Erişilebilirlik

Haşim Kılıç’tan Ankara’yı Karıştıran Konuşma


Haşim Kılıç

Haşim Kılıç

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “hukuk devleti” vurgusuyla sert ifadeler içeren bir konuşma yaptı. Anayasa Mahkemesi'nin kuruluşunun 52'nci yıldönümünde Kılıç, 'Demokrasi, insan onuru, temel hak ve özgürlükler, korumak zorunda olduğumuz evrensel değerlerdir” dedi

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği açısından “hukuk devleti” vurgusuyla çok sert ifadelerle çarpıcı bir konuşmaya imza attı.

Kılıç, “Bizler adil olmayı kutsal bir görev kabul eden bir medeniyetin mensupları olarak, gücün ve şartların etkisiyle gömlek değiştiren bir karakterin sahibi olamayız” dedi.

Kılıç, Anayasa Mahkemesi’nin 52’nci kuruluş yıldönümündeki geleneksel konuşmasında, Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarına yanıt niteliğindeki sözleriyle dikkat çekti.

Kılıç’ın konuşmasındaki ifadeler nedeniyle, Erdoğan’ın 2002 yılında AKP’yi kurduğu dönemdeki “Milli görüş gömleğimizi çıkardık” ve “Siyaset yapmak isteyen cübbesini çıkarır” sözlerine atıfta bulunacak nitelikte olduğu yorumları yapılıyor.

Twitter kararına sahip çıktı

Anayasa Mahkemesi’nin Twitter yasağını ifade özgürlüğü ihlali olarak ilan ettiği karara da sahip çıkan Kılıç Yüksek Mahkeme’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni referans aldığını belirtti. Kılıç, ‘paralel devlet’ suçlaması olduğu sürece yargıya güven duyulamayacağını ve “vicdan yolsuzluğu” olarak nitelendirdiği bu iddianın hukuk devletinde hemen aydınlatılması gerektiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi Haşim Kılıç, kürsüdeyken tam karşısında devletin en üst düzeyi bulunuyordu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve çok sayıda bakan Kılıç’ı ön sıradan dinliyordu.

Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü gerekçesiyle verdiği Twitter yasağı aleyhine kararı siyasi bulduğunu belirten Erdoğan, “siyaset yapmak isteyen cübbesini çıkarır” demişti. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti’ne, 2010’daki halk oylamasında “evet” dediklerini anımsatan Kılıç, yargı mensupları olarak gömlek değiştirmeyeceklerini şöyle dile getirdi:

“2010 yılındaki anayasa değişikliğine kadar, Anayasa Mahkemesi’nin özgürlük, demokrasi, laiklik ve sosyal hukuk devleti konularındaki sınırlayıcı ve daraltıcı anlayışından mağdur olanların bugün, bireylerin hak ve özgürlük alanını genişleten, önündeki engelleri kaldıran, evrensel standartları hayata geçiren bir anlayışa dönüşmüş olan Mahkeme kararlarından rahatsızlık duymalarını yaşadıkları garip bir çelişki olarak görüyoruz. Bizler adil olmayı kutsal bir görev kabul eden bir medeniyetin mensupları olarak, gücün ve şartların etkisiyle gömlek değiştiren bir karakterin sahibi olamayız. Dün hak ihlaline uğrayanların nasıl yanında yer alınmışsa, bugün de kimliği, kişiliği, gücü ve rütbesi ne olursa olsun, hak ihlaline sebep olan herkesin karşısına, aynı adalet gömleğiyle çıkmaya devam edeceğiz. Mahalle baskısı ile yargı mensuplarının görüş, düşünce ve kararlarının etki altına alınma çabaları, adaletin kutsallığına inanmış olanlar için geçerli değildir.”

“Erdoğan ‘orantısız tepki’ verdi çıkışı”

Kılıç, Twitter yasağı aleyhine 2 Nisan’da Anayasa Mahkemesi’nin kararı için Erdoğan’ın “saygı duymuyorum” açıklamasına ise, “orantısız tepki” yorumunda bulundu ve eleştirilere şu sözlerle tepki gösterdi:

“Hukuk devletinde mahkemeler, emir ve talimatla çalışmadığı gibi, dostluk ve düşmanlık duyguları ile de yönlendirilemez. Mahkemeler verdikleri kararların sonuçlarının doğurduğu üzüntü ve sevinçlerle de ilgilenmez. Bu duyguları gayet doğal kabul eder. Ancak, verilen kararlardan hukuk dışı sonuçlar çıkararak, Mahkeme mensuplarını itibarsızlaştırma gayretleri iyi niyetle izah edilemez. İnternet sitesine idari kararla getirilen yasağın daha ilk dakikasında siteye başka yollardan ulaşılmak suretiyle etkisiz ve sonuçsuz bırakılabilmesi gösterilen orantısız tepkiyle örtüşmüyor.”

Kılıç, Erdoğan ve AKP’nin, Twitter kararına yönelik “iç hukuk yolu tüketilmemişti” eleştirisine yanıt verdi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni referans gösterdi. Sovyet Sosyalist Devletler Birliği’ni dünyaya açmasıyla tarihe geçen Mihail Garboçov’un sözünü anımsatan Kılıç, Twitter’a tümüyle erişim yasağı öngören mahkeme kararı olmaksızın yasaklama yapıldığını söyledi. Kılıç, “Tarihe hak ve özgürlük savunucusu olarak geçen Gorbaçov, Sovyetler Birliği çözülmeden önce, küreselleşmeye karşı direnenlere “antenlere vize koyamazsınız” diyerek iletişim araçları karşısındaki zorluklara işaret etmiştir. Kuşkusuz, böyle bir zorluk bireylerin hak ve özgürlüğünü, devletin ise varlığını koruyacak yasal düzenlemeleri yapmasına engel değildir. Esasen Anayasa Mahkemesi’nin eleştirilen kararı, idari bir işlemin kanuni dayanağının olmadığının tespitinden ibarettir” dedi.

