Erişilebilirlik

Enerji ve Turizm Boyutuyla Türk–Rus Yakınlaşması


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşmesiyle iki ülke ilişkilerinde yeniden yakınlaşma sağlanmasının ardından enerji ve turizm sektörleri başta olmak üzere ekonomik açıdan bölgesel etkileri olması bekleniyor.

Putin ve Erdoğan’ın ortak basın toplantısında, Türk Akım Projesi ile Akkuyu Nükleer Santral Projesi başlıklarında sıcak mesajlar vermeleri dikkat çekti. Putin’in, Türkiye’deki turizm sektörünü yakından ilgilendiren charter uçuşlarını yeniden başlatacaklarını açıklaması “müjde” olarak nitelendi.

Türkiye ile Rusya arasındaki yeni dönemi yorumlayan Cumhurbaşkanlığı Enerji Danışmanı sıfatıyla 1998-2010 döneminde görev almış Prof. Dr. Volkan Ediger, bu yakınlaşmayla sadece enerji sektörü boyutuyla değil, küresel boyutta gelişmeleri değerlendirmek gerekeceği görüşünde. Ediger’in yorumuyla Türkiye uluslararası ilişkilerinde Batı ile Doğu arasında denge sağlarsa Rusya ile yakınlaşmasının olumlu sonuçlar sağlaması mümkün. Enerji alanındaki bir başka uzman isim Necdet Pamir ise, enerji açısından Türkiye’nin yararına sonuçlar olacağı görüşüne katılmadığı gibi siyasi açıdan da Putin ve Erdoğan’ın kişisel sıkışmışlıklarına işaret ediyor.

Ediger, ABD’nin rolüne dikkat çekti

Prof. Dr. Ediger, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, ABD, Çin ve Rusya’nın Ortadoğu bölgesindeki politikalarını iyi tahlil ederek, Türkiye – Rusya ilişkilerini değerlendirmekte yarar olduğunu kaydetti. Ediger, “Temel olarak şunu gözlemlemeliyiz, ABD artık Ortadoğu’dan çekilmek istiyor ve enerji bağımsızlığını da ilan etmiş durumda. ABD, yeni teknolojiler geliştirerek örneğin kaya gazı elde edilmesi gibi yeni kaynaklar nedeniyle artık Ortadoğu’ya bağımlılığı asgari düzeye indirdi. Bu yılın sonunda yeni Başkan dönemine hazırlık yapıldı ve o yeni dönemde bu politikalar uygulanacak. Şimdi ABD’nin Ortadoğu bölgesinde bırakacağı boşluğu kimin dolduracağı meselesi var. Mesela Brexit olayını, Türkiye’nin İran ve Rusya ile yakınlaşmalarını hep bu çerçevede değerlendirmek lazım” dedi.

ABD’nin, Ortadoğu’da tek bir gücün hakim olmasını kendi çıkarlarına uygun bulmayacağına işaret eden Ediger, ABD’nin bölgedeki ülkelerin aralarında çok fazla dostluk da düşmanlık da olmadan birbirlerini kontrol edecekleri ve kendisine fazla bir iş düşmeyecek şekilde bölgeyi bırakmak isteyeceğini ifade etti. ABD’nin İran ile yakınlaşması da bu minvalde değerlendirmek gerektiğini belirten Ediger, bu tabloda Rusya’nın tam aksi şekilde ittifaklarını geliştirmek isteyeceğini dile getirdi.

İran ile Suudi Arabistan’ın ilişkilerinde kötüleşmedeki temel nedeni de petrol pazarındaki rekabet olarak not eden Ediger, şimdi Erdoğan ile Putin’in görüşmesini ise “yeni bir ittifak habercisi” olarak değerlendirebileceklerini söyledi.

Ediger politik dengeyi işaret etti

ABD’nin rolüyle birlikte durumu enerji boyutundan öte jeopolitik açıdan yorumlamak gerektiğini vurgulayan Ediger, ancak enerji boyutu için ise, “Türkiye ile Rusya ilişkilerinde enerji tabii aradaki birleştirici bir unsurdur. İlişkilerdeki yakınlaşma, akamete uğrayan Türk Akım Projesi ve Akkuyu Nükleer Santral Projesi gibi projeler önünü açacak boyuttadır. Bu projeler için 50 ile 100 milyar dolar arasında rakam söz konusu diyebiliriz” dedi.

