Erişilebilirlik

Türkiye’de siyasi yelpazede sağda uzun yıllardır varlığını koruyan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), iktidardaki AKP’nin anayasa paketi değişikliği hazırlamasına ve halk oylamasına destek vererek, “evet” cephesinde yer alıyor.

MHP, 15 yıllık AKP iktidarında TBMM’de muhalefet partilerinden birisi olmakla birlikte “kritik düzenlemelerde iktidar yanında olmak” ile suçlanıyor. Türkiye’de Başkanlık Sistemi’ne geçilmesini öngören anayasa paketi de, doğrudan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin böylesi bir düzenlemeye TBMM’de destek vereceğini açıklamasıyla gündeme taşındı. Ardından AKP ile birlikte paketini hazırlama sürecinde yer alan MHP, 16 Nisan’daki halk oylamasında “evet” oyu talep etme gerekçesini ise, “istikrar” konusuna dayandırıyor.

MHP, mevcut sistemde siyasi krizler yaşandığını ve son olarak 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin gerçekleşmesiyle birlikte sistem değişikliğine ihtiyaç olduğu görüşünü ifade etti. Anayasa paketini “reform” olarak tanımlayan MHP, Cumhurbaşkanı’nın artık halkın seçimiyle göreve gelmesi nedeniyle sistemde artan çarpıklığı düzeltmek amacıyla anayasa değişikliği gerektiğini kaydetti.

MHP, 18 maddelik anayasa paketine ilişkin parti görüşlerini, “Milliyetçi Hareket Partisi ve Anayasa Değişikliği” başlıklı 2 sayfalık broşürde özet halinde ve 32 sayfalık kitapçıkta detaylı şekilde anlattı.

Diğer muhalefet partileri aksine MHP, anayasa değişikliğiyle “kuvvetler ayrılığı” ilkesine zarar verilmeyeceğini savundu. Kitapçıkta, “Anayasa değişikliği ile hükümet sisteminde değişiklik yapılmakta; yürütmedeki iki başlılık giderilmekte ve yürütme yetkileri bir bütün hâlinde Cumhurbaşkanı’na ait olmaktadır. Yasama yetkisi münhasıran TBMM’ye verilmektedir. Hükümetin kanun tasarıları ile yasamaya hâkim olması engellenmekte, yasama ve yürütme birbirinden tamamen ayrılmakta ve katı güçler ayrılığı tesis edilmektedir” denildi.

Amerika’nın Sesi, MHP’nin 18 maddelik anayasa paketini nasıl değerlendirdiğini söz konusu kitapçıktaki ifadeler çerçevesinde kaleme aldı. Aşağıdaki metinde tırnak içerisinde maddelere ilişkin ifadeler, MHP’nin ilgili kitapçığından alınmıştır.

  • 1. Madde: Anayasa değişikliği ile Yargı’nın bağımsızlığı ilkesine Yargı’nın tarafsızlığı ilkesi de eklenmektedir. Böylelikle Yargı’nın tarafsızlığı bahanesiyle yürütülen tartışmalar sebebiyle yargıya olan güvenin azaltılmasının önüne geçilmektedir.
  • 2.Madde: Geçmişte, Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi şeklinde iki kamaralı sistemde 600’den fazla olan parlamento üye sayısı, 1982 anayasasıyla 450’ye düşürülmüş, 1995’te yapılan bir anayasa değişikliği ile de 550’ye çıkarılmıştır.

TBMM üye sayısı 600’e çıkarılarak temsil yeteneği artırılmaktadır. Mevcut anayasa değişikliğiyle Türkiye nüfusundaki artışa paralel bir şekilde üye sayısı 600’e çıkarılmakta ve böylelikle TBMM’nin temsil gücü ve kapsayıcılığı artırılmaktadır. Bu değişiklikle, vatandaşlarımızın talep ve beklentilerini doğrudan iletecekleri milletvekili sayısı yükseltilmekte, yasama sürecine sivil katılımın daha fazla katkı sağlaması yönünde bir adım atılmaktadır.

