Erişilebilirlik

Türkiye’de 16 Nisan günü halk oylaması gündemindeki anayasa değişikliği paketine “hayır” diyen siyasi partilerden HDP, gerekçesini demokrasi açısından gerekli “kuvvetler ayrılığı” ilkesine dayandırıyor.

HDP, anayasa değişikliğiyle mevcut anayasada hali hazırda sıkıntılı durumdaki Yürütme, Yasama ve Yargı kuvvetleri arasında denge ve denetleme mekanizmasının ortadan kalkacağı görüşünü açıkladı. Bu nedenle anayasa paketine “hayır” oyu verilmesi gerektiğini kaydeden HDP, 18 maddelik düzenlemeyi “Anayasa Teklifi Ne İçeriyor?” başlıklı çalışmayla değerlendirdi. Söz konusu metinde, anayasa paketi özetle şöyle yorumlandı:

  • Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı’na veriliyor, Başbakanlık kaldırılıyor.
  • Cumhurbaşkanı, bütün Bakanları belirliyor ve görevden alabiliyor
  • Cumhurbaşkanı, yardımcılarını belirliyor ve görevden alabiliyor
  • Meclis, Bakanları ve Cumhurbaşkanı yardımcılarını denetleyemiyor
  • Meclis, Bakanlar hakkında gensoru veremiyor, soruşturma yapamıyor
  • Cumhurbaşkanı, parti üyesi ve genel başkanı olabiliyor
  • Cumhurbaşkanı, hem partiyi hem devleti yönetiyor
  • Genel başkan da olan Cumhurbaşkanı partisinin milletvekillerini belirliyor
  • Meclis, Cumhurbaşkanı’nın güdümüne giriyor
  • Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) 13 üyesinin 4’ünü Cumhurbaşkanı belirliyor, 3 üyesini Meclis yani yine Cumhurbaşkanı
  • Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 12’sini Cumhurbaşkanı belirliyor
  • Yüksek yargı ve Yüce Divan Cumhurbaşkanı’na bağlanıyor
  • Yeterince bağımsız olmayan yargı tam bağımlı ve taraflı oluyor
  • Yasama, Yürütme, Yargı ‘tek adam’da toplanıyor
  • Cumhurbaşkanı OHAL ilan edip Kanun Hükmünde Kararname çıkarabiliyor
  • Cumhurbaşkanı, OHAL’i süreklileştirebiliyor
  • Mutlak iktidar ve yetki ‘tek adam’a veriliyor
  • ‘Tek adam yönetimi’ ile Beştepe Hanedanı ilan ediliyor...”

Amerika’nın Sesi ise, HDP’nin 18 maddelik anayasa paketini nasıl değerlendirdiğini parti genel merkezince hazırlanan “Anayasa Teklifi Ne İçeriyor?” başlıklı bilgi notu çerçevesinde kaleme aldı. HDP, anayasa paketini maddeler halinde değil bir ülke yönetiminde üç kuvvet olan Yürütme, Yasama ve Yargı başlıkları altında değerlendirmiş durumda. Aşağıdaki metinde tırnak içi ifadeler, HDP’nin ilgili bilgi notundan alınmıştır.