Enerji boyutundan öte siyasi boyutuna vurgu yapan Prof.Dr. Volkan Ediger, Türkiye’deki darbe kalkışması sonrasında Ankara’nın Avrupa Birliği ve ABD yani Avrupa – Atlantik Paktı’ndan beklediği desteği göremediğini anımsattı. Türk hükümetlerinde Batı’da sorun olduğundan Doğu’dan destek arayışına girilmesi gibi tarihsel bir yaklaşım olduğunu anlatan Ediger, ancak bu konuda Türkiye’nin dikkatli olması gerektiğini şöyle anlattı:

“İnönü’nün meşhur bir lafı vardır: ‘Yeni bir dünya kurulur, Biz de o dünya içerisinde yer alırız.’ İran, dünyadaki en büyük gaz rezervlerine sahip, Rusya ise dünyadaki en büyük gaz şirketine ve alt yapısına sahip. Türkiye, yıllardır Batı ile yaptığı ittifakını asla bozmadan denge içerisinde Doğu ittifakını da sürdürmesi gerekiyor. Bu biraz Doğu’ya kayarsa biraz Batı’ya kayarsa ciddi sorunlar olacağı aşikar. Üst akıl ile stratejik bir denge politikasını götürmemiz lazım. Abdülhamit 33 yıl boyunca bu denge politikasını iyi götürmüştü. Türkiye, bu taraflardan biriyle Almanya-Avusturya ittifaka girdiğinde savaşa da girdi ve sonuçlarını da hepimiz biliyoruz.”

Pamir ‘politik sıkışmışlık’ görüşünde

TMMOB Petrol Mühendisleri Odası Başkanlığı gibi görevlerinde uzun yıllardır enerji sektörünü yakından izleyen Necdet Pamir ise, Ediger gibi Türk-Rus yakınlaşmasını olumlu görmüyor ve Türkiye’nin enerji bağımlılığı yönüyle eleştiriyor.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Pamir, Putin’in, Ortadoğu politikasında Suriye’deki tercihleri bakımından Batı ile karşı karşıya geldiği ortamda 2014 yılında Güney Akım Projesi yerine Türk Akımı Projesi’ni ortaya attığını belirtti. Putin ve Erdoğan’ın Avrupa ve ABD karşısında politik sıkışmışlık yaşadığını söyleyen Pamir, Türk Akımı Projesi neden “ölü yatırım” olarak gördüğünü şöyle açıkladı:

“Mevcut boru hattına benzer bir güzergah ile 63 milyar metreküp Rus doğalgazını Türkiye’ye getirecek boru hattı projesini yapmıştı. Bu projeyi hayata geçirmek konusunda bir değişiklik yok. Bu tamamıyla politik bir proje önerisiydi. ABD ve Avrupa’ya karşı belirli açılımlar yapabilirim diye karşı çıkış yapmıştı. Amerika ile uyuşmaz konuma düştüğü noktalarda da Türkiye de mesaj veriyordu. Rus uçağı düşürülmesine değin Türk Akım Projesi ite kaka ilerler gibi göründü. Gibi diyorum çünkü en başında Avrupa ile Rusya arasında ortak bir noktaya varılması gerekiyor. Gazprom’un tekelleşmesine AB’nin aldığı bir takım tedbirler vardı. Enerji alımı konusunda AB ile Rusya anlaşmaya varmadığı sürece siz 63 milyar metreküpü getirseniz dahi ancak dörtte biri sadece Türkiye yeteceği için bu proje hayat bulamaz. Yunanistan’dan üzerinden gitmesi de gündeme alınmıştı. Ama Yunanistan’ın topu topu 3 milyar metreküp tüketimi var. AB’nin ihtiyacı açısından ise Rusya ile anlaşma olmadığı için Türk Akım Projesi’nin pazarı yoktur ve ölü yatırım olacaktır.”