  • 3.Madde: Seçilme yaşı 18’e indirilerek gençlerin parlamentoda temsil edilmesinin ve siyasete aktif katılımının önü açılmaktadır. Geleceğimizin teminatı olan Türk gençliğini ülke yönetiminde söz sahibi yapacak bu düzenleme, gençliğe duyulan güvenin bir ifadesi olmaktadır.
  • 4.Madde: Otoriter bir rejim çıkacağı yönündeki iddialar, hem mevcut sistemdeki sorunları göz ardı eden hem de yeni sistemin getirdiği denge ve denetim mekanizmalarını görmezden gelen asılsız bir iddiadır. Bu iddialar, yasama ve yürütme organı için yapılacak iki ayrı seçimin de aynı siyasî parti tarafından kazanılacağı, dolayısıyla da hem yasama hem de yürütmenin tek partinin egemenliğinde olacağı varsayımına dayanmaktadır. Oysa yeni sistem, böylesi bir sonucu mutlak anlamda gerektirmemektedir.

Yeni sistemde yasama ve yürütme ayrı seçimlerle doğrudan halk tarafından seçilecektir. Seçimlerin sonucunu takdir edecek olan tek merci ise aziz Türk milletinin hür iradesidir. Yasama ve yürütme organının belirlenmesinde artık bir değil iki oy sahibi olan seçmenler, bir partiyi iki seçimin de galibi yapabileceği gibi, Cumhurbaşkanı seçilen kişinin (varsa) partisini TBMM’de azınlıkta bırakıp yasama ve yürütme arasında daha dengeli bir dağılım da ortaya çıkarabilecektir.

  • 5.Madde: Milletvekilleri, Cumhurbaşkanı ve bakanları denetleyecek.
  • 6.Madde: Yasama organının yürütmeyi denetleyebilmesi demokrasi, hukukun üstünlüğü ve güçler arasındaki kontrol ve denge mekanizması açısından zarurîdir. Yapılan düzenleme ile Anayasa’nın “Türkiye Büyük Millet Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları” başlıklı maddesinde; Meclis Araştırması, Genel Görüşme, Soru ve Meclis Soruşturması yer almaktadır.

Mevcut anayasada yazılı soru önergelerinin belli bir süre içinde cevaplanması öngörülmezken; yeni düzenlemede, yazılı soruların 15 gün içinde cevaplanması şartı getirilmek suretiyle bu denetim yolunun etkinliği şimdikinden de ileri bir noktaya taşınmaktadır.

Hükümet artık Meclis içinden çıkmamakta ve Hükumet güvenoyunu bizzat milletten almaktadır. Dolayısıyla gensoru mekanizmasına yeni sistemde gerek kalmamış bulunmaktadır.

Anayasa’nın 98. maddesinde yer alan ‘Gensoru’ yolunun anayasa değişiklik teklifinde yer almaması bazı yersiz eleştirilere yol açmıştır. Oysa 105 ve 106. maddelerde düzenlenen ‘suçlandırma’ mekanizmasıyla Cumhurbaşkanı’nın, yardımcılarının ve bakanların Yüce Divan’da yargılanması ve suçlu bulunması hâlinde görevlerine son verilmesi gibi ciddi sonuçları olan bir denetim yolu daha anayasada yer almaktadır. Kısacası, ‘Gensoru’ ifadesinin anayasada geçmemesi, Yürütme’nin denetimsiz kalacağı anlamına gelmemektedir. Hatta TBMM gerek görmesi hâlinde, Cumhurbaşkanlığı seçimini, kendi seçimini de yenilemek şartıyla yenileme kararı alabilecektir.

  • 7.Madde: ‘Parlamento feshi’, Yasama organının sona erdirilmesi anlamına gelir ki bu yetki ancak otoriter rejimlerde ya da krallık/sultanlık benzeri yönetimlerde görülmektedir. Böylesi bir durumun demokratik ve hukuk devletinde söz konusu olması asla kabul edilemez. Böylesi bir düzen, herkesten önce MHP tarafından engellenecektir. Yapılan değişiklikte ‘fesih’ söz konusu değildir.

Hükümet’in kurulamaması hâlinde Cumhurbaşkanı’na tanınan seçimleri yenileme yetkisi; anayasa değişikliği ile TBMM’ye de tanınmış, böylelikle yasama ve yürütme arasında daha dengeli bir ilişki tesis edilmiştir. Ayrıca Cumhurbaşkanı ya da TBMM bu yetkiyi kullandığında hem Cumhurbaşkanlığı hem de TBMM seçimlerinin birlikte yenilenmesi şartı getirilmiştir. Bu kural sayesinde, yasama ve yürütme arasında oluşabilecek muhtemel bir krizde herhangi bir tarafın seçimlerin yenilenmesine karar vermesi durumunda kendi varlığı da sona ereceği için yetki istismarı engellenmiş olacaktır. Yasama ve Yürütme’nin görev süresinin birbirine bağlı olması, bu iki organ arasında uyum ve uzlaşıyı zorunlu kılacaktır.

