Erişilebilirlik

‘İlişkilerde Esas Düzelme Suriye’deki Gelişmelere Bağlı’


Washington Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Soner Çağaptay, Türkiye ile Rusya arasındaki yakınlaşmanın ekonomik açıdan iki taraf için de “kazan-kazan” neticesi yarattığını ancak ilişkilerde siyasi açıdan esas anlamda bir düzelme olup olmayacağı sorusunun yanıtının Suriye’de ve özellikle de Halep’te görüleceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında dün yapılan görüşme Amerika’nın başkenti Washington’da da geniş yankı buldu.

İki ülke ilişkilerinin geliştirilmesinin özellikle Suriye politikalarında nasıl bir yansımasının olacağı de en çok merak edilen konulardan.

Tarihi zirvenin sonuçlarını Washington’daki önde gelen Türkiye uzmanlarından Soner Çağaptay Amerika’nın Sesi’ne değerlendirdi.

‘Washington’ın endişesi…’

Rusya’nın temel stratejisinin Türkiye’yi yanına çekmek ve Türkiye’nin NATO’ya bağlılığını azaltmak yönünde olduğunu savunan Çağaptay, Türkiye-Rusya cephesindeki bu yeni yakınlaşmanın Ankara’nın NATO’ya olan taahhütlerini nasıl etkileyeceği konusunda Washington’da endişelerin olduğunu kaydetti.

Çağaptay şunları söyledi: “Türkiye kendisini çok yalnız, kuşatılmış hissediyor ve dolayısıyla şu anda kendisine sempati ve yakınlık gösteren bütün ülkelere sıcak davranıyor ve Rusya da bu ülkeler arasında. Nitekim Putin darbe girişiminden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı arayıp başsağlığı mesajlarını ileten ilk yabancı lider oldu. Belki de bu açıdan zaten Avrasya’cı dış politika hayalleri olmuş olan daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu kez Avrasyacı’lık eğilimine biraz daha sarılabileceği analizleri de var.”

‘Gülen’e karşı yeni bir işbirliği fırsatı’

Çağaptay, Erdoğan-Putin görüşmesinden sonra Türkiye ile Rusya arasında Fethullah Gülen hareketine karşı yeni bir işbirliği fırsatı doğduğu görüşünü dile getirdi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gülen hareketini sadece Türkiye'de değil Türkiye dışında da tümüyle çökertmek ve kapatmak istiyor. Bu hareketin Türkiye dışında en kuvvetli olduğu ve en eskiden beri yerleşmiş olduğu ülkeler Orta Asya ülkeleri. Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan gibi ülkeler. Bu ülkeler üzerinde Türkiye'nin etkisi fazla değil. Türkiye her ne kadar bu ülkelere Gülen cemaatine bağlı kurumları kapatmaları yönünde telkinde bulunduysa da cevap alamadı ancak Rusya'nın bu ülkeler üzerinde etkisi çok daha fazla. Örneğin Putin bunu önerebilir. Orta Asya Cumhuriyetleri üzerinde etkisini kullanarak Gülen cemaatine bağlı kurumların kapatılmasını sağlayabilir ki bu da Ankara'da çok olumlu olarak algılanacaktır. Belki de bu açıdan bir işbirliği fırsatı ortaya çıkacak diye düşünüyorum.”

‘Ekonomik açıdan iki taraf da kazançlı’

Çağaptay, Erdoğan-Putin zirvesinin iki taraf için de yararlı olup-olmadığı sorusu üzerine, “Ekonomik olarak kesinlikle öyle çünkü iki taraf da çok istifade edecek ekonomik açılımdan. Yaptırımların bitmesi Türkiye'deki pek çok sektöre rahatlık getirecek. Dolayısıyla Türkiye açısından bir "kazan-kazan" durumu sözkonusu” diye konuştu.

Rusya açısından da aynı durumun geçerli olduğunu kaydeden Çağaptay, şöyle devam etti: “Her ne kadar askeri alanda Rusya Türkiye'ye karşı üstünlüğe sahip olsa da ticari alanda Türkiye üstünlüğe sahip çünkü Türkiye ticari olarak çok daha gelişmiş bir ülke ve Batı'nın Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesinden sonra Rusya'ya karşı koyduğu yaptırımlar Rusya ekonomisini çökertmek üzereydi. İşte Rusya bu yaptırımlardan biraz Türkiye ile ticaret yaparak kurtulmaya çalışıyordu ve rahatlamıştı. Türkiye, Rusya'ya en yakın olan gelişmiş ekonomilerden birisi. Ama uçak krizinden sonra Türkiye'ye yaptırım koyunca Rusya Türkiye'ye erişimini kaybetti ve aslında ekonomik savaştan Rusya daha çok kaybediyordu diyebiliriz. İşte belki de bu açıdan ekonomik yaptırımların ilk başta ortadan kalkmasını Putin istiyor ki Rusya'nın kendi ekonomisini rahatlatmak için. Demek ki ekonomik olarak iki taraf için de "kazan kazan" durumu sözkonusu diyebiliriz.”

‘Siyasi düzelme için Halep konusunda anlaşmaları gerekiyor’

Çağaptay, siyasi olarak bakıldığında ise iki ülkenin her konuda anlaşmasının biraz zor olduğu görüşünde. Bunun için Ankara ve Moskova’nın Suriye’de ve özellikle de Halep konusunda anlaşmaları gerektiğini söyleyen Çağaptay, şunları kaydetti: “Soru şu? İki taraf birbirinin pozisyonuna yakınlaşacak mı Suriye'de? Yani Esat rejimini destekleyen politikalar konusunda Rusya geri adım atacak mı? Ya da Esat rejimine karşı politikalar konusunda Türkiye geri adım atacak mı? Bu biraz zor galiba. Çünkü Türkiye'nin muhaliflere verdiği desteği kesmesi doğu Halep'in düşmesi demek. Rusya'nın Kürtlere verdiği desteği kesmesi batı Halep'in düşmesi demek.”

‘Erdoğan Rusya ile Suriye Kürtleri arasındaki bağı kesmek istiyor’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye-Rusya yakınlaşmasıyla en çok istediği noktalardan birisinin Rusya ile Suriye Kürtleri arasındaki bağı kesmek olduğunu belirten Çağaptay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü şunun farkında; biliyor ki bu bağı kesmezse Rusya'nın bugün Suriye Kürtleri’ne verdiği silahların PKK'nın eline geçmesi bir an meselesi. Bu da olduğu takdirde Türkiye'nin PKK'yı askeri olarak yenmesi mümkün bile değil. Erdoğan'ın stratejisi başından itibaren, darbe girişiminden önce de Rusya ile Kürtler arasındaki bağlantıyı kesmekti ki bunu da Suriye üzerinden yapmak istiyordu. Bu belki mümkün değil o kadar çünkü şu anda batı Halep'i Esat güçleri Kürtler’in desteğiyle ellerinde tutuyorlar, yani Rusya biliyor ki PYD ile olan ilişkisini kestiği zaman batı Halep'ın düşmesi sözkonusu. Benzeri bir ikilem Türkiye için de sözkonusu. Doğu Halep'i muhalifler ellerinde tutabiliyorlar. Bu Türkiye'nin desteğiyle mümkün. Türkiye eğer onlara olan desteğini çekerse doğu Halep düşebilir. Rusya'nın Türkiye'den temel bir isteği olacak Suriye'de, doğu Halep'ten çekilmesi, oraya verdiği desteği azaltması. İşte bu açıdan belki ilişkilerde siyasi anlamda esas düzelme olacak mı sorusunun cevabı Halep'te olacak. İki taraf da Halep'te birbirlerinin pozisyonlarına ne kadar yakınlaşacaklar, bunu sadece bize zaman gösterecek.”

Washington Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Çağaptay, bir soru üzerine, Türkiye ve Rusya’nın IŞİD’e karşı kısa vadede birlikte çalışacağını tahmin etmediğini de belirtti.

Çağaptay, Türkiye’nin Moskova ile ilişkileri normalleştirme sürecini bu kadar istemesinin altında yatan temel bir nedenin, Amerika ve Rusya’nın Suriye’de anlaşabileceğini öngörmesi ve bu olduğu takdirde yalnız kalabileceğini düşünmesi olduğu görüşünü de dile getirdi.

XS
SM
MD
LG