Erişilebilirlik

Hatip Dicle’den Dış Müdahale Uyarısı


Diyarbakır’da gündemdeki konularla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Hatip Dicle, Türkiye’nin dış müdahalelere açık hale gelebileceğini savundu. Dicle, iç savaş çıkması halinde NATO’nun müdahale edebileceğini savunarak, üçüncü güçlerin Kürt sorununun çözümüne karışması durumunda, olayın nerelere kadar gideceğini ne Kürtler ne devlet kestirebileceğini söyledi.

DTK EŞ Başkanı Hatip Dicle Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Başkanı Emine Ayna ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, geçen ay yayınlanan DTK deklarasyonuna ilişkin tepkilere yanıt verdi. Dicle, deklarasyonun yeni olmadığını ifade ederek, “2005 yılından bu yana Kürt siyasal hareketinin Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için daha da derinleşmiş ve somutlaşmış haliydi. Dönemin nazikliği gereği, biri görüşme ve diyalog sürecine hizmet etme, biri de var olan sürecin sonlanması isteyen gerek Türkiye gerek uluslararası alandaki arabuluculara Kürtlerin ne düşündüğünü içeren bir manifesto niteliğindeydi. İlgili çevrelerin bu mesajı aldıklarını düşünüyorum" dedi.

Dicle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tavrının kendilerini düşündürdüğünü anlatarak”Bizi en çok düşündüren sayın Erdoğan’ın tavrıydı. 2013 yılının başlarında PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından başlatılan demokratik çözüm sürecinin başlarında Erdoğan, "Eyalet sisteminden korkmamalıyız. Bunlar üniter yapıya ters değildir" dedi. Bu açıklamayı yapan kişi, daha üzerinden 3 sene geçmeden, üstelik 3yılın içinde Öcalan’ın müzakereciliğinde İmralı’da yürütülen diyalog sürecinin en önemli tartışma maddelerinden biri olan yaklaşımları unuturmuşçasına, bizim deklarasyonun adını ihanet olarak değerlendirmesi bizim için kabul edilemez bir yaklaşımdır" diye konuştu.

‘Türkiye dış müdahaleye açık hale gelir’

HDP Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin tartışmalara da değinen Dicle, dokunulmazlıkların kaldırılmasının şiddeti arttıracağını söyledi. Dicle, dokunulmazlıkların kaldırılmasının Türkiye’yi dış müdahalelere açık hale getireceğini öne sürerek, “Eğer siz demokratik siyaset kanallarını tıkatırsanız, şiddeti teşvik edersiniz, şiddeti teşvik edenler bu şiddet ortamında boğulurlar. Kürt halkının siyasi temsilcilerini, 94 yılında olduğu gibi ikinci bir kez Meclis'ten kovma hareketi, birliğe değil, bir kopuşa, ayrılığa hizmet eder. Bunu sadece kendi halkımız için söylemiyoruz, Türkiye halklarına söylüyoruz, bu hedef gösterme, bu dokunulmazlığı gündeme getirme konusunda tavır almalıdırlar. Bunun bu sefer ortaya çıkaracağı sonuç eskisinden daha kötü sonuç ortaya çıkarabilir. Türkiye tarihini inceleyenler derki 2 Mart darbesinden sonra şiddet artmıştır. Dokunulmazlıkların kaldırılması Türkiye'nin insan hakları sicilini öyle bir bozar ki, Türkiye’yi dış müdahalelere açık hale getirir. Ortadoğu'nun kan revan olduğu bir süreçte, demokratik siyaset yollarını tıkatmak, sorumlu siyasetçilerin işi olamaz” dedi.

Dicle bir soru üzerine NATO’nun müdahale yetkisine vurgu yaptı. Dicle, “Türkiye Cumhuriyeti devleti, parti kapatmak, milletvekilliği düşürmek, uzun gözaltı adil yargılamam gibi 5 konuda mahkum oldu. Savaşın en yoğun olduğu dönemlerde, Avrupa Konseyi’nin 50 üye ülkesi içerisinde sicili en kötü ülke durumundaydı. Sicil belli bir konumdan sonra Avrupa Konseyi üyeliğinden düşürmeye kadar götürebilir.Türkiye'nin bir NATO üyesi olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. NATO'nun 5'inci maddesi sık sık gündeme gelir. Ama 5'inci maddenin A şıkkı çok konuşulur. 'NATO'nun bir üyesi saldırıya uğrarsa NATO devreye girer.' B şıkkı ise çok konuşulmaz. B şıkkında da 'Eğer bir NATO devletinde bir iç savaş çıkar ve o iç savaş devlet tarafından önlenemezse NATO otomatikman müdahale eder. Bunu göz ardı etmemek lazım. Biz hiçbir devletin yaptığı açıklamalar ne olursa olsun bir halkın dostu olacağına inanmayız. Bazen ezilen halklara dost görünür sorunlarını BM’ye götürürler. Ortadoğu’da savaş mutlaka bitecek, bu koşullar konferansla sonuçlanacaktır. Bölgesel veya dünya savaşları böyle sonuçlanmıştır. O zaman sorunlar ne kadar ağırlaşmışsa o ülkede, o ülke de o konferansta problem ülke olarak alınır ve hakkında kararlar verilir. Türkiye’nin bu duruma düşmesini istemiyoruz. Biz sorunu daima kendi içimizde çözmeliyiz. Halkaların kardeşliğini düşünerek, içte belirlemeliyiz. başkalarını üçüncü güçlerin buna karışması durumunda olayın nerelere kadar gideceğini ne Kürtler ne devlet kestirebilir. İradeyi kaybetmemeyi, kendi içimizde bu sorunu görüşme ve diyalog yoluyla çözmeliyiz. Yeni bir süreci başlatmamızla bu tür tehlikeler atlatılabilir. Bu uyarımızı yürekten uyarı olarak almak lazım, bu tehlikeleri görüyoruz. Bu tehlikelere düşmeyelim diyoruz aksi ne bizim ne devletin iradesi kalır. Biz bu duruma düşmek istemiyoruz" şeklinde konuştu.

