Erişilebilirlik

‘Esas Sorun IŞİD’den Sonra Ne Olacağı’


Amerikan kamuoyunda, özellikle Paris ve San Bernardino saldırılarının ardından, hem IŞİD’in küresel emelleri hem de giderek daha geniş bir coğrafi alana yayılan terör örgütlerine karşı nasıl politikaların izlenmesi gerektiği konusu daha sık tartışılıyor.

Terör tehdidi konusu 11 Eylül saldırılarından bu yana belki de ilk kez bu düzeyde Amerikan halkı ve politika yapıcıların gündemine girmiş durumda.

Dünya genelinde terör örgütlerinin giderek dönüşümden geçmeleri ve değişen şartlara göre yeni taktikler geliştirme gayretleri, terörle mücadelede de birtakım yeni yöntemlerin devreye sokulmasını mecbur kılıyor.

Peki günümüzde terör tehdidinin ulaştığı düzey, Amerika ve uluslararası camia için ne derece endişe oluşturmalı? Bu tehdite karşı doğru politikalar izleniyor mu? Tehdit yakın gelecekte kontrol altına alınabilecek mi yoksa terör korkusu giderek tüm dünyayı daha da mı saracak?

Tüm bu soruların yanıtı, merkezi Washington’da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunda düzenlenen panelde masaya yatırıldı.

‘Terör tehdidinden daha az endişeliyim’

Brookings Enstitüsü bünyesindeki Ortadoğu Politikaları Merkezi’nde araştırma direktörü Daniel Byman, dünyada terör tehdidinden diğerlerine göre daha az endişe duyduğunu, geçmişle kıyaslandığında terörle mücadelede istihbarat kapasiteleri ve işbirliğinde çok büyük bir artış olduğunu belirtti.

ABD’de 11 Eylül saldırılarından sonra ülkenin her yerinde olağanüstü bir korku ve endişenin hakim olduğunu hatırlatan Byman, “O tarihten sonra çok önemli ve çoğu zaman gözden kaçırılan dev bir değişim oldu, dünya genelinde bir terörle mücadele makinesi çalışmaya başladı ve o günden beri de yüksek hızda çalışıyor. Binlerce terör şüphelisinin yakalanmasını sağlayan küresel istihbarat işbirliğinin günümüzde ulaştığı düzeye bakıldığında, 11 Eylül öncesi ile sonrası arasında gece-gündüz kadar fark var” diye konuştu.

IŞİD’in bu kadar destekçi bulmasının da “kazanan taraf olduğu” algısı yaratmasından kaynaklandığını savunan Byman, örgütü askeri olarak yenilgiye uğratmanın bu imajın ortadan kaldırılmasında önemli etkisi olacağı görüşünü dile getirdi.

‘Bu soruya kimse yanıt veremiyor’

Byman’a göre, IŞİD’i askeri olarak yenilgiye uğratmak mümkün ancak esas problem ondan sonra ne olacağı?

Byman, “IŞİD’i yerinden edebilirsiniz ama özellikle gerilla savaşıyla varlık göstermeye devam edecekler ve yerlerini kimin alacağı da belli değil. Bana göre Başkan Obama’nın Suriye’ye müdahalede isteksiz olmasının nedeni, hiç kimsenin bundan sonra ne olacağı sorusuna yanıt verememesi. İçeri girdik, IŞİD’i yerinden ettik, liderlerini öldürdük, güçlerini yenilgiye uğrattık, peki sonra? Bu çok zor bir soru ve malesef iyi bir yanıtla gelmiş değil.” dedi.

‘Sorunun boyutu terörün ötesine geçti’

Georgetown Üniversitesi Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Bruce Hoffman ise terör tehdidi konusunda daha karamsar bir tablo çiziyor.

Amerikan Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper’ınn Kongre’deki konuşmalarından atıflar yapan Hoffman, Clapper’ın bu yılın sadece IŞİD değil El Kaide ve ilişkili grupların da sürekli ve yeni bir büyüme gösterdiği bir yıl olduğu sözlerine dikkati çekti.

Hoffman, IŞİD’in de iki yıl önce ABD’ye ve hatta uluslararası ve bölgesel istikrara karşı en önde gelen tehdit şeklinde bir varlığının olmadığını hatırlatarak, “Dolayısıyla şu anda çok rahatsız edici bir durumdayız” ifadesini kullandı.

IŞİD, El Kaide gibi örgütlerin ‘hibrid’ yapılanmalar olduğunu, dolayısıyla bu örgütlere önce askeri yolla karşı konulması gerektiğini söyleyen Hoffman, “Sorunun boyutu Suriye’de Irak’ta Yemen’de olsun artık terörün ötesine geçti. Uluslararası terörizme karışan, yerel düzeyde isyancı gücüyle hareket eden ama birçok kere konvansiyonel askeri taktiklere de başvurabilen hibrid güçlerle karşı karşıyayız. Bir hibrid tehdide nihayetinde bir yerde askeri güçle karşı konulmalı. Bunu kim yapacak, nerede yapacaklar bu, esas soru bu…”

‘Amerika iki müttefikinin arasına girmek istemiyor’

Panelde, Türkiye ile Amerika arasındaki PYD gerilimi de gündeme geldi.

Brookings Enstitüsü’nden Daniel Byman,, Amerika’nın da farklı ajandalara sahip iki müttefiki arasında kalmak istemediğini söyleyerek, “Suriye’deki Kürt güçleri Amerika’nın Suriye’deki çabaları açısından olağanüstü öneme sahip ve Türkiye de Amerika’nın çok önemli bir müttefiki. Bazen dostlarınız kavga ettiğinde, onlardan birine yüklenmek yerine bundan uzak durmaya çalışırsınız” diye konuştu.

Georgetown Üniversitesi’nden Bruce Hoffman da, Amerika’nın bölgedeki politikalarını oluşturmasında İncirlik üssünün önemli rol oynadığını savundu.

XS
SM
MD
LG