Erişilebilirlik

Doğu Türkistan'daki Olaylar Hala Belirsizliğini Koruyor

  • William Ide

Hotan

Hotan

Doğu Türkistan, geçen hafta bir yılı aşkın bir süredir ilk kez büyük şiddet olayına sahne oldu. Olayla ilgili ayrıntılar halen belirsizliğini koruyor. Ancak Çin hükümetinin iddiasına göre, silahlı saldırganların Hotan’da bir polis karakoluna saldırması sonucu 18 kişi öldü. Yetkillier ölenlerden 14’ünün saldırganlar olduğunu bildiriyor. Ancak Çin hükümeti ne saldırganların kimliğini ne de sözü edilen şiddet olayının neden çıktığını açıkladı.

Olay 18 Temmuz’da geçmesine rağmen hükümetin saldırganların tanımı ve ölü sayısıyla ilgili açıklamaları değişim geçirdi. Saldırganlar önce resmi haber ajansı tarafından eşkiya, sonra terörist diye tanıtıldı. Yetkililer de ölü sayısını dörtten 18’e yükseltti.

Çin dışında faaliyet gösteren Uygur dernekleri devlet medyasının verdiği haberleri yalanlıyor. Almanya merkezli Dünya Uygur Kurultayı’na göre olayda en az 20 kişi öldü ve 70 kadar kişi de yaralandı. Kurultay ayrıca çatışmaların, polisin protestoculara ateş açması üzerine başladığını öne sürüyor.

İnsan Hakları Gözlem örgütü’nün Hong Kong bürosundan Nicolas Bequelin, Pekin hükümetinin farklı ölü sayıları vermesi; daha sonra saldırganların rehine aldığını, bomba kullandığını, militan eğitimi aldığını açıklamasının pek inandırıcı olmadığını söylüyor.

Çelişkili açıklamalara rağmen Bequelin çatışma yaşandığını inkar etmiyor.

İnsan hakları uzmanı Doğu Türkistan’daki çatışma ve şiddet olaylarına bireysel bakılmaması gerektiği görüşünde. Uygur halkının Çin hükümeti tarafından baskı gördüğünü ve geleceklerinden kaygı duyduğunu söyleyen Bequelin yaşanan şiddet olaylarına bu çerçeveden bakmak gerektiğini belirtiyor.

Pekin hükümetinin “Şincan” diye adlandırdığı Doğu Türkistan, Çin topraklarının altıda birini oluşturuyor. Bölge petrol ve doğal gaz zenginliği açısından stratejik öneme sahip. Pekin hükümeti zaman zaman muhalif Uygurları “ayrılıkçı terörle” suçluyor.

George Washington Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Araştırmaları Programı direktörü Sean Roberts, Doğu Türkistan’da Uygurlar ve Han Çinlileri arasındaki gerginliğin 18’inci yüzyıla kadar gittiğini söylüyor. Sean Roberts, son dönemdeki yeni gelişmelerin gerginliği daha da arttırdığını söylüyor. Bunlardan biri terörizme karşı küresel mücadelenin başlamasıyla birlikte Çin hükümetinin bunu Müslüman olan Uygur nüfusa baskı aracı olarak kullanması. Bir diğer unsur da Pekin hükümetinin Doğu Türkistan’ı hızla kalkındırması.

Hükümet, bu ay meydana gelen çatışmalardan da şeriatçı teröristleri sorumlu tutuyor. Çin kaynaklı haberler saldırganların aksanlarından dışarıdan geldiklerinin anlaşıldığını, dikkatleri kendilerinden uzaklaştırmak için silahlarını Hotan’a giriş yaptıktan sonra elde ettiklerini bildiriyor. Haberlere göre “teröristler” ayrıca karakolu ele geçirdikten sonra çatıya “cihat bayrağı” asmış.

Çin’deki uzmanlar, saldırıların ülke dışından planlandığına öne sürüyor. Bazı terör uzmanları Pakistan’daki grupların bölgede etkinlik kazanmaya çalışabileceğine dikkat çekiyor. Pekin hükümetine bağlı ulusal terörle mücadele dairesi, olayı incelemek için Hotan’a bir uzman heyeti gönderdi, ama heyetin bir rapor hazırlayıp hazırlamadığı bilinmiyor. Taklamakan Çölü’nün eteklerinde kurulu olan Hotan aynı zamanda Pakistan ve Afganistan sınırlarına yakın.

Uzmanlar geçmişte bazı Uygurların Doğu Türkistan dışındaki terörist örgütlerle ilişkisi olduğuna dikkati çekiyor. Örneğin, geçen yıl Pakistan’da Amerikan uzaktan kumandalı uçağıyla düzenlenen bir füze saldırısında bazı Uygurların öldüğü bildirildi. Aynı şekilde Guantanamo’daki askeri tutukevine götürülen terör zanlıları arasında Uygurlar da vardı. Daha sonra suçsuz olduğu anlaşılan bu Uygurlar idam edilebilecekleri kaygısıyla Çin’e iade edilmedi.

İnsan hakları uzmanı Nicholas Bequelin, bazı Uygurların fanatik İslamcılarla bağlantısını doğruluyor ama Çin’in bu bağlantıları her seferinde abarttığını belirtiyor.

Bequelin buna örnek olarak Çin hükümetinin terörist diye teşhir ettiği Uygurların silahlarını gösteriyor. Silah ve patlayıcılar çoğunlukla derme çatma ve el yapımı. Orta Asya ya da silahların bol bol pazarlandığı Pakistan ve Afganistan’dan getirildiklerine dair bir işaret yok.

Geçen haftaki saldırıda polis 30 kadar silah ele geçirdi. Bunlar arasında hançer, bıçak, pala, balta, üç molotov kokteyli, 48 taş ve bir de sapan vardı.

King’s College Uluslararası Radikal Eğilimler Araştırma Merkezi üyelerinden Raffaello Pantucci bu olayın yerel halkın katıldığı bir öfke patlaması olduğunu düşünüyor.

Pantucci çatışmalardan sonra ele geçen kanıtların, bu kişilerin Pakistan’da silah ve patlayıcı eğitimi görmüş organize terör şebekesi üyesi olduğuna, Çin’e geçerek sınır ötesi eylem gerçekleştirecek bir örgüte işaret etmediğini söylüyor. Saldırıların iyi planlanmış olmadığını belirten Raffaello Pantucci, “Bu grupların ne yapmaya çalıştığını anlamak çok güç,” diye konuşuyor.

Saldırganları ayrılıkçı amaçlarla hareket etmek ve yerel düzeyde siyaset ve hukuk kurumlarını hedef almakla suçlayan Çin medyası, ne örgüt adı veriyor, ne de ne eylem yaptıklarını anlatıyor. Aynı şekilde yetkililer, Çin dışındaki Uygur derneklerinin olayların yerel halkın protestolarından ibaret olduğu iddialarını da yalanlıyor.

Ölü ve sağ ele geçirilen saldırganların adları daha açıklanmadı. Ancak Çin hükümeti bu kişilerin 20 ila 40 yaşları arasında olduğunu bildiriyor. Çin medyasının dikkat çektiği bir başka nokta da ölü ve yaralıların hepsinin Çinli değil ama azınlık gruplarına üye olmaları.

XS
SM
MD
LG