  • 1.Madde: “Yargıya ‘bağımsızlık’ özelliğinin dışında ‘tarafsızlık’ olgusunun eklenmiş olmasının sadece görüntüyü kurtarma çabasıdır. HSYK’nın yapısı, kuvvetler ayrılığı ilkesiyle yargının bağımsız ve tarafsız yapısının temel dayanaklarından birisidir. Bu nedenle başta kurulun tarafsız ve bağımsız olabilmesi, siyasi iktidarlardan ayrı karar verebilme niteliğini haiz olması son derece önemlidir. Yargıçlar Cumhurbaşkanına bağlı birer memur değil adaletin temsilcileri olduğu vakit hukuk devletinden söz etmek mümkün olur.”
  • 2.Madde: HDP, milletvekili sayısını 550’den 600’e çıkarmayı öngören hükme tepkili. ‘Neden 600 milletvekili gerekli?’ sorusu gündeme taşınarak gündemdeki MHP’ye iktidar ortaklığı için 50 vekillik kontenjan yaratma gibi iddialar eleştiriliyor.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu: “Neden milletvekili sayısı 600’e çıkıyor? Gerekçe tek satır: “Ülkemizin nüfus artışına bağlı olarak.” Öyleyse neden teklif ilk pazarlığa açıldığında “550+50 yedek” formülü gündeme gelmişti? Nüfusumuz son bir ayda yüzde 10 artmadıysa burada başka bir pazarlık var demektir. MHP’ye de garanti 50 milletvekili mesajı için vekil sayısının artırıldığı söyleniyor; bundan hiç rahatsız değil misiniz? Tek adam rejimiyle işlevsiz kılınacak Parlamentonun vekil sayısının artırılması, siyasi iradesi elinden alınan milletvekillerine bir tür siyasi rüşvettir. Milletvekili sayısının tek başına artırılması halkın demokrasiye daha etkin katılımını sağlar mı sizce? En fazla, dağıtılacak koltuklar artmış, vaatler artmış olur. Yüzde 10’luk seçim barajı dahi kaldırılmadığı müddetçe milletvekili sayısının 600’e çıkarılmış olması, en çok oy alan partinin sandalye sayısının katlanarak artması anlamına gelir.”

  • 3.Madde: HDP, seçilme yaşını 25’ten 18’e düşürmeyi öngören hükme karşı değil. HDP, parti programında 18 yaşında seçilme taraftarı olduğunu ilan ediyor. Programda, “(HDP) siyasi partilere üyelik yaşının 16’ya, seçilme yaş sınırının 18’e düşürülmesini; milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı için askerlik yapmış olma şartının ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı için 40 yaş sınırının kaldırılmasını savunur” deniliyor.
  • 4.Madde: HDP, Cumhurbaşkanlığı ile TBMM seçimlerini 5 yılda bir aynı anda gerçekleştirmeyi öngören hükme oluşturulan sistem itibariyle karşı çıkıyor.

“Her halükarda, halkın yüzde kaç oyuyla seçilmiş olursa olsun, yürütmenin başına gelen bir kişinin, çoğunluğun farklı görüşlerini temsil eden ve müzakere imkanını her zaman elinde bulunduran TBMM'nin temsil kabiliyetiyle yarışamayacağı açıktır. Tek kişi oyların bir kısmını almışsa, diğer kısmını da almamıştır. Oysa TBMM'de temsil edilen siyasi partiler, farklı ilke ve görüşleri savundukları için, çoğulcu bir yapıyı da temsil ederler. Bu yapı karşısında, tek kişinin dolayısıyla tek görüşün yetkisinin artırılması, çoğunlukçu bir iktidara işaret eder.”

  • 5.Madde: Meclis’in yetkilerine ilişkin bu maddeye ilişkin HDP tarafından “İşlevsiz ve Etkisiz Parlamento” yorumunda bulunuluyor.

“Yürütmede tek yetkili olan Cumhurbaşkanı’nın olağanüstü yetkilerle donatılması iken, parlamentonun yetkilerinin sadece kağıt üzerinde göstermelik yetkilere indirgenmesi, parlamentonun kendi kendisini feshetmesi ile eşdeğerdir.

TBMM'nin özellikle denetime ilişkin yetkileri kısıtlanmaktadır. Parlamenter açısından asli görevi olan denetim mekanizmalarını sadece yazılı soru önergesi, Meclis araştırması, Meclis soruşturması ve genel görüşmeye indirgenmesi biçiminde olmuştur. TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yolları başlıklı hükümde yapılan değişiklik ile parlamenterlerin hükümeti denetim faaliyetleri arasında olan soru önergeleri faslı daraltılmış ve parlamenterin/Meclis’in sözlü soru ile gensoru yetkisi kaldırılmıştır.

Yazılı soru önergesini içeren denetim faaliyetlerinde sorular, Cumhurbaşkanı Yardımcıları ile Bakanlara sorulabilecek olup Cumhurbaşkanı’na doğrudan soru sorma usulü düzenlenmemiştir. Cumhurbaşkanı’nın yürütmenin başı olduğu bu tabloda, sorulara muhatap olmaması seçilmiş iki erk arasında bir dengesizlik daha yaratmaktadır. Oysa mevcut durumda, yürütmenin siyasi sorumlu kanadı olan Başbakan ve Bakanlar Kurulu’na soru sorulabilmektedir. Cumhurbaşkanı’na soru sorulamaması, yetki ve sorumluluk arasındaki bir dengesizliğe de işaret eder.