“Saldırıya Uğradık”

“Siyasal kaygılarla ölçüsüz eleştiriler dikkat çekicidir” diyen Kılıç, hükümet cephesinden yükselen eleştirilere “sığ” derken saldırıya uğradıklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Amacımız sorun üretmek değil, sorun çözmek olmalıdır. Bir eylemin, işlemin veya yasama tasarrufunun, siyasi bir belge olan anayasaya göre, denetlenmesi nedeniyle ortaya çıkan Anayasa Mahkemesi kararının siyasi sonuçlar doğurması doğal bir zorunluluktur. Bu sonuçlara bakarak Anayasa Mahkemesi’nin siyasi amaçlarla hareket ettiğini söylemek ya da milli olmamakla suçlamak içeriği ve derinliği olmayan sığ eleştirilerdir. Mahkeme mensuplarımız, verdiği kararlarından siyasi ya da sosyal bir rant elde etme iddialarını onurlarına yapılmış bir saldırı olarak kabul ederler.”

“Vicdan yolsuzluğu yaratıldı”

Başbakan Erdoğan’ın “paralel yargı” suçlamasını da es geçmedi, yargıya yönelik “tehdit” olarak yorumlayan Kılıç, “vicdan yolsuzluğu” yarattığını belirttiği bu iddia için “hukuk devletinde hemen ispat edilmeli” mesajı verdi. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yargının bu iç ağrısı ile yaşaması asla mümkün değildir. İddia edilen kayıt dışı yapılanma yargı mensupları arasında korku, endişe ve gelecekle ilgili belirsizliklerin doğmasına, aralarında olması gereken mesleki ilişkinin çok olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır. Görevi, maddi gerçekleri ortaya çıkarmak olan yargının karşı karşıya kaldığı bu iddianın adı “vicdan yolsuzluğu”dur. Bunun için yapılması gereken açıktır. Hukuk devletine yakışan yöntemler uygulanmak suretiyle gerçekliğinin ispat edilmesi halinde, faillerine bir saniye bile beklenmeden gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının vazgeçilmez unsuru olan “özgür vicdanlı” hâkim ve savcılarımızın ayakta kalması için buna mecburuz. Demokratik hukuk devletlerinde, tehdit ederek, korkutarak sorunların çözüldüğüne ilişkin örnekler bulamazsınız.”

“Yargı ele geçirilmesi gereken bir kale”

Erdoğan’ın, “yargı vesayeti yaratılıyor” eleştirisine karşılık yargıyı vesayet altına alma çabalarını eleştiren Kılıç, “Kamu gücünü etkili bir şekilde kullanan yargı, siyasi ve ideolojik yapılanmaların hedefinde her zaman “ele geçirilmesi gereken bir kale” olarak görülmüş, ele geçirenler de kendi vesayet sistemini dayatmanın çabasına düşmüştür. Bu anlayış ve işgalden kurtulmadıkça bağımsız ve tarafsız bir yargının oluşması hayaldir. Yargı üzerinde oluşan ya da oluşacak siyasi, ideolojik, dini, ırki ve mezhebi tüm vesayetçi anlayışlar, başta yargı mensupları olmak üzere herkes tarafından şiddetle reddedilmelidir” dedi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, suikast kurbanı Ermeni gazeteci Hrant Dink’in, Agos Gazetesi’ndeki son yazısında kullandığı “güvercin ürkekliği” ifadesiyle insan hak ve özgürlüklerine sahip çıkılmış Türkiye özlemini işaret etti:
“Esasen vesayet altındaki bir yargıdan hukuk güvenliğini sağlaması da beklenemez. Böyle bir sistem yönetenlerin güvenliğini sağlarken, ötekilere de ancak, korku, endişe ve umutsuzluk verebilir. Korkunun ve endişenin hakim olduğu iklimlerde de özgür vicdanlar üretilemez. Hukuk güvenliği insanların güvercin ürkekliği içinde yaşamadığı korkusuz bir ortamın varlığı olarak da tanımlanabilir.”

“Kimse ev sahibi değil”

Konuşmasında sıkça yargı ve Anayasa mahkemesi’nin görevini ve hukukun üstünlüğü ilkesini anımsatan Kılıç, “kimse ev sahibi değil” mesajı da dikkat çekti. Kılıç, “Kamu gücüne sahip olanların topluma sunduğu hak ve özgürlükleri, lütuf ya da bağış düzleminde değerlendirmesi düşünülemez. Farklı olanların hak ve özgürlüklerine karşı kimse, ev sahibi edasıyla duruş da sergileyemez. Yetmiş altı milyonun her ferdi bu evin sahibi ve Anayasa ile teminat altına alınmış hakların kullanıcısıdır. Demokrasi, insan onuru, temel hak ve özgürlükler, Mahkememizin korumak zorunda olduğu evrensel değerlerdir” dedi.
XS
SM
MD
LG