Erişilebilirlik

Freedom House'a "Algı Operasyonu" Tepkisi


Freedom House'un 2013 yılındaki gelişmeler itibariyle basın özgürlüğünde Türkiye'yi sınıfta bıraktığı raporu AKP Hükümeti'nde rahatsızlığa yol açtı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Freedom House'a yönelik "algı operasyonu" tepkisiyle birlikte hükümete yakın yazarlarca İsrail'in söz konusu kuruluşa madde destek verdiği iddiaları da gündeme geldi.

İlk tepki açıklamasına imza atan Davutoğlu, aydınlara ve gazetecilere Freedom House'un raporuna karşı tavır alınması çağrısında bulundu. Türkiye'nin birlikte anıldığı ülkelerle bir tutulamayacağını belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Raporda hem olgusal bazı yanlışlıklar var, hem diğer Türkiye'ye açık şekilde tavır alma, Türkiye'yi hak etmediği kategoride değerlendirme var. Raporda 44 tutuklu gazeteci var. Bunlar Tutuklu Gazeteci Dayanışma platformu 24 Nisan 2014 tarihli bilgilere dayanıyor. 2 Mayıs 2014 itibariyle 17 kişini yargılanması tamamlanmış ve hüküm almış, 13 kişinin yargılanması tutuklu olarak devam ediyor, 12 kişi bu süreç içinde tahliye edilmiş. Raporda adı geçen iki kişinin ise cezaevlerinde kaydı yok. Bu nasıl bir rapor ki güncellenmiyor, bu nasıl bir rapor ki verilen bilgiler kulaktan dolma bilgiler içeriyor. Bu 17 kişi gazetecilik eylemleri yüzünden tutuklanmış değiller. Bazıları PKK faaliyetlerine katılımları, DHKPC, MLKP, gibi örgütlerin faaliyetlerine katılmaları dolayısıyla almışlar. Verilen cezalar bizim hükümetimizden önce verilmiş cezalar."

Özellikle gazetecilere seslendiğini kaydeden Davutoğlu, "Bu son dönemde son dönemde Türkiye'ye karşı yapılan algı operasyonlarından biridir. Türkiye'yi orada yer alan ülkelerin içinde o kategoride ele alamaz. Türkiye'de her görüş zikredilebilmektedir, tartışılabilmektedir. Bu anlamda Türkiye'deki basın özgürlüğü kısmen özgür kategorisinde yer alan ülkelerden çok daha ilerdedir. Gazetecilerimiz bunu, raporu reddetmelerini bekleriz" dedi.

Türkiye'de 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda yabancı basın tarafından sadece Taksim odaklı haber yapıldığı iddiasını ortaya atan Davutoğlu, "Yurtdışından yayın yapan uluslararası basın kuruluşları, Taksim'deki gerilimleri, 'Türkiye'de 1 Mayıs gösterileri yasaklanmış' gibi hava vermeye çalıştılar. Türkiye'ye yönelik bir algı operasyonu yapılıyorsa hepimizin birlikte algı operasyonuna karşı tavır almamız gerekir" diye konuştu.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcücü Hüseyin Çelik de, bugünkü açıklamasında, Freedom House raporunda Türkiye'nin kategorisi nedeniyle memnuniyet duyan kesimler olduğunu ileri sürdü. Çelik, "Bizi muhalif medya zevkten dört köşe oldu. Oh be en kötü bizmişiz. Vay be biz ne kadar kötüymüşüz bizim düğün bayram vesilesidir diyenler var. Sevindirik olanlar var. Şunun altını çizmek isterim, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin ekonomik notunu düşürdüğü zaman da zevkten dört köşe olanlar var. Allah'a şükürler olsun ki ekonomi kötüye gidiyor diye elini ovuşturanlar. Bu ahlaki değil" dedi.

Türkiye'de 5 milyona yakın gazete trajı söz konusu olduğunu anlatan Çelik, sözlerimi şöyle devam ettirdi: "Ne kadarı okunuyor bilemem. 400-500 bini spor basınıdır, onların kulvarı farklıdır. Bu satılan gazetelerin 4'te 3'ü Ak Parti'ye muhalif olan iktidara muhalif olan basındır. İktidarı desteklediğinizi söylediğiniz yandaş diye isimlendirdiğiniz basının toplam tirajı 1 milyon 200 bindir. Türkiye'de yaklaşık bin yakın köşe yazarı var. bu kadar köşe tutulan başka bir ülke göremezsiniz. Bu kadar köşe yazarlarının 5'te 4'ü Ak Parti'ye muhaliftir. Bir ülkenin Başbakanına katil diyeceksiniz onu hırsızla itham edeceksiniz. Akıla hayale gelmez hakaretlerle tahkir ve tekziple ailesini karşı karşıya bırakacaksınız ondan sonra çıkıp diyeceksiniz ki 'Ben özgür değilim. Ben bir şey söylemiyorum'. Daha ne diyecektiniz? Türkiye'de basın özgür değilmiş. Türkiye basın özgürlüğü konusunda her şey piripak mı, her şey dört dörtlük mü? Ben böyle bir iddiada bulunmuyorum. Ancak basın ve özgürlük kelimeleri yan yana getirirken niçin basın siyaset ilişkisini konuşuruz, niye medya ve patron ilişkisini konuşmayız? Niçin medya ve sermaye ilişkini konuşmayız, niçin medya ve emek ilişkisini konuşmayız? Burada beni takip eden arkadaşlarının önemli bir kısmının dandirik maaşlar aldığını biliyorum. Sendikal haklardan mahrumlar, sosyal güvenceden mahrumlar, her an kapının ağzına konabilirler. Niçin bunları hiç sorgulamıyorsunuz? Sonuç itibarıyla niçin medya iş takibi üzerinde durmuyoruz. Basın özgürlüğünden bağımsızlığından söz ederken bunlar üzerinde niye durmuyoruz."

Türkiye'de sıkıntı olduğunu ve hapishanede gazeteciler bulunduğunu da kaydeden Çelik, tutuklu gazeteciler sorununu terörizm ile açıkladı. Çelik, "Dağdaki bağdaki marangoz, demirci, eğer eline silah alır da terör örgütüne katılır veya terörizm propagandası yaparsa o teröristtir, tescillidir, affı söz konusu değildir. Şu anda hükmü kesinleşmiş olan 18 kişi var içeride. Hükmü kesinleşmiştir. Yargı bunun terörist olduğuna karar vermiştir. Bunun ezici çoğunluğu PKK'lıdır, DHKP-C'si var TTK tako tiko bunlar var. Devam edenler var. 11'i de yine bunlara mensuptur. Gazetecilik yaptığı için içeride kimse yok" diye konuştu.

AKP cephesinden Davutoğlu ve Çelik'in açıklamalarıne benzer ifadelerle hükümete yakın medya kuruluşlarında da Freedom House raporu aleyhine yayınlar da ağırlık kazandı. Örneğin AHaber TV kanalı hazırladığı programlarda Davutoğlu'nun "algı operasyonu" ifadesini altyazı başlığı olarak kullandı. Yenişafak, Türkiye, Sabah, Star gazetelerinde son birkaç gün içindeki köşeyazılarında Freedom House'un suçlanması ve İsrail'den maddi destek aldığı gibi ifadeler dikkat çekti.
XS
SM
MD
LG