Erişilebilirlik

Başsavcılığın Açıklaması Tartışma Yarattı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 10 Ekim Ankara saldırısı için sadece IŞİD’i değil PKK ve Suriye İstihbarat Servisi gibi örgütleri de sorumlu göstermesinin ardından Cumhuriyet Başsavcılığı’nın IŞİD’in (DEAŞ) sorumluluğunu vurgulayan yazılı açıklamasındaki ifadeler tartışma yarattı. Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şube Başkanı Murat Yılmaz, “Savcılık, esasında Recep Tayyip Erdoğan’ı da Başbakan Davutoğlu’nu doğrulamıyor. Bunu bir şekilde PKK’ya bağlamak istiyorlardı ama istendiği gibi gitmedi,” dedi.

Önce Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Görülüyor ki birileri Türkiye’de bir ‘kokteyl terör’ diyebileceğimiz bir şeylere kalkışıyor” sözleriyle Ankara saldırısında DEAŞ’ın yanı sıra PKK’nın rol aldığını savunmuştu. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan da, o ‘kokteyl terör’ içeriğini, “Gar’ın önünde bu yaşanan olay terörün nasıl kolektif uygulandığını gösteren bir olaydır. Şimdi kalkıyorlar, ‘Burayı DAEŞ yaptı, bilmem kim yaptı…’ Burada DAEŞ de var, PKK da var, Muhaberat da var, burada Suriye’nin kuzeyindeki PYD terör örgütü de var. Hepsi beraber ortak olarak bu eylemi planlamışlardır. Kimse kimseyi aldatmasın. Suruç’ta yaşananlar belli, Diyarbakır’da yaşananlar belli” demişti.

Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın açıklamaları çerçevesinde, soruşturma sürecinde Ankara saldırısıyla PKK ve diğer örgütler arasında nasıl bir bağlantı ortaya çıkacağı merak konusu olmuştu. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dünkü yazılı açıklamasında olayda sadece DEAŞ (IŞİD) örgütü bağlantıları ve ağı tespiti yapıldığı belirtildi. Ancak açıklamada “PKK ve DEAŞ’e karşı tüm gruplar” ifadesine yer verilmesi ve seçime yönelik tespitlerde bulunulması ise dikkat çekti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dünkü açıklamasında, koyu siyah puntoyla yazılmış sadece iki bölüm olması ve o bölümlerde PKK’nın adına yer verilmesi dikkat çekti. Koyu siyah puntoyla yazılmış açıklamadaki ifadeler şöyleydi:

“Suriye'den PKK ve DEAŞ'e karş̧ı olan tüm gruplara yönelik eylem yapma izni aldıkları, aynı şekilde yurdumuzda yaşayan Hıristiyan ve Yahudiler'e karşı da eylem yapmak amacıyla aynı ülkeden izin almak için gayret gösterdikleri [tespit edilmiştir… Yine kendi gerçekleştirdikleri bu eylemden devletin sorumlu tutulmasını sağlayarak PKK'nın Türkiye'ye saldırılarını meşrulaştırma amacına ulaşmak için gerçekleştirdiklerini belirtmişlerdir.”

ÇHD: Aklımızla alay ediyorlar

Katliamda yaralanan veya yakınlarını kaybeden aileleri temsil eden meslek örgütlerinden biri olan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) de, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasını, “siyasi iktidarca sunulmuş kokteyl terör kavramını teyit etmeyen ancak siyasi iktidar diliyle yazılmış” şeklinde değerlendirdi.

ÇHD Ankara Şube Başkanı Murat Yılmaz, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı değerlendirmede, Başsavcılık tarafından koyu siyah puntoyla yazılan DEAŞ’ın “PKK saldırılarını meşrulaştırmak” amacını taşıdığı yönündeki açıklamasına sert tepki gösterdi. Yılmaz, “Aklımızla alay ediliyor. DEAŞ ile ya IŞİD ile PKK’nın savaştığı çok açık. İkisi de silaha sarılmış, birbiriyle savaş halindeler,” dedi.

Avukat Yılmaz, Başsavcılık açıklamasında, Gaziantep’teki hücre örgüt yapılanmasına dair ifadeleri ve bu hücre yapısına Suriye’deki DEAŞ’tan talimat verildiğini dile getirmesiyle Ankara saldırısından DEAŞ’ın sadece bağlantılı bulunduğunu kamuoyuna duyurduğunu söyledi. Yılmaz, Başsavcılığın DEAŞ’ın katliamdaki rolünü anlatarak, Erdoğan ve Davutoğlu’nu doğrulamamış olduğunu vurguladı::

“Cumhurbaşkanı DEAŞ, PKK, hatta DHKP-C dedi sonra ortaya bir kokteyl dedi. Niye DEAŞ diyemiyorlar çünkü Türkiye’den DEAŞ’a destek gittiği çok açık hepsi belgelere yansımış durumda. Bu çok açık olduğu için Cumhurbaşkanı, DEAŞ geldi Ankara’nın göbeğini kana buladı diyemezdi. Niye? Kendi sorumluluklarından kurtulmak için, tepkileri azaltmak için elbette böyle bir kokteyl lafı ortaya atılacaktı. Savcılık, esasında Recep Tayyip Erdoğan’ı da Başbakan Davutoğlu’nu doğrulamıyor. Bunu bir şekilde PKK’ya bağlamak istiyorlardı ama istendiği gibi gitmedi.”

