Erişilebilirlik

Diyarbakır İzlenimleri 2: 'Yeter ki Kan Akmasın'


Dükkanları gezinen bir Diyarbakırlı (Reuters - Ümit Bektaş, Mayıs - 2011)

Dükkanları gezinen bir Diyarbakırlı (Reuters - Ümit Bektaş, Mayıs - 2011)

Bismil Market, Diyarbakır’ın Çamlıca semtinde Büyükşehir Belediyesi’nin tam karşısında, marketten ziyade minyatür bir bakkal. 8-10 metrekarelik bakkalın içinde bir küçük masa, iki tabure. Esnaf sabah kahvaltı yapıyor. ‘Selamünaleyküm’ deyip kendimi tanıtıyorum. Bir tabure de benim için geliyor. Bir tas çorba, bir de yağda yumurta var masada. Tasta iki kaşık duruyor. Dükkan sahibi çözüm sürecini destekliyor, “Yeter ki kan akmasın biz kuru ekmek yemeğe razıyız. Bu sefer çok umutluyuz” diyor.

“Peki” diyorum, “Hiç tereddüttünüz yok mu?” Çorbadan bir kaşık daha alıp yudumlarken bir yandan da dükkana giren ‘bir isteğiniz var mı?” ifadesiyle müşteriye bakıyor. Sonra bana dönüyor, “Devlet birkaç kez masadan kalktı. Ama artık birbirimize muhtacız. İki taraf da Türkler de Kürtler de bu işten rahatsız olanları, karşı olanları aralarından ayırmalı. