Erişilebilirlik

'Hu Ziyareti Olabildiğince Başarılı'


'Hu Ziyareti Olabildiğince Başarılı'

'Hu Ziyareti Olabildiğince Başarılı'

13 yıl aradan sonra devlet töreniyle karşılanan ilk Çin lideri olan Hu Jintao’nun Washington ziyareti genelde başarılı olarak yorumlanıyor

Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi (CNAS) uzmanı Daniel Kliman, Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun Washington ziyaretini “olabildiğince başarılı” olarak yorumladı. Ancak Amerikalı uzman belli başlı sorunların giderilmediğine dikkati çekti.



13 yıl aradan sonra devlet töreniyle karşılanan ilk Çin lideri olan Hu Jintao’nun Washington ziyareti genelde başarılı olarak yorumlanıyor. İki ülke arasında 45 milyar dolarlık ticaret anlaşması imzalandı; sorunların başında gelen kur anlaşmazlığı konusunda işbirliği sözü verildi; insan hakları meselesi; uluslararası gelişmeler değerlendirildi.

Washington’daki Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi (CNAS) uzmanı Daniel Kliman Hu’nun Washington ziyaretini “olabildiğince başarılı” diye yorumladı: “Mümkün olduğunca başarılı bir ziyaretti. Obama yönetiminin bazı kazanımları oldu. Çin’e 45 milyar dolarlık ihracat yapılması için bir paket açıklandı. Geçmişte olduğu gibi herhangi bir gaf yaşanmadı. Ancak temel anlaşmazlıklar konusunda da çözüm sağlanamadı. Özellikle Çin’in kur politikası; Kuzey Kore sorunu ve Pekin hükümetinin Çin denizindeki iddialı tutumu konularında. Elbette Çin’in Amerika’dan bu alanlarda farklı çıkarları var. Özetlemek gerekirse, başarılı bir ziyaret ama büyük bir başarı değil.”

İki liderin düzenlediği ortak basın toplantısında en ilginç gelişmelerden biri Hu’nun Çin’in insan hakları alanında daha fazla yol alması gerektiğini kabul etmesiydi. Ancak Daniel Kliman, o açıklamanın önemi konusunda temkinli: “Bunu kabul etmesi o kadar da önemli değil. Öncelikle basın toplantısının o bölümü Çin’de sansür edildi. Dolayısıyla Çin halkı o açıklamayı duyamadı. Bir diğer önemli nokta şu: Çin hükümeti ‘insan hakları’ ifadesini batılılardan farklı tanımlıyor. Onlara göre ‘insan hakları,’ ekonomik hakları veya refahı da kapsıyor. Yani Hu, mesafe almamız gerekiyor dediğinde muhtemelen ekonomik gelişimden söz ediyordu. Hu ayrıca açıklamasını şarta bağladı: ‘Amerika’yla Çin insan hakları konularını konuşabilir, ancak birbirinin içişlerine karışmamalı’ dedi.”

Kliman, Amerikan yönetiminin Çin’e siyasi değerleri konusunda daha fazla baskı yapması gerektiğini savunuyor. Başkan Obama da Hu’yla görüşmeleri sırasında bu konuyu gündeme getirdi. Amerikan yönetimi insan hakları konularını eskiye oranla daha sık gündeme getirir oldu. Peki, bunun nedeni insani kaygılar mı, yoksa Çin gibi yükselen bir gücün istikrarsızlaşma olasılığı mı?

Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtlayan Kliman şöyle diyor: “Elbette farklı nedenler var. Amerika, tarihi olarak insan haklarının uluslararası alanda korunması yönünde girişimlerde bulunuyor. Bu yeni bir şey değil. Çin gibi bir güçle ilişkilerini sürdürürken geleneksel çağrılarını tekrarlaması anormal değil. Bir diğer neden de Amerika’nın ve Amerikan yönetiminin Çin’in siyasi olarak liberalleşmesiyle güçleneceği ve daha fazla istikrara kavuşacağı inancı. Başkan Obama da insan hakları normlarına uyan bir Çin’in daha güçlü, daha dinamik ve daha başarılı olacağını söyledi.”

Amerika’da daha sık tartışılan ve Hu’nun ziyaretiyle yeniden gündeme gelen bir diğer konu ise yükselen bir Çin’in Amerika’ya tehdit oluşturup oluşturmayacağı sorusu. Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Çin’in güçlenmesinin Amerika için tehdit oluşturmadığını söyledi. CNAS uzmanı Daniel Kliman da bu görüşte: “Yükselen Çin tehdit oluşturmuyor. Örneğin Çin’in ekonomik yükselişi Çin halkının refah düzeyini arttırdığı gibi dünyada bir çok ülkenin ekonomisine fayda sağladı. Dolayısıyla esas soru yükselen bir Çin’in tehdit oluşturup oluşturmadığı değil. Esas soru Çin’in gücünü hangi amaçla kullanacağı. Amerika’nın kaygısı da bu. Şu an Pekin’in stratejik eğilimi açık değil. Nasıl bir güç olacağı belli değil. Kurallara dayalı uluslararası sistemin istikrarı için mi çalışacak yoksa, sistemin yapısını mı değiştirmek isteyecek? Ve bu alanda bazı kaygı noktaları var. Örneğin Çin Denizi’ndeki girişkenliği; Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye ait bir gemiyi batırmasını kınamaması. Çin’in gidişatının kaygı verici olduğunu gösteren başka örnekler de var. Amerikalı yetkilileri kaygılandıran nokta da bu, Çin’in güçlenmesi değil.”

XS
SM
MD
LG