Soruşturmada ‘kokteyl terör’ tezini destekleyecek bağlantılar kurulamadığını belirten Yılmaz, basın açıklamasında yine de PKK’dan bahsedilmesini “Ancak Başsavcılık tarafından soruşturma dosyasıyla hemen hemen ilgisi olmayan seçimlere yönelik AKP’nin koluymuş gibi bir açıklama yayınlanıyor” görüşüyle eleştirdi. Yılmaz, PKK’nın katliamla ilgisi olmadığını teyit etmesine rağmen Başsavcılık açıklamasında, “Halkı kandırmak için seçime yönelik olarak DEAŞ ile PKK birlikte çalışıyorlar” mesajını vermek kaygısı taşıdığını savundu. Yılmaz, açıklamadaki seçim sabotajı ve hükümet kurulmasını zorlaştırma gibi ifadeler için şu görüşü aktardı: “Bir seçim beyannamesi gibi. Bağımsız, etkin soruşturma yaptığını söyleyen Başsavcılık, bu katliam amacını seçimleri bloke etmek, etkilemek olduğunu belirtmek, ülkedeki huzur ortamını bozmak şeklinde siyasal iktidarın ağzından çıkmış cümleler gibi bir basın açıklaması yapamaz. Eğer yapıyorsa bunu Cumhuriyet Başsavcılığı yapmamıştır, iktidar bir şekilde bunu yazdırmıştır ve yaptırmıştır.”

ÇHD: Birkaç fail hakkında dava ile bu iş bitmez

ÇHD Ankara Şube Başkanı Yılmaz, ailelerle birlikte süreci takip eden diğer meslek örgütleriyle birlikte etkin bir soruşturma yürütülmediğini kamuoyuna duyurduklarını da aktardı.

Müşteki avukatlarına dosyayı takip etme engeli getirildiğini anımsatan Yılmaz, aradan geçen 18 gün sonundaki dünkü basın açıklamasıyla endişe duymaya devam ettiklerini belirterek, şunları dile getirdi: “Birinci husus, delilleri karartma olmaması gerekçesiyle dosyaya erişim engeli konulmuştur. Bizim dosyadaki delilleri karartmamız söz konusu olamaz. Bizler olayı aydınlatmak için uğraşıyoruz. İkinci bir husus, dosya hakkında bize hiçbir bilgi verilmemektedir. Ancak iktidara yandaş gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlar yapıldığı görüyoruz. Bunun anlamı ya bilgileri savcılık ya da savcılığa bağlı kolluk gücü yani polis vermektedir. Ailelere olay mahallinden toplanmış ve savcılığa teslim edilmiş eşyaları geri verilmemektedir. Aileler özel eşyalarını almak istiyor. Bu soruşturma bu şekliyle devam edilemez. Soruşturma bu şekilde devam ettikçe hiçbir sonuç alınamaz. Birkaç tetikçi, birkaç fail hakkında dava açarak, bu işten kullanılamaz. Biz diyoruz ki bu katliamda devletin rolü vardır. İhmal demiyoruz. Devletin bilgisi vardı ve bu katliamı engellemedi, engellemediği içindir ki sorumlu yetkililer var.”

Şu anda “göstermelik” olarak üç müdür hakkında geçici görevden alma kararı verildiğini söyleyen Yılmaz, “Eğer ortada bir oyun oynandı diyorsanız ama Türkiye Cumhuriyeti dünya lideri de diyorsanız o zaman bu oyuna müsaade etmeyeceksiniz. Eğer müsaade ediyorsanız o zaman bu oyunun içerisindesiniz,” diye tepki gösterdi.

Avukat Yılmaz, aileler adına Ankara Garı önündeki tüm polisler aleyhine yaralı ve ölüler üzerine biber gazı sıkılması nedeniyle de suç duyurusunda bulunduklarını hatırlattı. Yılmaz, biber gazından etkilenerek ölümler olduğundan da şüphe duyduklarını belirterek, bu suç duyurusu hakkında ise henüz savcılık tarafından hiçbir işlem yapılmadığını da aktardı.

XS
SM
MD
LG