‘Genel Görüşme’ ve ‘Meclis Araştırması’nın parlamentoda görüşülmesi esnasında daha evvel olduğu gibi Yürütme’den temsilciler Meclis’te olmayacağı için Yürütme’nin denetlenmesine dair bu iki düzenleme de sadece kağıt üzerinde kalan yöntemlere dönüşmektedir. Yürütme adına hiçbir temsilcinin katılmadığı ‘Genel Görüşme’ yahut ‘Meclis Araştırması’ muhatapsız kılınmaktadır. ‘Sözlü Soru’nun kaldırılmasıyla bakanların Genel Kurul’da milletvekillerinin sorularına muhatap olmaları mümkün olmayacaktır. Böylece kamuoyunun önünde, şeffaf bir biçimde denetleme ve daha çabuk sürede cevap alma imkanı ortadan kalkmaktadır.

  • 6. Madde: HDP, bu maddeyi TBMM’nin yetkilerinin kısıtlanması çerçevesinde değerlendiriyor.

“‘Gensoru’ esas itibariyle parlamentonun hükümet üyelerinden açıklama yapılmasını istemesi, açıklamayı yetersiz bulursa güvensizliğini gösterip görevinden düşürmesini sağlayan bir mekanizmadır. ‘Gensoru’nun ilgası, yürütmenin sorumluluğu dâhilinde hiçbir konu hakkında siyaseten TBMM tarafından sorgulanamayacağı, yaptığı faaliyetlerden ötürü hiçbir siyasi denetime tabi tutulamayacağı anlamına gelmektedir.

Halk iradesinin itibarsızlaşması, hiçe sayılması ve artık Meclis’in ‘milletin meclisi’ olma vasfını yitirmesi anlamını taşımaktadır. Milletvekilinin halk adına yürütmeyi denetlemesi sadece bir yetki değil görevdir.”

  • 7.Madde: HDP, bu maddeyi Cumhurbaşkanı’nın “kuvvetler ayrılığı” ilkesine aykırı olarak bütün yetkileri elinde toplamış iken aynı zamanda tek partiyi temsil edecek olması nedeniyle eleştiriyor. HDP, “Genel başkan da olan Cumhurbaşkanı’nın, Meclis’teki çoğunluk grubunu oluşturacak milletvekillerini de belirleyecek” olmasına dikkat çekiyor.
  • 8.Madde: Cumhurbaşkanı seçimi koşullarından öte HDP bakımından oluşturulacak yeni sistem yönüyle eleştiriliyor.
  • 9.Madde: HDP, Yürütme’nin başı olarak tanımlanan Cumhurbaşkanı’nın bugünkü Yürütme’nin sahip olmadığı şekilde yetkililer donatıldığını belirterek, Yasama’nın (TBMM) üzerindeki yetkilere sahip Cumhurbaşkanı’na karşı çıktığını açıklıyor. HDP, detaylı şekilde bu madde ile Cumhurbaşkanı’na verilmesini öngören yetkileri irdeliyor.

“Bakanlar Kurulu’nu ve Başbakan’ı ortadan kaldıran, yerine Cumhurbaşkanı tarafından hiçbir denetimle sınırlı olmaksızın atanacak bakanlar ve Cumhurbaşkanı yardımcıları grubunu koyan maddelerle beraber düşünüldüğünde, Meclis içinden seçilmeyen bir yürütme inşa edilmektedir. Yürütmenin varlığı ve sürekliliği yasamaya bağlı değildir artık. Meclis’in yürütme ile ilgili öneri ve onay yetkisi yoktur. Yani denge/fren mekanizması yoktur.

Savaş sebebiyle seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, seçimleri geriye bırakma yetkisi TBMM'de iken, teklifle bu yetki TBMM ve Cumhurbaşkanı'na verilmektedir. Erteleme sebebi ortadan kalkmazsa aynı usulle bu işlem tekrarlanabilecektir.

