Erişilebilirlik

4 Milyar Kişi Suya Erişemiyor

  • Rosanne Skirble

Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre, su kıtlığını, artan nüfus, tüketim alışkanlıkları ve tarım endüstrisinin talepleri körüklüyor. Araştırmanın başındaki profesörlerden Arjen Hoekstra için kıtlığın çevreye etkisi de bariz. Hoekstra, yeraltı sularının azaldığına, göllerin kuruduğuna, nehirlerin debisinin azaldığına dikkat çekiyor. Bu durum, ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği tehdit ettiği gibi, varlığı göl ve nehirlere bağlı yerleşim birimlerine de zarar veriyor.

Önceki çalışmalardan farklı olarak bu araştırma, dünyanın dört bir yanındaki su tüketimini yıllık değil aylık olarak hesapladı. Yapılan modellemelerde iklim, arazilerin kullanımı, toprak cinsleri, tarım üretimi, sulama sistemleri, nüfus yoğunluğu ve sanayi gibi birçok etken hesaba katıldı.

Su kıtlığı yayılıyor

Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka veri de su kıtlığının tahmin edilenden daha çok, 4 milyar kişiyi etkiliyor oluşu. Sadece Çin ve Hindistan nüfusu, bu sayının yarısını oluşturuyor. Uzmanlar önemli ölçüde su kesintilerinin kuzey ve güney Afrika ülkelerini, Ortadoğu, Batı Amerika ve Meksika’yı tehdit ettiğini düşünüyor.

Hoekstra, siyasetçilerin de bu araştırmayı ciddiye almasını istiyor. Profesöre göre hükümetler aylık su kotaları oluşturmalı ve gereğinden fazlasının tüketilmesini engellemeli. İnsanlarda bu sayede farkındalık yaratılmalı.

Tüketici farkındalığının bir yardımı da, başka alışkanlıkları da etkileyecek olması. Daha az yağlı gıdalar tüketilmesi gibi. Hükümetlerin su kaynaklarını ücretli hale getirmesi, bu kaynakları akıllıca bölüştürmesi işe yarayabilir.

Dünya Ekonomik Forumu, iklim değişikliği ile birlikte su kıtlığını en önemli çevresel sorun olarak tanımladı. Küresel ekonomi için de büyük tehdit olan kıtlığa karşı suyun sürdürülebilir şekilde tüketilmesi şart.

XS
SM
MD
LG