Erişilebilirlik

İngiltere’nin AB’den Ayrılma Fikri Almanya’da Geniş Yankı Buldu


İngiltere Başbakanı David Cameron’ın yaptığı açıklamalar ve ülkesinin AB üyeliğinin devam edip-etmemesi konusunu önümüzdeki dört yıl içinde referanduma sunacaklarını söylemesi zaten ekonomik zorluklarla birlikte sarsıntıya giren Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu krizi yeni bir boyuta taşıdı. Cameron, Davos Zirvesi’ndeki konuşmasında da ‘AB’nin rekabet gücünden, yenilikçilik anlayışından ve yatırımcılık zihniyetinden uzaklaştığını’ savunarak, birliğin kendini yenilemesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti ve İngiltere’nin üyeliği konusunu referanduma götüreceğini yineledi.

Cameron’un açıklamaları AB’nin motoru konumundaki Almanya’da öfkeden, temkinli eleştirilere kadar varan boyutlarda tepkilere neden oldu. Nitekim Alman asıllı Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schultz, Cameron’a ‘her ülkeye ayrı muamele yapılmaz’ şeklinde tepki gösterdi ve AB’nin geleceğini tartışmak yerine, istihdam ve büyümeye odaklanmanın şart olduğunu söyledi. Aynı şekilde Federal Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle de alaycı bir üslupla İngiltere’yi güçlü bir partner olarak Avrupa’da görmek istediklerini, ancak ‘ağaçtan iyi kirazları toplar gibi’ sadece hoşlarına gidenleri arzulamalarının kabul edilemeyeceğini söyledi. Federal hükümetteki koalisyon ortağı liberal FDP’nin Dış Politika Sözcüsü Reiner Stinner, AB’nin diğer ülkelerinin İngiltere’ye taviz vermemesi gerektiğini savunarak, ‘gitmek isteyeni tutmayalım’ dedi.

Merkel’den Cameron’a destek

Gerçi Alman siyasetçiler Cameron’a sert eleştiriler yönelttiler ama Almanya Başbakanı Angela Merkel’in başka bir strateji izleyerek İngiltere ile kutuplaşmaktan kaçındığı dikkati çekti. Konuyla ilgili açıklamalarında sürekli İngiltere’nin AB’nin aktif bir üyesi kalmasını vurgulayan Merkel, ülkenin AB’deki geleceği ile ilgili İngilizlerin istekleri üzerine konuşmaya hazır olduğu mesajını verdi. Merkel, Davos’ta yaptığı konuşmada da rekabet gücü ve reformlar gibi bazı konularda Cameron’un haklı olduğunu söyleyerek Berlin’deki siyasi yorumcular arasında bile şaşkınlık yarattı. Yapılan değerlendirmelerde, Merkel’in genel seçim öncesinde İngiltere yönetimi ile tartışmaya girmek istemediği, ayrıca Almanya’nın Fransa’ya karşı AB içinde İngiltere’ye ihtiyacı olduğu belirtildi.

Berlin’de yapılan yorumlarda Merkel’in bu tavrı ile başta Federal Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble olmak üzere kendi partisi Hıristiyan Demokrat Birlik ve liberal FDP’den birçok politikacı ile ters düştüğü, nitekim Schäuble’nin Avrupa’nın İngiltere olmadan ekonomik krizden daha çabuk çıkabileceğine inandığı ifade ediliyor.

İngiltere’siz AB Türkiye’yi de etkileyebilir

Bu arada bu bağlamda konuşulan başka bir konu ise İngiltere’nin AB’den çıkması durumunda Türkiye’nin AB üyeliği olasılığının zayıflaması. Londra hükümeti Türkiye’nin AB üyeliğine geleneksel olarak daha sıcak bakıyor. Ekonomik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi EDAM tarafından yaptırılan ve Amerika’nın Sesi Türkçe Bölümü’nde de ayrıntılı bir şeklide yer alan bir araştırmanın sonuçlarına göre Türk halkında AB üyeliğine desteğinin yüzde 30'lara gerilemiş durumda. Bu araştırmaya atıfta bulunan Avrupa Parlamentosu Milletvekili İsmail Ertuğ, Türkiye’nin tüm ihtimalleri göz önüne alarak AB yolunda devam etmesinin gerektiği görüşünde.

AB Bakanı Egemen Bağış, David Cameron’un açıklamalarını AB’ye ciddi bir uyarı olarak tanımlamıştı. Bağış, İngiltere’nin AB’den ayrılması durumunun AB kapsamında farklı üyelik alternatiflerinin doğmasına yol açabileceğini ve Türkiye’nin de bu alternatifleri değerlendirebileceğini ifade etmişti.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG