Erişilebilirlik

İnsan Hakları ‘Askıya' Alınabilir mi?


Turkey Military Coup Arrest

Turkey Military Coup Arrest

Türkiye’nin olağanüstü hal kapsamında adil yargılama gibi haklarda imzaladığı uluslararası sözleşmelerdeki sorumluluklarını askıya alıp alamayacağı tartışmasında, Yard. Doç. Dr. Kerem Altıparmak’a göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde çok sayıda dava kapıda görünüyor.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök’ün son açıklaması çerçevesinde, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne yaptığı olağanüstü hal bildirimini, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Kerem Altıparmak değerlendirdi.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Altıparmak, mevcut duruma ilişkin Türkçe’de “askıya alma” ifadesiyle güçlü bir kavram kullanıldığını ancak bunun çeviriden kaynaklı bir sıkıntı olduğunu kaydetti. Altıparmak, aslında BM’nin sözleşmesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki bu hükmün İngilizce “derogation” olduğunu anımsattı. Bu hüküm uygulandığında o haklar ile ilgili söz konusu devlete daha fazla kısıtlama imkanı tanındığını belirten Altıparmak, sözleşmede devletlere “derogation” hakkını kullanmalarıyla ilgili de sınırlama getirilmiş olduğunu vurguladı.

“Bazı haklar hiçbir şekilde askıya alınamaz, işkence yasağı. Bazı haklar açısından ise sınırlandırmayı arttırabilirsiniz, ama bu aldığınız önlemin olağanüstü hal ilanıyla bağlantılı olması ve yine ölçülü olması gerekir” diyen Altıparmak, hukuki tablo böyle değerlendirildiğinde Türkiye’nin BM’ye yaptığı bildirimin ‘adil yargılamayı hiç yapmayacağım’ şeklinde anlaşılamayacağını söyledi. “Bu sadece adil yargılanma hakkıyla ilgili olağanüstü hal kapsamında bazı önlemler alınabileceğini gösterir sadece” diyen Altıparmak, Türkçe’ye ‘askıya almak’ diye çevrildiğinde ise sanki adil yargılama hiç uygulanmayacakmış gibi anlaşıldığını ve ama bunun böyle olamayacağını ifade etti. Altıparmak, “Türkiye zaten gerek BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi açısından, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açısından olağanüstü hali, uluslararası hukukta sonuç doğurması bakımından bildirimde bulunmak zorunda. Siz olağanüstü hal ilan edip, bildirimde bulunmazsanız, o sözleşme açısından hiçbir sonuç doğmaz. Türkiye, oradaki yükümlülüklerinden kurtulmuş gibi sonuç da çıkarılamaz” diye konuştu.

Türkiye’nin bir örgüt tarafından kalkışma yapıldığı, demokratik ve kamu düzeninin ihlal edildiği gerekçesiyle olağanüstü hal ilan ettiğini açıkladığını kaydeden Altıparmak, “Bu açıklama itibariyle; uluslararası hukuk açısından durum açık, anlaşılabilir ve kabul edilebilir. Bunun için bazı önlemler aldım. Bu önlemler de normalde olandan daha fazla hak ve özgürlükleri sınırlandıracak. Buraya kadar her şey tamam. Ancak siz hiçbir savunmasını almadan, suçlama yapmadan kamu görevlilerini işten çıkartıyorsanız; bu söylediğinizi bu durum ile ilişkilendiremezseniz. Normalde Devlet Memurları Kanunu ile görevden çıkartırken şimdi olağanüstü hal kararnamesi ile görevden çıkarıyorum, dediniz. Ama bu yeni usul, belirli güvencelere ve hukukun üstünlüğüne göre yürütülmeli. Şimdi darbe girişimi oldu diye dilediğini hapseder, istediğini işten çıkarır gibi anlaşılamaz” dedi.

Olağanüstü hal ile ilgili öğretmenler, doktorlar gibi meslek gruplarından yapılan işten çıkarmalar arasında bağlantı kurulmasında güçlük olduğunu belirten Altıparmak, dolayısıyla da Türkiye’nin BM’ye ya da Avrupa Konseyi’ne olağanüstü hal ilan edildiği bildirimi yapılmasıyla devlet aleyhine açılacak davaların önlenemeyeceğini ifade etti.

‘AİHM pilot karar alır, gereğini ister’

Kamu personeli görevinden ihraç edilenler veya maddi alacaklarıyla ilgili sıkıntı yaşayanlar bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Türkiye aleyhine dava açılabileceği görüşünü destekleyen Altıparmak, ancak binlerce insan AİHM’e başvurursa bunun altından kalkılamayacağını da anımsattı. Altıparmak, “AİHM’de ‘pilot karar’ dediğimiz bir mekanizma var. AHİM, sistematik bir sorunu işaret eden bir davayı ele alıyor ve bu konuyu karara bağlıyor. Sonra da hükümete diyor ki bunun için gereğini yap. Gereğini yapmazsan ben davalara devam edeceğim diyor. Onbinlerce kişiyi ilgilendiren bir konuda eğer hükümet, AİHM’in pilot kararı sonrasında Mahkeme’nin önerdiği ulusal önlemleri almazsa, bu sefer gerçekten Avrupa Konseyi ile yolları ayırmaya kadar iş varabilir” diye konuştu.

AİHM’in pilot kararıyla Türkiye’den benzer davaları engelleyecek bir mekanizma oluşturarak ulusal önlem almasını isteyeceğini vurgulayan Altıparmak, Başbakan Yıldırım’ın bugün dediği gibi “hata” yapılması ve sonra hatadan geri dönülmesi gibi bir yaklaşım olamayacağını da söyledi.

Listelerle kamudan personel çıkarılması gibi “hukukun üstünlüğü” ilkesine dayanmayan herhangi bir önlemin olağanüstü hal ilan edildiği için uluslararası hukukta kabul edilmeyeceğini belirten Altıparmak, Türkiye’nin bildirimde bulunmasıyla davaları önleyemeyeceğini yineledi.

XS
SM
MD
LG