(Mevcut anayasa) 104. Madde’de milli güvenlik politikalarını belirleyip gerekli tedbirleri almak da Cumhurbaşkanı’nın yetkisi olarak sayılmıştır. Bu anayasal çerçevede savaş şartlarını bir kişi yaratabiliyorken, aynı kişinin seçimlerin ertelenmesi yönündeki kararı alabilmesi, büyük sorunlar doğurabilir. Bu kararın kaç defa alınabileceği yönünde bir belirleme de yer almamaktadır. Savaş bahanesiyle, ülkenin içinde ciddi bir şiddet olayı olmasa bile, seçim senelerce ertelenebilir.

Cumhurbaşkanı’na, 1982 Anayasası’nın en çok eleştirilen hükümlerinden olan, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışması konusunda sadece sembolik değerdeki gözetim yükümlülüğünü daha da genişleterek, "temin etmek" gibi daha aktif bir rol biçmiştir.

Yürütme’nin başı haline getirilen Cumhurbaşkanı’nın parlamentoya müdahalesi de söz konusudur. ‘Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclis’e mesaj verir’ ibaresi bu açıdan çok belirsizdir. Mesaj vermek, hukukun ama özellikle Anayasa’nın kaldıramayacağı kadar flu bir kavramdır. Bu emir/talimat olarak anlaşılabilir, parlamentoyu yönlendirme çabasıdır. Parlamentonun, Yürütme üzerindeki denetimi kısıtlanır, hatta ortadan kaldırılırken, Cumhurbaşkanı’nın parlamentoya müdahale yolları genişletilmektedir.

Kaç tane olduğu, görev tanımları belli olmayan Cumhurbaşkanı yardımcılarını atamakta tek yetkili Cumhurbaşkanı’dır. Öngörülen bu sistemde hiçbir denge/fren mekanizması yoktur.

Üst düzey kamu yöneticilerini atayıp görevlerine son verme yetkisi Anayasa’da düzenlenmektedir. Bunların kim oldukları kanunda belirtilmese de (Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş bir kanunda Müsteşar ve Yardımcısı, Genel Müdür, Başkan, Kurul Başkanı ve Yardımcısı, Kurul Üyeleri, Yönetim Kurulu Üyeleri, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Büyükelçi, Vali, Kaymakam, Bölge Müdürü ve İl Müdürü olarak sayılmaktadır) tüm bürokrasi üzerinde tek yetkili Cumhurbaşkanı olmaktadır.

Milletlerarası anlaşmaları sadece onaylama konumunda bulunan Cumhurbaşkanı, burada anlaşmaları imzalama konumuna alınmaktadır. Böylece uluslararası ilişkilerde de hiçbir sorumluluk/fren mekanizmasına tabi olmadan tasarruflarda bulunma yetkisi gelmektedir.

Cumhurbaşkanı kararnameleri alanı son derece genişletilmiştir.”

  • 10.Madde: HDP, Cumhurbaşkanı’nın yargılanabileceği yönünde kamuoyuna tanıtılan hükme de mümkün olamayacağı gerekçesiyle karşı çıkıyor.

“Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, aşılması neredeyse imkansız bir Meclis Soruşturması usulüyle dokunulmazlık kazanmaktadırlar.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ile Bakanların soruşturulması, Yüce Divan’a sevki usulleri zorlaştırılmıştır. Bu da siyaseten Meclis'in denetiminden azade olan yürütmeyi, hukuken de denetlenemez hale getirmektedir. Meclis soruşturması açılması, mevcut düzenlemede TBMM üye tam sayısının en az 1/10’u tarafından talep edilebiliyorken; teklife göre salt çoğunluk (300) şartı yer almakta, Yüce Divan’a sevki için ise 2/3 çoğunluk, yani 400 milletvekili aranmaktadır. Bu zırh yetmiyormuş gibi, görev süresiyle sınırlı tutulmamakta ve dokunulmazlık bu görevlilerin ömürleri boyunca sürecek şekilde düzenlenmektedir.”

  • 11.Madde: Cumhurbaşkanı’nın seçimine ilişkin HDP’nin görüşleri, yukarıdaki maddelerde ifade edildi.
  • 12.Madde: HDP, Cumhurbaşkanı’na olağanüstü hal (OHAL) ilan etme yetkisine karşı çıkıyor.