Akkuyu Nükleer Santral Projesi’ni de eleştiren Pamir, Türkiye’nin bu projeden neden yarar sağlayamayacağına ilişkin görüşlerini şöyle aktardı:

“Akkuyu Nükleer Santral Projesi ise Erdoğan ile Putin’in ticari beklentilerine yanıt verecektir. Bu projesiyle Türkiye’nin enerji gereksinime yanıt verilmesi ilgisi yoktur. Türkiye’nin şu anda devreye almadığı yerli kaynakları dikkate alındığında geçen yıl tükettiği elektrikten 3,5 katı petrol, doğalgaz yatırımı yapılmasa bile enerji elde etme imkanı vardır. İşletmesini, yakıt tedarikini ve hatta atık yönetimini bile yüzde 100 olarak Rusya’nın yapacağı bir proje. Türkiye’ye teknoloji transferi de yok. Rusya ile her anlamda dış politika çelişkileri varsa da enerji politikalarında Türkiye’yi bu ülkeye bağımlı hale getirmeye çalışıyorsunuz. Şimdi Akkuyu’ya stratejik proje kapsamında teşvik verilecek diyorsunuz. Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın toplam 39 şerhi var Akkuyu ile ilgili eğer bunlar yapılmazsa bizim standartlarımıza uygun değil dediklerini biliyoruz. Ancak bu şerhler, Türkiye’de Akkuyu’ya karşı açılan davalarda, ‘devlet sırrı’ denilerek hasıraltı edilmektedir. Türkiye enerjide çaresiz değil.”

Pamir: ‘Enerji projeleri tatlandırıcı’

Türk Akımı ile Akkuyu Nükleer Santral projeleri için “Aslında politik olarak iki sıkışmış ülke liderince yapılan hamleler zorunlu beraberlik, tatlandırıcı bu iki proje” diyen Pamir, Türkiye’nin enerjide Rusya’ya bağımlılığının arttırılmasından da endişeli.

Rusya ile Türkiye ilişkilerinde enerjiyi belirleyici unsurlardan birisi olarak tanımlayan Pamir, Türkiye’nin doğalgaz tüketiminin yüzde 56 kadarını, petrol ürünlerinin yüzde 13’ünü, ithal ettiği kömürün yüzde 30’unu Rusya’dan aldığını ve aşırı bağımlılığı olduğunu ifade etti. Ancak Pamir de, Ediger gibi öncelikle konuya enerji ekseniyle değil politik açıdan bakılması görüşünde.

Turizm sektörü 2017 için umutlu

TÜRSAB Genel Sekreteri Çetin Gürcun da, Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtladı. Bugünkü görüşmeyi uzun zamandır beklediklerini belirten Gürcun, “Rus turistler maalesef ülkemize uzun süre gelemedi. Ekonomik olarak ikinci büyük kaynak pazarımız olması itibariyle Türk turizmini olumsuz etkiledi. Bu yıl itibariyle elbette artık geç oldu. Ama 2017 yılı için hazırlık yapılması imkanı doğdu” dedi.

Türkiye’nin Rus pazarını yüzde 87 oranında bu yaz sezonunda kaybettiğini söyleyen Gürcun, “Yılın ilk yedi ayı itibariyle Antalya olarak baktığımız olarak yüzde 47’lik bir kayıp var. Ama şimdiki gelişme son derece pozitif sonuç sağlayacaktır. Gelecek yıl, 2015 yılındaki rakamları yakalayabileceğimize inanıyorum. Bu gerilim sürecinde Rus muhataplarımızla defalarca görüşmeler yaptım. Tabir yerindeyse turizm sektöründe bir nevi hasret de oluştu” diye konuştu.

Bu arada Türk turizminde son 20 yıllık süreçte en kötü yılın yaşandığını kaydeden Gürcun, Rusya krizi, terör olayları ve son olarak darbe teşebbüsüyle turizm sektörü olarak çok ciddi olumsuz bir etkilenme yaşadıklarını ifade etti. Türkiye’ye yönelik güvenlik kaygıları artarken ülke imajında çok düşüş olduğunu belirten Gürcan, AB ile görüşmelerde yaşanan gerginlikleri de hatırlattı. Sonuç olarak Avrupa’dan ciddi rezervasyon kayıplarına uğradıklarını açıklayan Gürcan, “Almanya pazarında birinci büyük pazarımız yüzde 35’ler seviyesinde kayıpla devam ediyor” açıklaması yaptı.

XS
SM
MD
LG