Erişilebilirlik

Güneydoğu’da Yeni Sayfa mı Açılıyor?


PKK’nın Türk güvenlik güçlerine yönelik saldırıları, ardından PKK kamplarına yönelik sınır ötesi hava operasyonu Türkiye’de tansiyonu bir anda yükseltti. Akıllara gelen ilk soru, Türkiye ile PKK arasındaki çözüm sürecinin durumu oldu. PKK’yı tanıyan siyasi analistler, saldırılardan endişe duyuyor. Tarafları çatışmalardan vazgeçmeye çağıran analisteler çözüm sürecinin daha da önem kazandığı görüşünde.

Türkiye Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 33 kişinin öldüğü intihar saldırısının şokunu atlatamadan bu kez Ceylanpınar’da iki polisin öldürülmesiyle sarsıldı. İki polis memuru evlerinde kafalarından vurularak öldürülmüş olarak bulundu. Güvenlik güçleri sorumluları ararken, PKK internet sitesi üzerinden saldırıyı üstlendi. Bu saldırılardan kısa süre sonra Diyarbakır’da iki trafik polisi saldırıların hedefi oldu. Biri öldü, diğeri ağır yaralandı. Ardından bölgenin değişik illerinden polis ve askerlere yönelik saldırı haberleri peş peşe gelmeye başladı. PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H üyeleri neredeyse her gece sokaklarda polisle çatışmaya başladı. Güneydoğu’daki havaalanlarından kalkan savaş uçakları yönünü Irak Kürt Bölgesindeki PKK kamplarına çevirdi. Kamplar ve örgütün yönetim merkezi Kandil Dağı üç gün boyunca bombalandı. Bombardıman tansiyonu yükseltirken, endişeleri de beraberinde getirdi. Türkiye ve Güneydoğu eski günlerine mi dönüyordu? Türkiye ve PKK arasındaki fiili ateşkes sona mı eriyordu?

“Çözüm mecliste”

Kürt siyasetinin TBMM’ye gönderdiği ilk siyasetçilerden olan Avukat Sedat Yurtdaş, şiddetin kısa vadede duracağını düşünmüyor. Sorunun çözümü için meclisi işaret eden Yurtdaş, son gerginlikleri erken seçime bağlıyor. Yurtdaş, ”Parlamentonun, seçilmiş milletvekillerini bir an önce bu konuyu bütün yönleriyle ele alıp, Suruç’ta ve diğer yerlerde yaşanan olaylara el koyup, arkasındaki mantığı araştırması, faillerin ortaya çıkarılması lazım. Sorunun kökten çözümü için, çözüm sürecini her zamankinden çok ete kemiğe büründürecek çalışmanın yapılması lazım. Bu olmazsa, her güç kendi etkinliğini pekiştirmek için var olan ortamdan daha çok faydalanmanın yollarını seçecek. Koalisyon çıkmazsa yapılacak bir seçimde tek başına iktidar olmak için oy alma çabasına dönüştüğün görüyoruz. Dünyada iktidarlar şu veya bu şekilde zayıfladıklarında bir dış düşman yaratma çabası var. Şimdilerdeki eylemler sürecin ilerlemesine hizmet etmiyor. Tıkanıklıkların aşılması için bütün taraflara önemli roller düşüyor. Kamuoyuna önemli roller düşüyor. 80 milletvekilinin parlamentodan olduğu göznüne alınarak mücadelenin demokratik zeminde seçilmiş parlamenterler üzerinden, grup üzerinden yürütülmesi kanaatindeyim“ dedi.

Yurtdaş, ne bombardımanların ne de karakollara ya da polislere saldırıların sonuç getireceğine vurgu yaparak, sorunun siyasi zeminde çözülmesi çağrısı yaptı.

“Bu yangın hepimizi yakar”