‘Kürtler haklarını istiyor’

Dicle'nin ardından söz alan Emine Ayna ise Kürt sorununun çözümünün özerlik olduğunu savundu. Ayna, "Devletin yönetme görevi halkların hakkını korumaktır. Anayasa'nın görevi halkların haklarını güvenceye almaktır. Demokrasi yok zaten. Tüm siyaset kanallarını kapatıyor. Bundan sonraki yönelimleri, sorun çözme modellerini şiddet üzerine kurguluyorlar. Bunu sadece Kürtlere yapmıyorlar. Gazetecilere yapıyor, halka yapıyor. Kamuoyu bunu artık görmeli ve barış mı istiyor, çözüm mü istiyor buna karar vermelidir. Demokrasi isteniyorsa Kürtlerin ulusal siyasal kültürler hakları yok sayılarak mümkün değildir. Özerlik Kürtlerin bu haklarını aynı devlet çatısı altında, diğer halklarla birlikte, en asgari düzeyde kullanabildiği yöntemdir. Buna karşı düşmanlık etme yerine hep birlikte mücadele etmek gerekir” dedi.

HDP: Ya Meclis’te tasfiye ya da demokratik ilerleme

Halkların Demokratik Partisi (HDP)Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı çerçevesinde, TBMM’ye milletvekili dokunulmazlıklarını sınırlayacağı yasa teklifi verilmesi kararlaştırıldı. HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, kendi partilerine yönelik dokunulmazlık ve başkanlık sistemi gibi tartışmaları tek bir gündem maddesi olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Bilgen, “Türkiye, bir yol ayrımında ya tek adamlığa doğru ilerleyecek bu süreç, Meclis'te tasfiye siyasi aktörlerin konuşmasını, tartışmasını engelleme adımlarıyla ilerleyecek ya da Türkiye demokratikleşecek, yerel yönetimlerin güçlü yerinden yönetimin etkili olduğu bir yeni demokratik konsepte girecek” dedi. Dokunulmazlık meselesinde ise Bilgen, kürsü dokunulmazlığı olarak belirtilen ifade özgürlüğü dışında zaten her türlü dokunulmazlığa karşı olduklarını da vurguladı.

Türkiye’de şu anda HDP’yi de hedef alan ‘psikolojik harp’ yaşandığını belirten Bilgen, yeni anayasa çerçevesinde DTK’nın gündeme getirdiği “özyönetim” veya “özerklik” tartışması yapılabileceğini ancak bunun kasıtlı biçimde suçmuş gibi gösterildiğini anlattı.

Ayrıca HDP yönetimince 24 Ocak’ta kongre öncesinde batı illerinde “özyönetim” ve “özerklik” temalı halk toplantıları, çalıştaylar ve konferanslar düzenleyeceği basına yansımıştı. Ancak HDP Merkez MYK ardından Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, söz konusu programı parti olarak düzenlemediklerini, katılımcı olduklarını ifade etti. Bilgen, “Mitinglerin organizesi Türkiye'nin batısında HDK tarafından, Doğu'da da DTK tarafından yapılıyor. DTK'nın son toplantısında bizim eş başkanlarımızın da bulunduğu ortamda ortak tartışmayla deklarasyon kamuoyuyla paylaşıldı. Van'da, Batman'da önümüzdeki günlerde başka şehirlerde de hem mitingler, paneller, konferanslar yapılacak. Çünkü Türkiye'nin bir anayasa ihtiyacı varsa bir anayasa arayışı varsa bu süreçte anayasa ile ilgili her tartışmanın da toplumsal zeminde yapılması gerekiyor. Mitingleri partimiz düzenlemiyor ama eş başkanlarımız katılacaklar”

XS
SM
MD
LG