“Cumhurbaşkanı’na, Meclis’i fesih hakkı tanınıyor” şeklindeki iddialar bütünüyle asılsızdır. Cumhurbaşkanı’na tanınan yetki sadece “seçimlerin yenilenmesi”ne ilişkindir. Cumhurbaşkanı bu yetkiyi zorunlu olmadıkça kullanamayacaktır. Çünkü bir kişi en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebilecektir. TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar veren Cumhurbaşkanı’nın görevi sona ereceği ve tekrar seçime girmesi gerekeceği için, seçim kararı alan Cumhurbaşkanı iki dönemden birisinden feragat etmiş olacaktır. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı’nın keyfî olarak seçimlerin yenilenmesine karar vermesi söz konusu olmayacaktır.

  • 8.Madde: Cumhurbaşkanlığı kararnameleri sadece “yürütmeye ilişkin konular” ile sınırlı çıkarılabilecek, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kararname çıkarılamayacak, TBMM’nin aynı konuda bir kanun çıkarması durumunda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hâle gelecek, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tâbi tutulacak, Cumhurbaşkanı’nın temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasî haklar ve ödevler konularında kararname çıkarma yetkisi olmayacaktır. Netice itibarıyla, söz konusu kararname yetkisi TBMM’nin tek kanun yapıcı organ olmasına hiçbir surette zarar vermemekte, yetkisine sınır koymamaktadır.

Esasen Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkiler; mevcut sistemde Bakanlar Kurulu ve Başbakan’a verilmiş olan yetkilerin Cumhurbaşkanı’nda toplanmasından ibarettir. Bir diğer ifadeyle, Yürütme’nin iki başlı yapısının yetkileri birleştirilmektedir. Cumhurbaşkanı’nın merkezî idareye ilişkin düzenlemeleri kararnameyle yapabilecek olması, ‘idare bütünlüğü ilkesi’ doğrultusunda, Anayasa ve kanunlara uygun olarak kamu kurumlarının teşkilatlanmasına ilişkin hususların düzenlenmesinden ibaret olacaktır.

Anayasa değişikliği ile yerel yönetimlere ilişkin Anayasa’nın 127’nci maddesinde herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır. Üniter millî devletin tahribine dönük bir düzenleme söz konusu olamayacaktır.

  • 9.Madde: Cumhurbaşkanı’nın fiilî ve hukukî sorumsuzluğu sona ermekte, sadece “vatana ihanet” değil her türlü eylem ve işlem bakımından cezaî ve siyasî sorumluluk getirilmektedir. Yüce Divan’a sevk kolaylaştırılmak suretiyle yasamanın yürütmeyi denetleme gücü artırılmaktadır.

Mevcut sistemde 550 milletvekilinin dörtte üçü, yani 413 milletvekili ile Yüce Divan’a sevk mümkünken, yeni düzenlemede, üye tamsayısının üçte ikisinin yani 367 (600'de 400) milletvekilinin oyu ile Yüce Divan’a sevk mümkün hâle gelmiştir.

Yüce Divan en geç altı ay içinde mutlak karar verecek.

Cumhurbaşkanı’na her konuda cezaî sorumluluk getirilmesinin yanı sıra, Cumhurbaşkanı hakkında bir soruşturma başlatılması hâlinde Cumhurbaşkanı’nın yetkileri de sınırlandırılarak seçimlerin yenilenmesi kararı alması engellenmiştir.

