Erişilebilirlik

2013 Almanya'daki Türkler İçin Nasıl Geçti?


Yeni hükümetde ilk kez bir Türk kökenli siyasetçi bakanlık görevi üstlenirken ülkede doğup büyüyen göçmen çocuklarına çifte vatandaşlık hakkı tanındı

Almanya'da yaşayan Türkiye kökenli göçmenler açısından geride bıraktığımız 2013 hem sevindirici hem de üzücü olaylara tanıklık eden bir yıl oldu.

22 Eylül’de yapılan genel seçimlerde Türkiye kökenli 11 adayın Federal Meclis’e girmeyi başarması ve ilk kez Türkiye kökenli bir siyasetçinin devlet bakanı konumunda yeni hükümete dahil olması Türkiye kökenli toplumun politize olduğuna ve Alman siyasetinde kendine yer açtığına dair güçlü ve sevindirici kanıt olarak algılandı.

Ancak yıla damgasını vuran olay 2000-2007 yılları arasında 8'i Türk 10 kişiyi öldüren Neo-Nazi terör hücresi NSU ile ilgili davanın başlaması oldu. Ülke tarihinin en çok ses getiren ve tartışmalara da neden olan davası önce başlamadan ertelenmek zorunda kaldı.

Mahkeme salonuna girecek gazeteciler listesine Türkiye basınından hiçbir kuruluşun alınmaması beraberinde çığ gibi tepkileri getirdi, Almanya Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla akreditasyon uygulaması yenilendi ve mahkeme bir ay gecikmeyle başladı. Beş kişinin sanık sandelyesinde oturduğu davada, sadece NSU’lu teröristler değil, iç istihbarat örgütlerinin ve polisin NSU’ya kısmen destek vermesi nedeniyle “derin devlet“ iddialarına da yanıt aranıyor.

606 şahidin dinleneceği davanın en erken 2015’de sonuçlanması bekleniyor. Hem mahkeme öncesi ve sürecinde yaşananlar hem de duruşmalarda ortaya çıkan gerçekler NSU’nun buzdağının sadece görünen kısmı olduğu, ırkçılığın kurumlara kadar yayıldığı izlenimi uyandıracak nitelikte.

Nitekim Almanya'da yaşayan Türklerin yüzde 80'inden fazlası, NSU cinayetlerinin tamamen aydınlatılacağına inanmıyor.

NSU Davası ırkçı cinayetlerinin mahkeme önüne gelmesini ve konunun yoğun olarak tartışılmasını sağlarken, 22 Eylül’deki seçimlerde Türkiye kökenli adaylar aldıkları sonuçlarla dikkat çekti. 60'ın üzerinde milletvekili adayından 11'i Federal Meclis’e girmeyi başardı.

Seçimler Türkiye kökenliler açısından ‘ilkleri’ de beraberinde getirdi. Ailesi yıllar önce Batı Trakya’dan Almanya’ya yerleşen Cemile Giousouf, Angela Merkel’in lideri olduğu Hıristiyan Birlik Partisi CDU’dan meclise giren ilk Müslüman ve Türkiye kökenli federal milletvekili oldu.

Sosyal Demokrat Parti SPD’den 26 yaşındaki Mahmut Özdemir SPD tarihinin en genç milletvekili olarak seçilmeyi başardı. SPD’nin Genel Başkan Yardımcısı da olan Aydan Özoğuz ise Göç ve Uyum Bakanlığı’na getirilerek federal hükümetin ilk Türkiye kökenli bakanı olarak tarihe geçti. Bu arada Birlik Partileri-SPD arasında kurulan hükümetin pazarlıklarının en zorlu konularından biri çifte vatandaşlık oldu. Tartışmalara neden olan Alman Vatandaşlık Yasası’na göre, 1990 yılından itibaren Almanya’da doğan Türkiye kökenli göçmen çocukları 23 yaşına kadar hem Alman hem de ailesinin geldiği ülkenin vatandaşlığına sahip olabiliyor, ancak 18 ile 23 yaşları arasında bu iki vatandaşlık arasında karar vermekle yükümlü bırakılıyorlar.

Çetin pazarlıklardan sonra Almanya’da doğup büyüyen göçmen asıllı gençlerin istedikleri takdirde çifte vatandaşlıklarını koruyabilmelerine karar verildi. Sonradan Almanya’ya gelenler ise, Alman vatandaşı olmaları durumunda Türk vatandaşlığından çıkmak zorunda kalacaklar.

Bu kararı ‘hiç yoktan iyidir, ama yetersiz’ şeklinde tanımlayan Almanya Türk Toplumu Başkanı Kenan Kolat, siyasetteki sevindirici gelişmelerin topluma da yansıması gerektiğini ve göçmenlerin Alman toplumunun artık vazgeçilmez bir parçası olarak görülmesi gerektiğini savunuyor ve Birlik Partileri ile SPD arasında kurulan koalisyon hükümetinin 2014’de bu yönde çalışmalar yapmasını talep ediyor.

Bu arada Türkiye’de Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen olayların çıkması sonrasında Berlin ile Ankara arasında yaşanan diplomatik gerilim Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlilere olumsuz yansıdı. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Gezi Parkı eylemleri nedeniyle Türk polisinin göstericilere karşı tutumunu eleştirdi ve AB ile müzakerelerin askıya alınmasını önerdi.

O dönemdeki AB Bakanı Egemen Bağış'ın, ‘Merkel de Sarkozy ile balık tutmak istemiyorsa hesabını iyi yapsın’ sözleri üzerine, kriz tırmandı. Eski Federal Dışişleri Bakanı Guido Westewelle’nin Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu'nu bakanlığa çağırmasından sonra Türkiye’de misilleme olarak Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Eberhard Pohl’ü çağırdı.

Öte yandan Federal İstatistik Dairesi, 2011'de yaptığı nüfus sayımının sonuçlarını geçen yaz aylarında açıkladı. Almanya'da yaşayan yabancı ülke vatandaşlarının sayısının 6,2 milyon olduğu, Türkiye vatandaşlarının sayısının ise 2,7 olduğu açıklandı. Göçmen kökenlilerin sayısı ise 15 milyonla toplam nüfusun yüzde 18,9'unu oluşturdu.

XS
SM
MD
LG