“OHAL'de Cumhurbaşkanı istisna bırakılan alanlara dair de kararname çıkarılabilecek, yani temel hak ve özgürlükler kararname ile rahatlıkla düzenlenebilecektir.”

  • 13.Madde: HDP, askeri yargıya ilişkin gelişmeyi olumlu bulduğunu ancak bunun yargı başlığı altında bakıldığında bir anlamı olmadığı görüşünü dile getiriyor.
  • 14.Madde: HDP, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısını değiştirerek, Hakim ve Savcılar Kurulu’na (HSK) dönüştüren düzenlemeye “Yargı Bağımsızlığına Son, Birleşen Kuvvetler” olarak değerlendiriyor.

“Yargı’nın Yürütme’ye, daha doğrusu doğrudan Cumhurbaşkanı’na bağlanmasıdır. Esasen yasama, yürütme ve yargının bağlanması ve tüm kuvvetlerin ‘tek adam yönetimi’nde birleşmesi bu madde ile vücut bulmuştur.

HSYK’nın yapısı, kuvvetler ayrılığı ilkesiyle yargının bağımsız ve tarafsız yapısının temel dayanaklarından birisidir. Bu nedenle başta kurulun tarafsız ve bağımsız olabilmesi, siyasi iktidarlardan ayrı karar verebilme niteliğini haiz olması son derece önemlidir. Yargıçlar Cumhurbaşkanına bağlı birer memur değil adaletin temsilcileri olduğu vakit hukuk devletinden söz etmek mümkün olur. Teklife göre; kurulun üye sayısı 13’e indirilirken, kurulun başkanı, doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanan, seçilmiş bir kişi olmayan Adalet Bakanı’dır. Adalet Bakanı Müsteşarı da doğal üye olarak kurula eklenmiştir. HSYK’nin başkan üyesi dışında 4 üye daha Cumhurbaşkanı’nca seçilecektir. Yasama organı tarafından seçilecek üye sayısı 3’tür. Parlamento çoğunluğunun Cumhurbaşkanı’nın partisinden olduğu dikkate alındığı vakit, 7 üye iktidar partisine yakın kişilerden seçilecektir.”

  • 15.Madde: Bu madde ile yapılan bütçe düzenlemesi, Cumhurbaşkanı’na geniş yetkiler verilmesi kapsamında HDP tarafından olumlu bulunmuyor.
  • 16.Madde: HDP, bu maddede Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı ve Devlet Denetleme Kurulu’nun yapısıyla ilgili düzenlemelere dikkat çekiyor.

“Anayasa Mahkemesi üye sayısı 15’e düşürülüyor ve 12 üye Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Böylelikle yüksek yargı ve Yüce Divan da tamamen Cumhurbaşkanı’nın belirlediği, ona bağlanmış bir kurum ve alan haline geliyor.

Devlet Denetleme Kurulu'na Başkan ve üyeleri atama yetkisi doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmaktadır. DDK, Cumhurbaşkanı kararnamesi ile düzenlenecek şekilde yeniden dizayn edilmekte, tamamen Cumhurbaşkanı güdümüne girmektedir. DDK'ye bir de idari soruşturma yetkisi verilmekte ve bu alandaki tüm düzenlemeleri kanun güvencesinden çıkarılıp kararnameye bağlanmaktadır. Buna göre DDK, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeydeki işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda, kurumun görevli mercii yerine geçerek her türlü idari soruşturmayı yürütebilecektir. DDK başkan ve üyeleri, istedikleri üniversitede istedikleri idari soruşturmayı açabilecek, akademisyenlerin görevlerine son verebileceklerdir.”

  • 17.Madde: Bu madde ile Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin yürürlüğe giriş süreci düzenlendiğinden HDP, yukarıdaki gerekçeler çerçevesinde bu maddeye de karşı çıkıyor.
  • 18.Madde: Cumhurbaşkanı’na tanınacak yeni yetkiler ve eş zamanlı olarak TBMM ile Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılması öngören bu maddedeki düzenlemeler de HDP tarafından eleştiriliyor.

XS
SM
MD
LG