Erişilebilirlik

Erdoğan'dan AB'ye: ‘Ben Artık Sizi Dinlemiyorum’


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbe girişiminin ardından Fransız haber kanalı France 24'e konuştu. İdam cezasının geri gelebileceğini söylemesinin ardından AB ile yaşanan gerginliğe değinen Erdoğan, AB yönetimine sert mesajlar göndererek, "Şimdi ben onların ne dediğine bakmıyorum. Ne dedikleriyle de çok ilgilenmiyorum. Hiçbir üye ülkeye Türkiye'ye çektirdikleri gibi çektirmediler. Halk ister, halkın temsilcileri de Meclis'ten geçirirse ben yasayı onaylarım" dedi.

Erdoğan, MİT Başkanı ve Genelkurmay Başkanı'nı da değiştirmeyeceğini belirtirken "Irmaktan geçerken at değiştirilmez" dedi. Fethullah Gülen'in iadesi ile ilgili olarak Amerika ile yaşanan "belge tartışmasına” da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Genelkurmay Başkanı'nı rehin alan darbeciler "Sizinle fikir önderimiz Fethullah Gülen'i telefonla görüştüreceğiz' demişler, Genelkurmay Başkanı reddetmiş. Gereken belgeler elimizde, 10 gün içinde Amerika'ya ulaştıracağız" diye konuştu.

Erdoğan, Ankara'da, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda France 24 muhabiri Marc Perelman'ın sorularını yanıtladı:

İstihbarat zafiyeti var dediniz. MİT Müsteşarı ya da Genel Kurmay Başkanı'nın istifasını isteyecek misiniz? Kendileri size istifalarını sundular mı? Siz istifalarını istediniz mi? Cezalandırılmaları söz konusu mu?

"Şu anda hiç bir karar almadık. Elbette böyle bir kararı almak zorunda kalırsak Başbakan ile değerlendirdikten sonra açıklarız. Bir geçiş dönemindeyiz. Bizde bir atasözü vardır. Irmaktan geçerken at değiştirilmez. Elbette bir istihbarat zaafiyeti var. Ama şimdi bu arkadaşlarla çalışmaya devam edeceğiz. Evet, bir istihbarat zaafiyeti vardı. Ama İkiz Kuleler'i düşünün, istihbarat ne yaptı? Kimse istihbarat zaafiyetini sorgulamadı. Fransa'yı düşünün, istihbarat zaafiyeti var. Hele de Belçika'yı düşünün, onlara üstelik istihbaratı biz verdik. Bunların hepsi IŞİD mensubu dedik. Bizi dinlemediler ve havaalanındaki olay meydana geldi. İngiltere aynı şey. Almanya'da şu anda yaşananlar aynı şey. Nerede istihbarat birimleri. Ama bütün bunlara rağmen adım adım değerlendirmeleri yapacağız. Şu anda hepsi görevinin başındadır."

Size istifalarını sunmadılar mı?

Hayır öyle bir şey söz konusu değil. Her ikisi de bana "Karar sizindir. Size söyleyecek tek kelimemiz yok. Vereceğiniz her karara uyarız" dediler.

Tasfiyeler nereye kadar gidecek, 100 binlere ulaşacak mı? Virüsten söz ettiniz, büyük bölümü yakalandı mı?

"Burada tabii rakam vermek olanaksız. Türkiye'nin nüfusu 79 milyon. Bu kirli terör yapısını kurumlarımızdan temizleme görevimiz var. Bunu yapmazsak bedelini ağır öderiz. Ayrılıkçı terörle 40 yıldır mücadele ediyoruz ve 40 bin kişi öldü. Bu mücadelemiz sürüyor. Burada 40 yıldır devletin kurumlarına yerleşmiş kirli bir yapı ile mücadele söz konusu. Tıpkı metastaz yapmış bir kanser virüsü gibi. Bu virüsün yeniden nüksetmemesi için virüsü tümüyle temizlememiz lazım. Neredeyse bütün bakanlıklarda, orduda, özel sektörde, kurumlarda varlar, herkes şikayet ediyor. OHAL ile bütün bunların çözümlenmesinin yanısıra yapılacak çok şey var."

İlk kez France 24 için açıklıyorum

Avrupa'dan gelen şikayetleri duyuyorsunuz. "OHAL ortamında bile hukuk devleti elimine edilemez" diyorlar. Gülenciler'in ötesine geçip bir cadı avı yaşanmasından endişe ediyorlar. Ne diyorsunuz?

