Erişilebilirlik

Fransız Sosyalistler'in Liberal Başbakanı Valls


Manuel Valls (solda) Cumhurbaşkanı Hollande'la. Valls önceki Sosyalist kabinede içişleri bakanlığı yapıyordu

Manuel Valls (solda) Cumhurbaşkanı Hollande'la. Valls önceki Sosyalist kabinede içişleri bakanlığı yapıyordu

Le Figaro’nun belirttiği gibi Fransa'nın yeni başbakanı Manuel Valls'ın en büyük dezavantajı önceki Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye seçim kaybettiren özelliğinde olduğu gibi, 'çabuk sinirlenen, hiperaktif kişiliği'

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, seçim yenilgisinin ardından kendisine “güçlü ve liberal” bir Başbakan atadı. Hollande, “sorumluluk paktı” adıyla uygulamak istediği yeni liberal politikaları uygulamaya koyacak güçlü “mücadele hükümetini” yönetmek için İspanyol kökenli İçişleri Bakanı Manuel Valls’i seçti. Sosyalist Parti içindeki en sağ kanat olan ‘liberal kanadı’ temsil eden Manuel Valls, dün görevi devralarak Başbakanlık koltuğuna oturdu. Parti içerisinde de düşmanları hayli fazla olan Valls, sağın eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye olan benzerliği nedeniyle “solun Sarkozy’si” diye de adlandırılıyor.

İspanya’da Franco rejimine direnen Katalan ressam bir baba ve İtalyan asıllı bir annenin oğlu olarak 1962’de dünyaya gelen Valls, ailesiyle birlikte Franco rejiminden kaçarak Fransa’ya göç etti. Mitterand döneminde 1980 yılında ölüm cezalarının kaldırılması için mücadele veren Sosyalist Parti’ye üye oldu ama vatandaş olmadığı için Mitterrand için oy kullanamadı. Ancak 1982 yılında 20 yaşındayken Fransız vatandaşlığını alınca oy kullanabildi. Cumhuriyet ve laiklik değerleriyle yetişen Valls, daha ilk yıllarda Sosyalist Parti’nin liberal kanadını temsil eden Michel Rocard ekibinde yer aldı.

Başından beri kararlı bir tutumla “Mesleğim politika olacak” diyen Valls’in ilişkide bulunduğu isimler de dikkat çekiciydi. Daha o yıllarda, Fransız masonlarının en büyük örgütü Grand Orient’ın başkanı Alain Bauer ve ülkenin önemli iletişim şirketlerinden Havas’ın patronu Stephane Fouks ile üçlü oluşturan Valls, daha sonra Fransız siyasetinin önemli aktörü olan bu iki isimle de ilişkisini sürdürdü. 2001 yılında Evry Belediye Başkanı, 2002 yılında da Essonne bölgesi milletvekili seçildi.

Mitterand’a karşı Rocardcı

80’li yıllarda Cumhurbaşkanı François Mitterand’a karşı Başbakan Michel Rocard’ı destekleyen Valls, 1997 yılında Lionel Jospinci oldu ve Jospin’in iletişim danışmanlığını yaptı. Partideki dengeler değişip Jospin politikayı bırakınca, Cumhurbaşkanı adayı olan Segolene Royal’in 2007’deki kampanya ekibinde yer aldı. 2012’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri için parti içinde önseçime girdi. Ancak yarışı Hollnde’ın kazandığı önseçimlerde sadece yüzde 5 oy alabildi. Valls, Hollande’ın da kampanya yöneticisi ve iletişim danışmanı oldu. Hollande, kampanyasına önemli katkı yapan Valls’i İçişleri Bakanlığı’na getirerek ödüllendirdi.

Kendi popülaritesi anketlerde yüzde 30’un altına düşen Hollande, anketlerde Fransızların en sevdiği politikacı çıkan ve yüzde 60’ın üzerinde popülariteye sahip Valls’i getirerek önemli bir eksiği de gidermeyi hedefliyor. Hollande, kendisi hakkında sık sık tekrarlanan “otoriteden yoksun” eleştirilerini gidermek için de “otoriter ve sert” bir ismi başbakanlığa getirerek bu açığı da kapatmak istiyor.

Kralların hayatına merak

Valls, tutkulu, otoriter, sert tutumuyla Fransız solunda hayli eleştiriliyor. Ancak François Hollande’ın ‘yumuşak’ tarzına karşı ‘uzlaşmaz, kimsenin adamı olmayan, parti içindeki kliklere mesafeli duran’ politik sitiliyle seçmen nezdinde Hollande’ın eksiğini kapatıyor. Valls’in evine 2007 yılında söyleşi için giden Liberation gazetesi, yeni Başbakan’ın cumhurbaşkanı olma tutkusunu, “Evindeki televizyon kumandalarını kare biçiminde dizen bir titizliğe sahip. Kitaplığında ise bir raf kralların, bir raf Charles de Gaulle’ün, bir raf da Mitterand’ın hayatını anlatan kitaplara ayrılmıştı” diye anlatıyor.

Valls, bir gün ülkeyi yönetme hırsını hiç saklamıyor. 2008 yılında yazdığı bir kitapta “Artık eski sosyalizmle köprüleri atıp, gerçekçi solu hayata geçirmeli” derken, partinin isminin bile değiştirilmesi gerektiğini savununca PS içinde hayli yüksek sayıda düşman edindi. Valls’in İçişleri Bakanı iken söylediği “Romanlar’ın Fransa’ya uyum sağlamaları olanaksız” sözü ve tiyatrocu Dieudonne’nin antisemit sözlerine ‘bir şov abartısıyla karşı çıkması’ solu kızdırdı. Valls’in Başbakan olarak atanmasının ardından Yeşiller’den kabineye giren bakanlar Cecile Duflot ve Pascal Canfin kabineden çekildi.

‘Fransa’nın Blair’i olmak istiyor

Ama bütün bu eleştiriler Valls’i yolundan ve ‘Valls sitilinden’ döndürmeye yetmiyor. Almanya’da Gerhard Schröder’in, İngiltere’de de Tony Blair’in yaptığı gibi solu reformdan geçirmek isteyen Valls, Front National’in yükselişine karşı, tıpkı bir dönem Nicolas Sarkozy’ye seçim kazandıran taktikte olduğu gibi, sert ve otoriter söylemi güçlendirme yolunu izliyor. Ancak Le Figaro’nun belirttiği gibi Valls’in en büyük dezavantajı yine Sarkozy’ye seçim kaybettiren özelliğinde olduğu gibi, “çabuk sinirlenen, hiperaktif kişiliği”.

Politika kadar önemli bir tutkusu da İspanya’nın Barça takımı. Valls Fransa’da da Paris Saint Germain takımını tutuyor. İlk evliliğinden dört çocuk sahibi olan Valls, Paris Konservatuarı’nda keman sanatçısı olan Anne Gravoin ile ikinci kez evlendi.
XS
SM
MD
LG