Erişilebilirlik

'Erdoğan'ın Yapması Gereken Ciddi Seçimler Var'


American Turkish Council Türk Amerikan Konseyi’nin (ATC) bu yıl 32'incisi düzenlenen yıllık konferansında Türkiye’deki gösteriler ve bunun arkasındaki nedenler de ele alındı. Gazeteci Terence Smith’in moderatörlüğünü yaptığı panele Washington Post gazetesi ulusal güvenlik muhabiri Karen de Young, Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü Kemal Kirişçi, Kongre’deki Türk Dostluk Grubu’nun kurucularından Florida eski milletvekili ve Washington’daki Daniel Abraham Ortadoğu Barış Merkezi Başkanı Robert Wexler katıldı. Dünkü öğle yemeğinin ana konuşmacısı olması beklenen Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone konferansa gelmedi.

Türk-Amerikan Konseyi’nin Washington’da düzenlediği yıllık konferansın “Siyasi Tablo” başlıklı panelinde Türkiye’deki gösteriler; bu gösterilerin iç ve dış siyasete etkileri ile Başbakan Erdoğan’ın Ortadoğu’da güçlü lider olma hedefine olası etkileri tartışıldı. Konuşmacıların üzerinde durduğu ilk konu “Türkiye’deki gelişmeler Arap Baharı mı?” sorusu oldu.

'Türkiye'de yaşananlar Arap Baharı değil'

Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü Kemal Kirişçi Türkiye’deki gösterilerin Arap Baharı'yla benzerlik taşımadığını söyledi: “Dışardan bakıldığında bu gösteriler, Tahrir’dekilerle aynı gibi görünebilir, özellikle de göstericilerin yapısından ve kararlılığından dolayı. Ama Arap Baharı ile bu gösteriler arasında büyük bir fark var: Arap Baharı, var olmayan, tanınmayan hakları elde etmek için verilen bir mücadele. Ancak Türkiye’deki gösteriler ellerindeki hakların geri alınmasına direnme amaçlı. Tuhaf biçimde bu haklar da AKP’nin, özellikle de birinci döneminde tanıdığı, Batı tarzı liberal çoğulcu demokrasi ve bununla beraber gelen değerler.”

'Suriye politikalarına tepki de etkili oldu'

Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü Kemal Kirişçi, Türkiye’deki gösterileri mevcut hakların kaybedilmemesi için yapılan bir mücadele olarak değerlendirirken, Washington Post gazetesi ulusal güvenlik muhabiri Karen de Young, gösterilerin hükümetin Suriye konusunda izlediği politikalara duyulan tepkinin de etkili olduğunu söyledi: “Konuya dış politika açısından bakmak gerekirse, Suriye Türkiye’nin ana gündem maddelerinden biri ve bazı gösteriler de hükümetin Suriye konusunda izlediği politikalardan duyduğu hoşnutsuzluğa bir yanıttı. Bu politikalar hem Türkiye’de huzuru bozuyor (disruptive) hem de ekonomik bir yük getiriyor. Hükümet, Suriye konusunda daha fazla aktif olmak istiyor, bunu da birçok Türk istemiyor.”

'Yaşam tarzına müdahale halkı tetikledi'

Kongre’deki Türk Dostluk Grubu’nun kurucularından Temsilciler Meclisi eski üyesi Robert Wexler, gösterileri, hükümetin insanların yaşam tarzına müdahale eden politikalarının tetiklediği görüşünü savundu: “Gösterileri küçüksemek için söylemiyorum, ancak özünde konu, bir alanın kullanımıyla ilgili anlaşmazlık. Tarihi ve sembolik değerleri olan ve günlük hayatın parçası sayılan bir alanın kullanımı. Benim hissettiğim ise bir alanın kullanımıyla ilgili anlaşmazlığın onbinlerce kişiyi sokaklara dökmeyeceği. Bence insanların içtiklerine, kendileri için uygun gördükleri hayat tarzına karışırsanız, politikayla ilgisi olmayanları bile politize edersiniz. Bu yüzden bence bu gösteriler alanın kullanımından, bazı siyasi alanlarda yetkilerin aşılmasından ve birkaç yıldır basın özgürlüğünün ihlalinden çok daha önemli bir konuyla ilgili; bu da kişilerin özel hayatına karışmak. Bu konu herkes için o denli özel ki, sokak gösterilerine yol açacak enerjiyi oluşturdu."

