Erişilebilirlik

Filistinliler Eylül'de BM'ye Başvuruyor

  • Margaret Besheer

유엔 안전보장이사회 회의장면

유엔 안전보장이사회 회의장면

İsrail’le doğrudan görüşmelerin ilerlememesinden rahatsız olan Filistinli yetkililer, Eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na devletlerinin tanınması için başvuruda bulunacak. Doğrudan görüşmelerin devam etmesini isteyen Amerika, Filistinliler’in bu kararına destek vermiyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurul üyelerinin çoğunluğu Filistin devletini tanısa da bu yeni devletin örgüte üye olarak kabul edilmesi mümkün olmayabilir.

Filistin’in Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Riyad Mansur’a göre devletlerini resmen kurma ve örgüte üyelik konusunda seçenekler fazla. Resmi devlet statüsünde olmayan Filistin, Birleşmiş Milletler’de gözlemci statüsünde temsil ediliyor.

Seçeneklerden biri Genel Kurul’dan tanınma istemek. Mansur gazetecilere yaptığı açıklamada 192 Birleşmiş Milletler üyesinden 120’sinin Filistin devletini tanıma sözü verdiğini söyledi. Ancak bu sayı gerekli üçte iki çoğunluğa yetmiyor.

Washington’daki Amerikan Üniversitesi profesörlerinden David Bosco da, bir devletin tanınmasının Birleşmiş Milletler üyesi olmaya yetmeyeceğini dikkati çekiyor.

David Bosco, Birleşmiş Milletler Bildirgesi’nin sadece Genel Kurul oylamasına dayanarak Filistinlilerin üye olmasına izin vermeyeceğini söylüyor. Yani Güvenlik Konseyi yeni üye başvurularını önce öneri olarak Genel Kurul’a sunmak zorunda. Güvenlik Konseyi’ndeki beş daimi üyeden birinin vetosu, Filistinliler’in Birleşmiş Milletler’de tanınma hedeflerine engel olabilir. Bu da büyük olasılıkla Amerika’nın vetosu anlamına geliyor. Ancak Filistinli Büyükelçi Mansur’a göre Filistin devletini tanıyan ülkelerin sayısının artması, Amerika’yı zor durumda bırakabilir.

“Çok sayıda ülkenin, Filistin’i 1967 yılı öncesi sınırları içinde tanıması için çalışıyoruz,” diyen Riyad Mansur, tanınma için Genel Kurul’un üçte ikisini oluşturan üye sayısına Eylül ayına kadar ulaşabileceklerinden emin. Mansur, “Eğer Güvenlik Konseyi’nde bizim doğal ve yasal hakkımız olan uluslar topluluğuna bir devlet olarak girmemize muhalefet varsa, bunu neye dayandıracaklar?” diye soruyor.

Filistinliler’in güvendiği bir diğer seçenek de 1950 yılında Genel Kurul tarafından kabul edilen ve “Acheson Planı” olarak da bilinen Birleşmiş Milletler’in 377 sayılı kararı. Zamanında Kıbrıs’ın bölünmesi için de kullanılan ancak Türkiye ve Yunanistan’ın desteğini almayan plan, Güvenlik Konseyi’nde Sovyet vetosunu aşmak için oluşturulmuştu.

Güvenlik Konseyi’yle ilgili bir kitap yazan Profesör Bosco, Acheson Planı’nın ilk kez Konsey’de veto krizinin aşılması için oluşturulduğunu söylüyor. Sonuçta Güvenlik Konseyi’nde tıkanan konular Genel Kurul’da çözümlenebilir. Ama Genel Kurul’un kararları Güvenlik Konseyi’ninki gibi bağlayıcı değil. Yine de Profesör Bosco’ya göre Genel Kurul kararının da bir ağırlığı olabilir.

Bosco, “Genel Kurul kararları bağlayıcı olmasa da bunlar uluslararası kamuoyunun görüşünü yansıtan ve uluslararası meşruluğu savunan kararlar,” diyor. Genel Kurul’un ağırlığına sahip olan bir kararsa hem İsrail’i, hem de Amerika’yı kaygılandırmaya yetiyor.

İsrail’in Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Ron Prosor, iki tarafın da doğrudan görüşmelere dönmek için çaba gösterdiğini söylüyor ve Filistinliler’in tek yanlı girişimlerinin yapıcı olmayacağını savunuyor.

Ancak İsrail 1948’de bağımsızlığını ilan ettiyse, Filistinliler niye aynı şeyi yapamasın? Filistin Büyükelçisi Mansur da bunu yapabileceklerini savunuyor.

Mansur, “Bizim bağımsızlığımız Filistin halkının kendi kaderini belirleme hakkının bir tasarrufu,” diyor ve bunun tek yanlı bir karar olmayacağını söylüyor. Filistin büyükelçisi, İsrail’le nihai statü için altı sorunu görüşeceklerini hatırlatıyor: Sınırlar, güvenlik, Yahudi yerleşimleri, Kudüs, mülteciler ve su paylaşımı. Büyükelçiye göre bu durumda Filistin’in bağımsızlığı görüşmelerin bir parçasını oluşturmuyor.

Filistin, Birleşmiş Milletler üyesi olmayı başarırsa, her üye gibi Genel Kurul’da oy kullanabilecek, Güvenlik Konseyi’nin iki yıl süreli on geçici üyesinden biri olabilecek ve örgüte aidat ödemek zorunda kalacak. Profesör Bosco’ya göre Filistinliler Birleşmiş Milletler üyeliği olmadan yalnızca Genel Kurul’da devletlerini tanıtmayı başarabilirse, bu durumda kazançları meşruluk ve siyasi destekten öteye gitmeyecek.

XS
SM
MD
LG