Erişilebilirlik

Güneydoğu’da ‘Dokunulmazlık’ Endişesi


Dokunulmazlıkları kaldıracak olan Anayasa değişikliği tasarısı her ne kadar başka partilerden milletvekillerini de kapsasa, yaygın görüş asıl hedefin HDP’li milletvekilleri olduğu yönünde

Dokunulmazlıkları kaldıracak olan Anayasa değişikliği tasarısı her ne kadar başka partilerden milletvekillerini de kapsasa, yaygın görüş asıl hedefin HDP’li milletvekilleri olduğu yönünde

Türkiye yıllar sonra yeniden Kürt milletvekillerinin dokunulmazlıklarını tartışıyor. Dokunulmazlıkları kaldıracak olan Anayasa değişikliği tasarısı her ne kadar başka partilerden milletvekillerini de kapsasa, yaygın görüş asıl hedefin HDP’li milletvekilleri olduğu yönünde. Bu da Kürtler’in çoğunlukta olduğu doğu ve güneydoğu illerinde endişeye neden oluyor.

Türkiye 1994’te DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasından 22 yıl sonra bir kez daha dokunulmazlıkları tartışıyor. 1994’te meclisten atılanlardan biri Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık’tı. Bir süre cezaevi yattıktan sonra siyasete geri dönen Sakık, önce milletvekili seçildi, ardından belediye başkanı oldu.

'Halklar arasındaki kopuş daha da keskinleşir'

Amerikanın Sesi’ne konuşan Sakık, 1994 ve bugün arasında bir şey değişmediğini söyledi. 1990’lardaki yanlışa son veren AK Parti’nin bugün benzer yanlışı yaptığını savunan Sakık, “Bizim arkadaşlar 2004 yılında tahliye olmuşlardı. O süreçteki AİHM kararlarını hayata geçiren, Kürtler’e karşı baskıcı politikaları ortadan kaldıran bugünkü iktidardı. Ya 2004’teki uyguladıkları politika yanlıştı ya bugünkü politikaları yanlış. 1994’lerin verdiği kararı 2004 ortadan yanlışlıkları kaldıran, toplumdan özür dilercesine arkadaşlarımızı özgürlüklerine kavuşmasını sağlayan AKP iktidarıydı. Aradan 20 küsur yıl geçmiş, aynı yol ve yöntem uygulanıyor. Biz o tarihlerde parlamentoda alınıp götürüldüğümüz günlerde kürsüden şunu söylemiştim, ‘biz çekip gidiyoruz ama er geç döneceğiz, biz döndüğümüzde dokunulmazlıklarımıza el kaldıranların hiçbir olmayacak.’ Yıl 2014 parlamentondayız, dokunulmazlıklarımızın kaldırılması için AK Parti yine bunu gündeme taşımıştı. Ben onlara kürsüden yaptığım konuşmayı hatırlattım. Dokunulmazlıklarımızın kaldırılmasını talep edenlere sesleniyorum ‘biz gidiyoruz döneceğiz ama biz geldiğimizde siz olmayacaksınız, tarihin çöplüğünde olacaksınız.’ Şimdi de böyle bir süreç yaşanıyor. Tam da barışa, kardeşliğe, huzura ihtiyaç duyulan bir süreçte çatışmalarla bu sonucun alınmayacağını 30 küsur yıllık savaş hepimize gösterdi. Ne yazık ki iktidarlar başbakanlar, cumhurbaşkanları değişse de Kürt sorununda farklı bir anlayış farklı bir politikanın hayat bulmadığı bir coğrafyada yaşıyoruz” dedi.

Sakık, dokunulmazlıkların kaldırılmasının yaratacağı sonuçları da şöyle değerlendirdi:

”Halklar arasındaki kopuş daha da keskinleşir. Keskin virajlar alınır, Türkiye’nin toplumsal dokusuyla yeniden oynanır, bunlar uzun yıllar denenen ve sonuç alınmayan yol ve yöntemler. Bunu denemenin ülkeye yapılacak en büyük haksızlık olduğunu hep söyledik bugün de söylüyoruz. Bu keskin virajlar haklar arasındaki çatışmayı, kopuşu yeniden gündeme getirir. Zaten iktidarın son bir yıllık uygulamalarında o kadar çok keskin viraj var ki, bu işi tuzu biberi olacaktır. Türkiye’ye yapılacak en büyük haksızlıklardan biri olacak. Aklı başında olan her siyasetçinin, vicdan sahibi olan her insanın yarın oylamada bu tuzağa düşmemiş gerekir, tam tersi bir duruş sergilemesi gerekir.”

'Kürtler'de demoralizasyon olur'

Bölgenin tanınmış hukukçularından eski Baro Başkanı Avukat Emin Aktar ise, devletin Kürtler’e karşı refleksinin değişmediği görüşünde. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Aktar, dokunulmazlıkların kaldırılmasının kopuşu getireceğini savunarak, “Sürecin sonunda Kürtler'de demoralizasyon olur . 22 yılda çözüm adına devletin refleksini değişmediğini görüyoruz. Çözüm adına başvurdukları yol Kürtler’e temsili tıkamak, parlamentodaki temsilcileri cezaevine tıkarak ya da ceza tehdidi altına alarak susturmak. Bu, bölgeye kopuşu getirir önemli ölçüde bu olur. Hele 367 bulunursa, referandumsuz değişiklik getirilirse, ortak tutum alınmış olur. Bu kez farklı bir biçimde Türkiye’de, parlamento kendi yarattığı hukuku ihlal etti. Anayasa’nın değişme yöntemleri var onu ihlal ediyor. Dokunulmazlığını kaldırılması prosedürü var, kanuna karşı hile yoluna başvuruyor. Oysa parlamento her bir dosya açısından bu kararı alması lazım. Parlamentonun alacağı kararı hukuka bununla ilgili her şeye toplumun inancı kaybolacak. Parlamentonun yarattığı hukuka inanç kalmayacaktır. Parlamento seçimlerine ilgisizlik gelişir bir daha seçim olduğunda seçime katılma oranları düşebilir. Ama bazen de seçim dönemlerinde duygusal tepkiye dönüşebilir HDP’nin düşen oyları artabilir” diye konuştu.