"Şimdi ben onların ne dediğine bakmıyorum. Ne dedikleriyle de çok ilgilenmiyorum. Fransa'ya bakın, OHAL uygulaması var. Belçika'da, Amerika'da Ferguson olayında, Münih'te aynı şey. Münih'te 6 ölü var. Darbe girişiminde 246 kurban, 2 binden fazla yaralı var. Florida, İspanya'da Aralık 2010'da OHAL var. Saldırılar oldu ama bu ülkelerin hiç biri bizim yaşadıklarımızı yaşamadı. Bizde devleti yıkmaya girişen bir darbe girişimi yaşandı. Eğer medya darbeyi desteklerse, televizyon yada başka tür medya, yasada bunun yeri var, cezalandırılırlar. Bu insanlar Pensilvanya'dan aldıkları emirlerle darbe girişiminde bulundu. Bunu ilk kez France 24 için açıklıyorum. Bizim Genel Kurmay Başkanı'mızı rehin alanlar, fikir önderleri Fetullah Gülen ile konuşmayı öneriyor. Mogherini bunu da görmeli, konuyu doğru değerlendirmeli ve bizim kaynaklarımızı esas almalı."

60 binden fazla gözaltından söz ederken, Türkiye'deki OHAL ile Fransa'daki OHAL aynı değil. Bir darbe bahanesiyle sapma yaşanması Türkiye tarihindeki trajik günlere geri dönülmesi endişesi var. Budur eleştiri noktası.

"Sizin değerlendirmenize katılıyorum. Fransa ve Türkiye'deki OHAL uygulaması farklı. Ama Fransa'daki terör saldırısı sıradan bir terör saldırısı. Bununla biz her gün mücadele ediyoruz. Ama burada silahlı bir darbe girişimi var. Bazıları bu farkı yapmıyor. Özellikle AB yöneticilerine şu soruyu yöneltiyorum. Darbeyi mi destekliyorsunuz, yoksa demokratik devleti mi destekliyorsunuz?"

AB'ye sert sözler: "Ya önyargılılar, ya kapasiteleri yok!"

Ama eleştiri hakları var?

"Şüphesiz, ama bu şekilde yanlış eleştiri değil. Hangi bilgiye dayanarak bu eleştirileri getiriyorlar, kaynakları ne? Eğer bilgilenme kaynakları yanlış ise, sorumlu mevkide bulunanlar hata yapar. Bütün bunlar bir şey gösteriyor. Ya önyargılısınız, ya da bu işleri yönetme kabiliyetinden yoksunsunuz. Bir AB Bakanlığımız var, Dışişleri bakanlığımız var, burada meslektaşları var. Neden böyle açıklamalar yapmak için gazete haberlerini baz alıyorlar?"

Ölüm cezası Meclis'ten geçerse siz de onaylayacağınızı söylediniz. AB ile müzakerelerin uzaması, vize kolaylığı gibi sorunlardan sonra, idam cezasının geri getirilmesi, sizin açınızdan "AB ile bitti" demenin başka bir ifadesi mi?

"Açık konuşmakta fayda var. Eğer olay idam cezasıysa, eğer benim milletim aralıksız bana idam cezasının yeniden getirilmesini isterlerse, eğer halkın temsilcileri parlamentodan böyle bir yasayı geçirirse, kusura bakmasınlar, bu talebe saygı göstermek zorundayım, bu politikacıların misyonudur aynı zamanda. Kara Avrupası idamı istemiyor, Amerika'da var, Rusya'da var, Çin'de var, dünyanın pek çok ülkesinde idam cezası var."

"Biz Avrupa'ya kalkan olduk"

Ama idam cezasının kaldırılması AB ile üyelik şartlarından biri. Geri getirmek AB'yi artık istemediğiniz anlamına mı geliyor?

"Milletin böyle demesinden itibaren herşey değişebilir. 53 yıldır bizi AB'nin kapısında bekletiyorlar. Bu süreç içinde AB'ye aldıkları ülkelere bakın, AB müktesebatına bizden daha mı iyi adapte oldular? Hayır? Biz onların birçoğundan hem bireysel haklar, hem de ekonomik kalkınma açısından onlardan daha ileri durumdayız. Biz AB'nin ekonomik olanaklarından da faydalanmadık. Ta başından itibaren, fasıllarda, müzakerelerde hiçbir ülkeye bizim kadar çektirmediler. Vizelerin kaldırılması konusunda da aynı davranış. Daha önce zaten Türkiye ile ilgili bir vize kaldırılması olayı var mıydı? Vardı. Bekledik, söz verdiler, verdikleri söze rağmen bunun gereğini yapmadılar.

En sonunda mültecilerle bunları ilişkili hale getirdiler. Şu anda Türkiye’de 3 milyondan fazla Iraklı ve Suriyeli mülteci var. Biz Avrupa'ya kalkan olduk. Bunun için de bazı sözler verdiler. Yine bu sözlerini de yerine getirmediler.

