Erişilebilirlik

'Eğitim İçin Daha Fazla Fon Gerekli'


Fuller Project for International Reporting kuruluşunun yöneticisi Xanthe Ackerman, geçtiğimiz günlerde Yabancı Basın Merkezi’nde mülteci çocukların dramını gündeme getirdi. Toplantıdan sonra Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Ackerman, yüzbinlerce mülteciye kapılarını açan Türkiye’nin çok cömert davrandığını söyledi. Kurulan mülteci kamplarının standartlarının yüksek olduğunu belirten Ackerman, Türkiye’nin Suriyeli mültecileri yasal çerçevede de koruma altına aldığını söyledi. Washington’da basın açıklaması yapan Ackerman, Suriyeli gençlere eğitim verilmesinin önemini vurguladı.

Ackerman, Türkiye’de 650 binden fazla okul çağında çocuk bulunduğunu, bunların sadece 40 bininin resmi okullara gittiğini ve 200 binden fazlasının da okul sonrası Suriyeli ve Türk gönüllü öğretmenlerden akşam derslerinde eğitim aldığını söyledi.

Ackerman, Türkiye’nin Avrupa’yla imzaladığı geri kabul anlaşmasının durumu nasıl etkileyeceği yolundaki sorumuzu şöyle yanıtladı: “Türkiye’nin eğitim kapasitesini arttırabilmesi ve eğitim için öngördüğü planlarını genişleterek 400 bin Suriyeli çocuğa daha eğitim sunabilmesi için çok daha fazla mali yardım verilmesi gerekecek.”

Uzman, iç savaştan kaçan gençlere olduğu kadar onlarla ilgilenecek öğretmenlere de özel eğitim verilmesi gerektiğini söyledi. Ackerman’a, iç savaş travması yaşayan gençlere verilecek eğitimin, onları yaşadıkları psikolojik sorunlardan kurtarmaya yetip yetmeyeceğini de sorduk.

Ackerman şöyle konuştu: “Aslında çocuklar sandığımızdan çok daha güçlü. Savaştan kaçan çocuklar, eğitim ortamına girdiği zaman, yaşadıkları travmayı bilinçlerinden çok daha hızlı atabiliyor. En önemlisi, çocukların güvenli ve siyasetten uzak, eğitime ağırlık verilen bir ortama girmesini sağlamak. Sadece bu koşul bile çocuklar için yeterli olabilir. Bunun yanında, çocukların ağır depresyon geçirdiğini gösteren belirtileri görebilmelerini sağlamak için öğretmenlere özel eğitim verilebilir. Öğretmenlere ayrıca, çocuklara oyun oynayacak ve birbirlerine destek olabilecek arkadaşlıklar kurabilmeleri için değişik teknikler öğretilebilir. Psikoloji biliminin önerdiği yaklaşım teknikleri de çok önemli bir konu. UNİCEF gibi İstanbul’da bulunan birçok sivil toplum kuruluşu bu konu hakkında ellerinden geleni yapmaya çalışıyor.”

Türkiye’nin okul yaşındaki çocuklara eğitim hakkı ve burs verdiğini söylemesini öven Ackerman, buna karşılık çocuk işçiliği görülmesini ve birçok çocuğun sosyal ve psikolojik baskı altında tutulmasını eleştirdi. Uzman Ackermann, Türkiye’nin mültecileri topluma kazandırmasının önemini de vurguladı.

Ackerman, “Suriyeli mülteciler artık Türkiye’de yaşıyor. Ve bence Türk halkı, Suriyeliler’in Türkiye’de kalıcı olduklarının farkında. Yeterince eğitim ve sosyal yardım yapılmaması, Türk toplumuna uzun vadede zarar verebilir. Eğer yeterince eğitim alamaz ve çalışamazlarsa, Suriyeli mültecilerin radikalleşme riski artar. Ayrıca eğitim alan kadınlar daha sağlıklı bir aile kurabilir ve çocuklarına gerekli eğitimi verebilir. İç savaş başladığından beri Türkiye’de yaşayan Suriyeliler’in yaklaşık 150 bin çocuğu oldu. Suriyeliler zaten Türkiye’nin bir parçası haline gelmiş bulunuyor. Bu yüzden onlara yardımcı olmak Türkiye’nin kendi çıkarına olur” dedi.

Türkiye, Suriye ve Irak iç savaşından kaçan mültecilerin sosyal ve ekonomik yükünü hafifletmek için, özellikle Avrupa ve Amerika başta olmak üzere bütün dünya devletlerinden destek bekliyor. Avrupa Birliği, Türkiye’ye 3 milyar Euro ile yardım edeceğini açıklasa da bu desteğin arttırılması ve bütün gençlere eğitim sağlanması bekleniyor.

‘Peki Türkiye’de yerel halkla mülteciler arasında çıkabilecek sorunnları önlemek için ne yapılması gerekiyor’ diye sorduğumuz Ackermann şu görüşleri dile getirdi: “Yapılabilecek birçok şey var. Bu sadece Türk hükümetinin görevi olamaz. Uluslararası yardım kuruluşları, hem ev sahibi olan toplum hem de mültecilerle aynı anda çalışması gerektiğinin farkında. Özellikle ev sahibi toplum eğer düşük gelirliyse, mültecilere yapılan yardımın yanısıra ev sahibi topluma da yeterince yardım yapılarak bu iki toplum arasında gelişecek ayrışmalar önlenmiş olur ve iki toplumun birbirine yakınlaşması sağlanır. Burada medyaya da çok büyük bir görev düşüyor. Eğer medya güzel ve olumlu şeylerin üzerine değil de kötü ve olumsuz durumlar üzerine odaklanırsa, toplumun ayrışması kaçınılmaz olur. Hükümet, iki toplum arasında köprüler kurmak için adım atmalı ama görev alması gereken birçok aktör bulunuyor.”

Fuller Project for International Reporting kuruluşunun yöneticisi Xanthe Ackerman, Türkiye’ye ve Türkiye’deki Suriyeli mültecilere biran önce yeterli mali destek sağlanmasının şart olduğunu vurguluyor. Bu yardım sağlanırsa, mültecilere eğitimin yanısıra sosyal ve psikolojik destek verilmesi de mümkün olacak.

XS
SM
MD
LG