Referanduma giderse toplumsal kutuplaşma yaşanır'

Muhafazakar kesime yakın insan hakları örgütü Mazlum-Der üyelerinden aktivist Reha Ruhavioğlu, tasarının referanduma götürülmesi halinde toplumsal kutuplaşma yaşanacağını söyledi. Amerika’nın Sesi’nin sorularının yanıtlayan Ruhavioğlu, “Teklif referanduma giderse, kampanya sürecini düşündüğünüzde toplumsal kutuplaşmayı büyütecek, toplumsal bölünmeye götürecek bir kampanya süreci yaşanabilir. Bu da bir arada yaşamanın zor olduğu dönemde, daha da zorlaştıracak ve kitleler arasındaki husumeti attıracak uygulama olarak değerlendiriyoruz. Bu anlattıklarımızdan 90’larda tecrübe edilmiş bu uygulamadan nasıl bir hayır doğacağını merak ediyorum, bir hayır ummuyorum. Türkiye’nin çatışma süreciyle, toplumun kutuplaşmasıyla, zaten kötüye giden bu yolun daha da karanlığa gitme ihtimali yüksek. Sivil siyasetin sesi kısılmış, çok bir şey yapamıyor, kendisinden bekleneni yapamıyor ama iyi kötü insanlar hala mecliste. Bunlar ellerinden alındığında, milletvekillerin yasama görevleri ya da ifade özgürlükleri nedeniyle mahkemelere götürüldüğünde ya da 94’teki uygulamalar tekrar canlandığında, insanlar sivil siyasete olan inançlarını yitireceklerdir. Bu da olumsuz neticeler yaratacaktır. Bütün bu sebeplerle yarın son oylaması yapılacak, kesinlikle hayır oyu kullanılması temenni ediyorum. Umarım referanduma gelmez siyaset referandum yeter sayısını görmediği için gündemden çeker diye umuyorum” şeklinde konuştu.

‘Hukuka aykırı’

Benzer bir temenniyi Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun da dile getiriyor. Coşkun, Anayasa değişiklik önerisinin birçok yasaya aykırı olduğunu belirterek, siyasetin ciddi bir yanlışlık içinde olduğunu söyledi. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Coşkun, “Anayasa değişiklik önerisi hukuka aykırı bir öneri, hem mevcut anayasaya aykırı, hem ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı, hem evrensel hukuk ilkelerine aykırı. Bu anayasa değişiklik teklifinin baştan beri hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum. Böyle bir teklifin geçmesinin büyük bir yanlışlığa sebebiyet vereceğini düşünüyorum. Siyaseten de yanlış bir adım. Dokunulmazlığı kaldırmak ya da dokunulmazlık yoluyla bir siyasi hareketin temsilcilerini tasfiye etmek o siyasal hareketin ortadan kalkmasını sağlamıyor. Aksine bir mağduriyet duygusunu geliştiriyor. O taban içindeki sorgulamaların engellenmesini sebebiyet veriyor. Salı günkü oylama referandum aralığında çıktı. Yarın aynı sonuç tekrarlanırsa o cumhurbaşkanının önünde iki yol kalıyor; bir tanesi bu anayasa değişikliğini halkoyuna sunmak parlamentoya iade etmek. Referandum aralığında çıkarsa bence doğru olan teklifi parlamentoya iade etmesi ve böylelikle bu anayasa değişikliği ile oluşması muhtemelen gündemin ortadan kalkması. Bunun yerine halkoyuna sunulmasını tercih edilirse, bu sefer Türkiye’de bu dokunulmazlık üzerinde kutuplaşma meydana gelmesi kaçınılmazdır. Meclis’te üç parti dokunulmazlığın kaldırılması yönünde irade ortaya koydu. Bu da toplumda yeni bir kutuplaşmaya sebebiyet verecektir. Böyle bir ikili kutuplaşma, kurumsal siyaseti kendilerini ifade etme yolunun kapanması yönünde algı yaratır. Bu da gerek Türkiye’nin demokratikleşmesi gerek Kürt sorunun siyaseten çözülmesi konusunda ciddi bir handikap. Daha geniş resme baktığınızda, bugün çatışma ortamı var, siyasetin sesi az çıkıyor, siyasi aktörlere çok az yer veriliyor ama eninde sonunda meselenin sonu siyaseten olacaksa, bin bir zahmetle açılmış olan siyaset penceresini kapatmak yanlış olur” şeklinde konuştu.

Öte yandan memur olduğunu söyleyen Bahri Haktanır ise referandum olması halinde, dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde oy vereceğini söyledi. HDP seçmeni olduğunu vurgulayan Haktanır, kararının gerekçesini “Zaten milletvekillerimizin bir şey yapmasına izin vermiyorlar. Siyaset yapmalarına engel oluyorlar. O zaman mecliste ne işleri var? Çıkıp gelsinler” sözleriyle açıkladı.

XS
SM
MD
LG