Erişilebilirlik

Gazeteciler Özgürlük İstiyor


Gazeteciler 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde protesto yürüyüşü düzenledi

Gazeteciler 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde protesto yürüyüşü düzenledi

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde protesto yürüyüşü düzenleyen gazeteciler, ‘‘Haklarımız parça parça geri alındı, yetmedi şimdi yaşam hakkımıza göz diktiler’’ derken Cumhurbaşkanı Erdoğan, medyanın bağımsız olması gerektiğini söyledi

Gazeteciler, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlamak yerine İstanbul ve Ankara’da basına yönelik baskıları protesto yürüyüşü düzenledi. Gazeteciler, ‘‘Haklarımız parça parça geri alındı, yetmedi şimdi yaşam hakkımıza göz diktiler’’ derken Cumhurbaşkanı Erdoğan, medyanın bağımsız olması gerektiğini söyledi.

10 Ocak günü, 1962 yılından beri Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanıyor. 27 Mayıs Darbesi’nden sonra hazırlanan ve kamuoyunda 212 sayılı kanun olarak bilinen Basın İş Yasası’yla gazetecilere 1960 öncesinde olmayan kıdem tazminatı, yazılı iş sözleşmesi, peşin ücret gibi haklar sağlayınca dokuz gazete patronu üç gün boyunca gazeteleri yayınlamama kararı almıştı. Bunun üzerinde 10 Ocak 1961 tarihinde Babıali’deki İstanbul Valiliği’ne bir yürüyüş düzenleyen gazeteciler, kendi gazetelerini yayınladı. Gazetecilerin kararlı tutumunu gören gazete sahipleri geri adım atınca yürüyüşün yapıldığı tarih, 12 Mart Muhtırası sonrasında Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanmaya başladı.

Ancak gazeteci örgütleri, bu yıl hapisteki gazetecilerin çokluğunu ve iktidar baskılarını gerekçe göstererek kutlama yapmak yerine İstanbul ve Ankara’da protesto gösterileri düzenledi. İstanbul’daki yürüyüş İstiklal Caddesi’nde yapıldı. Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve DİSK Basın-İş’in de aralarında bulunduğu meslek örgütlerinin çağrısıyla yaklaşık 200 kişi Tünel’de toplandı ve önlerinde ‘‘gerçeğin peşindeyiz teslim olmayacağız' yazılı pankartları, ellerinde ‘‘gazetecilik hapsedilemez,’’ ‘‘yeter’’ ve ‘ gazetecilik suç değildir’’ dövizleriyle, ‘‘özgür basın susturulamaz,’’ ‘‘zindanlar boşalsın gazetecilere özgürlük’’ sloganlar atarak yürüdüler.

Güver: ”Haklar parça parça geri alındı yetmedi, yaşam hakkımıza göz diktiler”

Yürüyüş, Beyoğlu’ndaki Galatasaray Lisesi önünde sona ererken grup adına hazırlanan açıklamayı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Saymanı Güver okudu.

Güver, ‘‘Hiç bir zaman bayram kutlayacak kadar iyi hissetmedik kendimizi. Ya arkadaşlarımız öldürüldü, ya dört duvar ardına hapsedildi, dövüldü, yargılandı. Ya da dayatılan kölelik şartları nedeniyle dermanımız olmadı bayram kutlamaya. Elli yıl kadar önce iş yasası ile tanınan haklar da parça parça geri alındı. Yetmedi yasanın son kırıntılarına, kıdem tazminatımıza göz diktiler. Onu da değiştirip tüm hakları gasp etme peşindeler. Ama daha da önemlisi yaşama hakkımıza göz diktiler’’ dedi.

‘‘Otuzu aşkın gazeteci cezaevinde, Kürt illerinde gazeteciler şiddete uğruyor’’

Cumhuriyet gazetesi yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün bir buçuk aydır tutuklu olarak yargılandığını hatırlatan TGC Genel Saymanı, Kürt illerinde yaşanan olayları izleyen gazetecilerin tartaklandığını, tehdit edildiğini ve gözaltına alındığını söyledi.

Gazetecilerin artık haber yapmaktan çok ifade vermek için adliyelere gittiğini vurgulayan Güver, ”Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatları gün geçmiyor ki bir gazeteye, bir gazeteciye dava açmasın. Bugün gazeteciler sadece yaptıkları haberden dolayı yargılanmıyor. Haberlerde geçen cümleler, kelimeler cımbızla çekilerek davalar açılıyor. Sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlar dahi yargılanıyor. Sadece dava açsalar iyi. Doğrudan savcılara, hakimlere arkadaşlarımızı tutuklamaları için talimatlar veriliyor. Otuzu aşkın gazeteci hala cezaevlerinde’’ dedi.

Dündar: ”Gazetecilik hiçbir zaman bu kadar zor olmadı”

Daha sonra gazeteci Can Dündar’ın cezaevinden gönderdiği mektup, eşi Dilek Dündar tarafından okundu. Dündar mektubunda, ‘‘Bu ülkede gazetecilik hiçbir zaman kolay olmadı. Sonra da şunu ekleyelim. Ama hiçbir zaman bu kadar zor olmadı. İşten topluca çıkarıldığımız, itilip kakıldığımız, iş bulamadığımız olmuştu. Ama bu kadar büyük bir tasfiye dalgasıyla kuşatıldığımız olmamıştı. Baskın da yedik, bombalandık da, dövülüp vurulduk da. Ama baskın yapanların, dayak atanların hedef gösterenlerin bu kadar pervasızca sırtlarının sıvazlanıp, ödüllendirildiği de görülmemiştir’’ dedi.

Eylem, mektubun okunmasının ardından sona ererken katılımının birkaç yüz kişiyle sınırlı kalması dikkat çekti.

Erdoğan: ”Medya bağımsız olmalı”

Gazetecilerin eleştiri oklarını yönelttiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bugün yayınladığı kutlama mesajında medyanın bağımsız olması gerektiğine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı, ‘‘Basında çalışanlar, gazeteciler, haberciler ne derece özgür olursa, ülkenin demokrasisi de o denli güçlü olur. Fakat basının özgürlüğü, hiçbir zaman sorumsuzluk olarak da algılanmamalıdır. Aslolan halkın tarafsız ve doğru biçimde haber alabilmesinin sağlanmasıdır’’ dedi. Basının demokratikleşme ve şeffaflaşma politikalarında kilit rol oynadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, sayısız başarılara imza atan Türk basın tarihinde maalesef 'fikrin namusu'nu zedeleyen, kendi bağımsızlığını hiçe sayan, ülke demokrasisini sekteye uğratan uygulamalara destek veren yayınların da yer almış olduğunu belirtti. Erdoğan, sosyal medyadaki kara propagandaya da dikkat çekti.
Erdoğan: ”Sosyal medya kara propaganda platformu haline geldi”

Erdoğan, ‘‘Çeşitlenen medya teknolojileri özellikle son yıllarda sosyal medyanın aktif kullanımı doğru ile yalan haberin ayrımını zorlaştırdı. Sosyal medya hızlı haber alma, kamuoyu oluşturma açısından olduğu kadar 'kara propaganda' bakımından da istenmeyen yayınların platformu haline geldi. Doğru haber vermek kadar bu kara propaganda malzemelerini ayıklamak da habercilerimizin yükümlülükleri arasına girdi” şeklinde konuştu.

XS
SM
MD
LG