki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL sonrasında dünyanın çeşitli sivil toplum örgütlerinden insan haklarına ve özgürlüklere uyulması yönünde uyarılar gelmeye devam ediyor.

Merkezi New York’ta bulunan İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) yaptığı açıklamada, OHAL’in ilanının ardından, toplu işten atılmaların yanısıra, insan hakları ve bireysel özgürlüklerin ihlal edildiği ve darbe girişimiyle ilgisi olmayan kurum ve kuruluşların kapatıldığı gerekçesiyle endişelerini dile getirdi.

Açıklamada, OHAL sonrasında yayımlanan kararnamenin keyfi ve ayrımcı olduğu, şiddetli darbe girişimine veya kamu düzeninin sağlanmasına yönelik kaygılara karşı haklı gerekçelere dayandırılamayacak uygulamalar içerdiği savunuldu.

Avukatları ile özel görüşme yapma hakları kısıtlanıyor

Açıklamada şunlar kaydedildi:

”Kanun Hükmünde Kararname binlerce özel eğitim kurumunun, hastanenin ve hükümetin 15-16 Temmuzdaki darbe girişiminin ardında olmakla suçladığı Fethullah Gülen'le ilişkili olduğundan şüphelenilen dernek ve vakfın kapatılmasını emrediyor. Kararname hakimlerin, savcıların ve devlet memurlarının kamu görevinden, sorgusuz sualsiz ve herhangi bir hukuki itiraz hakkı bulunmaksızın, süresiz olarak çıkartılmasına olanak tanıyor. Kararname ayrıca, polisin yetkilerini bazı zanlıları 30 güne kadar gözaltında tutabilecek şekilde artırıyor ve tutuklanan şahısların avukatları ile mahrem görüşme yapma hakkını ciddi ölçüde kısıtlıyor.“

‘Gözaltı süresinin uzaması işkence riskini arttırıyor’

Açıklamada, kararnamede polisin gözaltında tutma süresini maksimum dört günden, terör suçları için 30 güne çıkartıldığı ve bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlali anlamına geldiği vurgulandı.

HRW’nin açıklamasında, darbe girişiminden bu yana gözaltılarda hak ihlalleri yaşandığına ilişkin Uluslararası Af Örgütü’nün açıklamasına dikkat çekilerek, gözaltı süresinin artırılmasının işkence ve kötü muamele riskini daha da artırdığı belirtildi.

Kararnamenin, terörizm ve toplu işlenen suç vakalarında tutuklu zanlı ile avukatı arasındaki görüşmelerin, yetkililerin bir güvenlik riski bulunduğu veya görüşmenin "terör örgütü veya diğer suç örgütlerine" mesaj veya talimat vermek amacıyla kullanıldığını tespit etmesi halinde, savcılık kararıyla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilmesine olanak tanıdığına da açıklamada değinildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bunun etkin savunma hakkının bir ihlali olacağını belirtti. Açıklamada, kararnamenin ayrıca tutuklu olan kişilerin aileleri tarafından ziyaret edilmeleri ve telefon görüşmesi yapma haklarını da ciddi ölçüde kısıtladığı değerlendirmesine yer verildi.

‘Kararname Herkesi Hedef Alabilir’

HRW Türkiye Direktörü Emma Sinclair-Webb de yaptığı açıklamada OHAL sonrası yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili endişelerini dile getirdi.

Webb açıklamasında şunları kaydetti:

"Kararnamenin dili muğlak ve açık uçlu. Bu dil 'terörist örgütlerle irtibat içinde' olduğu iddia edilebilecek herhangi birinin, bu iddiaya ilişkin herhangi başka bir kanıta gerek duyulmaksızın işten çıkartılmasına olanak tanıyor. Bu kararname ile Gülen hareketinin ötesinde muhalif olduğu düşünülen veya gerçekten de muhalif olan herkes hedef alınabilir. Hükümetin emniyette 30 günlük bir gözaltı süresi getirilmesinin olağanüstü hal koşulları altında dahi haklı gerekçelere dayandırılamayacağını ve bunun zanlıların işkence ve kötü muamele görme riskini artırdığını bilmesi gerekir. Bu risk tutuklu şahıs ile avukatı arasındaki mahrem konuşmaların kaldırılmasıyla daha da artıyor ki bu etkin savunma hakkı ile de çelişen bir şey.”

XS
SM
MD
LG