Bugün bizden bazı şeyleri isterken, biraz da seviyeli olmaları lazım, demokrasi ve hukuka saygıları olması lazım. Böyle bir açıklama yapmadan önce bizlerle görüşmeleri lazım. Bizimle görüşmeden yaptıkları her açıklamada yanlışa düşüyorlar. Arkadaşlarım onları bilgilendirmeye hazır. Bizimle görüşmelerine rağmen farklı açıklamalar yapıyorlar. Bu tabii bir şeyi gösteriyor, Türkiye söz konusu olduğunda ön yargıları var ve bu ön yargılarla hareket etmeye devam edecekler."

Darbe girişimi sırasında bazı askerlerde işkence izi olduğu, bazı askerlerin linç edilmeye çalışıldığını gördük. Bunları kınıyor musunuz?

"Bana ulaşan bilgilerde fotoğraflarda karşılıklı bir çatışma olduğu görülüyor, askerler polisle çatışıyor. Örneğin Genelkurmay Başkanı kelepçelendi. Boğazında ve bileğinde morluklar vardı. Ama bütün bunların ötesinde siz bunlara referans yapıyorsunuz, 2 bin yaralıya neden referans yapmıyorsunuz? Bir tarafta asker kıyafeti giymiş Gülenci silahlı teröristler var. Karşı tarafta benim vatandaşım var. Sivillerin üzerine tanklarla gidemezsiniz! Helikopterlerle uçaklarla üzerlerine ateş edildi. Benim milletimin bu silahları yoktu. Şimdi Avrupalılar, elinde hiçbir silahı olmayan, bayrağından sopasından başka silahı olmayan milletimi desteklemeyi reddediyor, Fethullah Gülen terör organizasyonun mensuplarını savunuyor. Bu ayıptır. Benim milletim tarafından tek kurşun atılmadı. Böyle acımasız bir terör örgütü, bunlar katil, haşhaşi bir tarikat, bunlar Hasan Sabbah'ın askerleri."

Fethullah Gülen'in darbenin arkasında olduğunu söylediniz ve iadesini istediniz. Amerikan İstihbaratının Şefi James Clapper'e, bu olayın arkasında Gülen'in olduğu iddiasının inandırıcı olup olmadığı soruldu. Clapper, "Hayır" dedi ve bu konuda bir bilgileri olmadığını söyledi. Tepkiniz ne olur?

"Ben bu konuda sadece şunu söyleyeyim. Bu darbe girişiminin failleri ortadadır ve yargılanacaklar. Bütün değişik mahkemelerde Fethullah Gülen'in bir terörist grup olduğu ortaya çıkacak. Bir şeyi ifade etmek istiyorum. Amerika bugüne kadar pek çok sınır dışı talebinde bulundu. Bize hiçbir doküman sunmadı. Her istediklerinde biz gereğini yaptık, hiçbir belge talep etmedik. Şimdi bir darbe girişimi var, Fehtullah Gülen'in iadesini talep ediyoruz. Onlar bizden belge istemeye devam ediyorlar. Biz de 'Tamam' dedik. 10 gün içinde, internet üzerinden bu belgeleri göndereceğiz. Eğer gerekirse Dışişleri Bakanımı, Adalet Bakanımı göndermeye hazır olduğumu söyledim."

"Putin'le görüşme Ağustos ortasına doğru"

Putin ile görüşmeniz olacak mı? Bu görüşme ilişkilerin normalleşmesinin göstergesi mi?

"Evet, son olaylar takvimi biraz etkiledi. Dışişleri bakanları arasında görüşmeler sürüyor. Ama olağanüstü bir gelişme olmazsa Ağustos ortasında bir görüşme olabilir."

Buraya girmek için pek çok güvenlik önleminden geçtim. Hala kendinizi tehlikede hissediyor musunuz?

"Elbette bu tür tedbirleri almak zorundayız. Paris'teyken, Elysee Sarayı'nda alınan önlemleri de gördüm. Elysee Sarayı'nın bulunduğu sokaklarda bile geniş güvenlik önlemleri alınmıştı. Almanya'da, Amerika'da benzer önlemleri görüyoruz. Bugün hala bir darbe girişiminin ertesindeyiz. Herşey yoluna girmiş değil, ilerlemeye devam ediyoruz. Normalleşme sürecine girildikçe bu önlemler azalacak. Dünyanın ileri devletlerinin yaptıklarını yapıyoruz. Bir düşünün, Meclis'e saldırıldı, Başbakanlık binasına saldırıldı, Saray'da iki noktaya uçaklarla saldırı oldu. Nasıl önlem almazsınız? Önlem almak zorundayız. Ama batılı dostlarımız bunu görmüyor. Herhalde bu ülkenin bütün üst düzey yöneticileri öldükten sonra anlayacaklar, ondan sonra da sevinçten dans edecekler. Üzgünüm, ama gereken her türlü önlem alınmaya devam edecek."

XS
SM
MD
LG