Dicle Üniversite Öğretim üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun ise, son günlerde yaşanan gelişmelerin sinyallerinin aylar öncesinden verildiğine dikkat çekti. Çoşkun, PKK’nın çatışmasızlık sürecini devam ettirme konusundaki fikrinin değiştiğini vurgulayarak, “Seçim sonuçları HDP’nin başarısını ortaya çıkardı. Dolayısıyla siyasetin ön plana geçtiği, siyasetin silahı elinde bulunduranlardan siyasi alanda bulunanlara geçtiği gibi bir beklenti oluştu. PKK seçimden hemen sonra Selahattin Demirtaş’ın söylediğini yalanlaması, Bese Hozat’ın HDP’nin kendinden beklenenleri yapamadığı, ‘onların tavırları apolitiktir’ gibi açıklamalarla hem HDP’ye ayar verdiler, hem iplerin kendilerinde olduğunu gösterdiler. Burada, Kandil’in ötesinde bir aktörün ön plana çıkmasına izin vermeyeceklerini söylediler. Sadece Kandil’i değil bu arada Öcalan’ı da revize ettiler. ‘Öcalan da artık bizim silah bırakmamızı istemiyor’ diyorlar. Silaha başvurma, Devreye sokmakla Kandil ‘Seçim sonuçlarına anlam atfetmeyin, karar bizde’ dedi. Kandil ortaya çıkan tablonun kendilerine büyük bir fırsat yarattığını düşünüyor. Çözüm sürecine girmektense, çatışmalı sürece girmek PKK açısından çok daha faydalı olacağını kanaati hakim. Suriye’de bir kazanım elde etmiş, uluslarası güçlerle ilişkiye geçmiş, Amerika ile irtibat kurmuş batı kamuoyunda sempati toplamış bir durumda hissediyor. Çatışmasızlık sürecini yürütmektense çatışmalı sürece girilmesinin kendi elini daha da güçlendireceğini, kazanımlarını tahkim edeceğini ve kendi önünde elverişle fırsat açacağını düşünüyor olabilir. Bu ikisi de çoklu ve yanlış okuma. PKK Türkiye ile bir savaşa girerse, bu kadar rahat edemez ve bu kadar rahat ilişki kuramaz. Şu anda Türkiye’nin en önemli müttefiki yine ABD oldu. Amerika Türkiye’nin terörle mücadelesinde yanında olduğunu söyledi. Amerika Türkiye ile savaşan bir PKK’ye şuanda davrandığı gibi davranmak durumunda kalmayabilir. Bir an önce PKK çatışmasızlık haline geri dönmeli Türkiye’de operasyonları durdurmalı yoksa bu yangın hepimizi yakacak bir yangın, buradan sonuç çıkmaz. Bu iç çatışmalara yönelir, şehir içinde çatışmalara yönelik siyasetten bu sorunu çözme ihtimalini kaybedebiliriz. Bu politik tahrikten vazgeçilip çatışmasızlık durumuna dönülmeli ”diye konuştu.

Sürecin tamamen bittiğini düşünmeyen Coşkun, sürecin geleceğini PKK ve devletin alacağı tavırların belirleyeceğini ifade etti.

“Barış sürecine kimse inanmadı”

Uzun yıllar PKK içinde üst düzeyde faaliyet gösteren ancak daha sonra örgütten ayrılarak Avrupa’ya yerleşen Hüseyin Turhallı, sürece ne örgütün ne devletin inanmadığını söyledi. Turhallı, Suriye'deki iç savaş nedeniyle taraflar arasında fiili bir ateşkes olduğuna dikkat çekerek, ”Bu fiili ateşkes durumu her iki tarafa da yarıyordu. PKK, önceliği Rojava'ya vermek istiyordu ve bunu stratejik bir hamle olarak değerlendiriyordu. Devlet de PKK'yi Suriye bataklığına çekerek orada bitirmek istiyordu. Ancak özellikle devlet açısından evdeki hesap çarşıya uymadı. PKK eriyeceğine hem askeri anlamda hem de siyasal anlamda büyüdü. Bunun üzerine devlet yeni bir strateji geliştirdi. Carablus-Karakozak Merê alanı askeri olarak denetime alınacak, Suriyeli Arap göçmenler buraya yerleştirilecek Afrin ve Kobani'nin birleşmesi de böylece önlenmiş olacak. Şiddet eylemleriyle HDP marjinal bir çizgiye çekilecek, siyaseten geriletilecek ve bir erken seçimle HDP baraj altında bırakılacak ve AKP yeniden güçlü bir biçimde iktidara gelmiş olacak. Bu hesap tutar mı? Bence konjonktür buna pek elverişli değil. PKK, Kuzey Kürdistan'daki bir savaşa hazırlıklı değildir. Bazı yerel olaylar olabilir, ancak stratejik bir saldırı veya hamle beklenmemelidir. Adıyaman'daki olay bir eylem değil, tesadüfi bir çatışmadır “Polislere yönelik eylemler ise yukarıdan verilen talimatla değil, orada bulunan yerel birimlerce geliştirilen eylemler olarak düşünmek gerekiyor ”şeklinde konuştu.

XS
SM
MD
LG