  • 10.Madde: (Cumhurbaşkanı’nın Cumhurbaşkanlığı yardımcılarını istediği sayıda atamasına ilişkin madde.)
  • 11.Madde: (Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerini düzenleyen bu hüküm konusunda 4.Madde’ye ilişkin değerlendirmeler geçerli.)
  • 12.Madde: Mevcut Anayasa’nın 119, 120 ve 121’inci maddelerini ‘olağanüstü hal yönetimi’ adı altında bir araya getiren yeni anayasa maddesiyle, Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’na verilmiş olan olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi Cumhurbaşkanı’na verilmiştir. Bu maddeye eklenen bir fıkrayla, savaş ve mücbir sebeplerle TBMM’nin toplanamaması durumu hariç olmak üzere, OHAL sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üç ay içerisinde Meclis’te görüşülüp karara bağlanacak, aksi hâlde kendiliğinden yürürlükten kalkacaktır. Bu hüküm, Cumhurbaşkanı’nın OHAL şartları altında yetkisini suiistimal etmesinin önüne geçmek amaçlı bir kontrol ve denge mekanizması olarak anayasaya eklenmiştir.
  • 13.Madde: (Disiplin mahkemeleri dışında askeri yargılamaya son verilmesini öngören madde.)
  • 14.Madde: Mevcut Anayasa’ya göre, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 22 asıl ve 12 yedek üyeden oluşmakta, üç daire hâlinde görev yapmakta ve 2010 referandumundan bu yana üyelerinin çoğunluğu hâkim ve savcılar arasında yapılan seçimle belirlenmektedir. Yeni düzenlemeyle, Hâkim ve Savcılar Kurulu (HSK), 13 üyeden oluşan ve iki daire hâlinde çalışan bir kurul olarak yapılandırılmıştır. Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Kurulun tabiî üyesi olarak öngörülmüştür.

Yeni sistemde, 1 üye öğretim üyeleri ve avukatlardan, 2 üye adlî yargı hâkim ve savcılarından, 1 üye de idarî yargı hâkim ve savcılarından olmak üzere 4 üye Cumhurbaşkanı tarafından seçilecektir. 3 üye Yargıtay, 1 üye Danıştay, 3 üye de hukukçu öğretim görevlisi ve avukatlar arasından olmak üzere toplam 7 üye ise TBMM tarafından seçilecektir. Netice itibarıyla, Kurul’un tabiî üyeleri haricindeki diğer 11 üyenin 4’ü eskiden de olduğu gibi Cumhurbaşkanı, 7’si ise ilk kez TBMM tarafından seçilecektir.

Meclis’te yapılacak seçimlerde Kurul üyesi adaylarının ilk turda 2/3, ikinci ve üçüncü turda 3/5 oy alması gerekecektir. Dolayısıyla Kurul üyelerinin seçiminde, tek bir partinin istediği kişinin seçilmesi pek mümkün olmayacak, partiler arasında ortak bir aday üzerinde uzlaşı gerekecektir.

  • 15.Madde: (Cumhurbaşkanı’nın yani Yürütme’nin bütçe oluşturmasına ilişkin düzenlemeleri içeren madde.)
  • 16.Madde: Mevcut sistemde, Anayasa Mahkemesi’nin 17 üyesinin 3’ünü TBMM, 14’ünü ise Cumhurbaşkanı seçmektedir. Yapılan değişiklik sonucu, Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 15’e düşürülürken; Cumhurbaşkanı’nın seçtiği üye sayısı da 12’ye indirilmektedir.

Anayasa değişikliği, Anayasa Mahkemesi’ne ilişkin başka hiçbir değişiklik içermemektedir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin belirlenmesinde Cumhurbaşkanı’nın ağırlığı azalırken, TBMM’nin ağırlığı artmaktadır.

Mevcut anayasada yer alan sıkıyönetim uygulaması kaldırılmak suretiyle demokratikleşmenin güçlendirilmesi adına önemli bir adım atılmakta, ara rejim dönemlerini çağrıştıran uygulamaya son verilmektedir.

  • 17.Madde: Yasama’dan münhasıran sorumlu olan TBMM’nin yürütme karşısında zayıf kalmamasını sağlamak amacıyla, Cumhurbaşkanı’nın veto yetkisi hafifletilmiştir.

Dengeleme ilkesinin bir gereği olarak Cumhurbaşkanı’na verilen ‘kanunları geri gönderme’ (veto) yetkisi de sınırsız değildir. Geri gönderilen kanunların salt çoğunlukla (301 milletvekili oyu) tekrar kabul edilmesi hâlinde ise Cumhurbaşkanı söz konusu kanunu onaylamak zorundadır. Dahası, Cumhurbaşkanı’nın kanun teklif etme yetkisi yoktur. Bu karşılıklı denge sistemi, güçler ayrılığının temel özelliklerinden biri olduğu kadar, organlar arasında uzlaşı ve uyumu gerektirmekte ve böylelikle krizlere mahâl vermeyen demokratik bir yapı ortaya çıkmaktadır.

  • 18.Madde: (Yukarıdaki maddelerdeki düzenlemeleri uygulamaya geçirmek üzere Anayasa’daki bazı maddeleri kaldırmayı öngören ve uygulama sürecini ile seçim takvimini belirleyen madde.)”

XS
SM
MD
LG