'Erdoğan bir adım geri atsın'

Daniel Abraham Ortadoğu Barış Merkezi Başkanı olan Temsilciler Meclisi eski üyesi Robert Wexler, Başbakan Erdoğan’ın gösteriler sonrasındaki yaklaşımlarının Türkiye’de demokrasinin alacağı yönü belirleyeceğini de söyledi: “Erdoğan’ın yapması gereken çok önemli bir tercih var. Pragmatik yaklaşım sergileyerek, bir adım geri atabilir ve siyasi rakiplerine kollarını uzatıp, ‘Ekonomi olsun, güvenlik olsun, başka konularda olsun, gurur duyduğum başarılı bir karnem var, ama sizler de görüşlerinizi dile getirme çabasına girdiniz, bunu anlayışla kabul ediyorum’ derse, bu hoşgörüyü gösterirse bence çok büyük bir siyasi başarı kazanır."

Washington Post gazetesi ulusal güvenlik muhabiri Karen de Young da Başbakan Erdoğan’ın çözüm getiren bir yaklaşım izlemesi gerektiğini söyledi: “Başbakan’ın, gösterilerin başka grup ve kentlere daha da yayılmasını önlemek için ‘Durun bakalım, bunu nasıl tatlıya bağlarız, bir yolunu bulalım,’ demesi gerekiyor ama ben bunun olacağını gösteren dair bir işaret görmüyorum.”

'Politikalara ayar lazım'

Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü Kemal Kirişçi de hükümetin karşısında iki seçenek olduğunu söyledi: “Belki basit bir çözüm gibi görünebilir ama hem Başbakan hem de AKP’nin önünde iki yol var. Bunlardan birincisi, gelişmeler doğrultusunda hükümet politikalarını ayarlamaktır. Zaten Cumhurbaşkanı, İstanbul Belediye Başkanı ve Başbakan’ın yakın çevresindeki bazı isimler bu yönde bir değişikliği tercih ettiklerinin sinyalini veriyor. İkincisiyse Başbakan’ın gösterilerden sonra ortaya koyduğu, göstericileri çapulcu olarak tanımlama tavrı ki, gelecek açısından ve politikalarda ayarlama yapılması bakımından fazla bir umut vaat etmiyor.”

'Erdoğan yanlış yola girerse vahim hata yapar'

Türk Amerikan Konseyi’nin “Siyasi Tablo” konulu panelinde Türk medyasının gösterilere yer vermemesi konusu da gündeme geldi. Kongre’deki Türk Dostluk Grubu’nun kurucularından Robert Wexler, bu konuda da şunları söyledi: “Eğer Başbakan Erdoğan’ın danışmanı olsaydım, bu gelişmeleri Türk medyası ile ilişkileri düzeltmek için bir fırsat olarak görmesini söyler ve kendisine ‘Türkiye tarihinin en kötü günlerinde vatandaşlarımızın haber almak için yabancı basına yönelmesi Türkiye için sağlıklı değil. Görüşlerine katılmadıklarımızın seslerini duyurmalarını sağlayalım’ derdim. Zaten Erdoğan’ın yapması gereken tercihlerden biri de bu. Eğer yanlış yola girerse, korkarım, çok vahim bir hata yapar ve partisinden çok daha büyük güçleri harekete geçirir.”

Panelde gösterilerin, Erdoğan’ın bölgesel lider olma hedefini nasıl etkileyeceği konusuna da değinildi. Robert Wexler, Başbakan’ın daha hoşgörülü ve Türkiye'deki tüm kesimleri bütünleştirici bir yaklaşım benimsemesi halinde Ortadoğu'da güçlü lider olma hedefine daha da yakınlaşacağı görüşünü savundu.
  • 16x9 Image

    Melek Çağlar

    Melek, meslek yaşamına yazılı basında başladı. Haftalık Barometre gazetesinde muhabir ve Management-Marketing sayfa editörü olarak çalıştıktan sonra 1990’lı yılların başında aynı gazetenin Yazı İşleri Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Meslek yaşamına kısa bir ara verip İngiliz Kraliyet bursuyla City University London’da gazetecilik eğitimi aldı. 1994 yılında Amerika’ya yerleşmeden önce Hürriyet gazetesinde çalıştı. Meslek yaşamına halen Internet, radyo ve televizyon yayıncılığı yapan Amerika’nın Sesi’nde devam ediyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Melek, yüksek lisans derecesini 2002 yılında tamamladığı George Washington Üniversitesi MBA programından aldı.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG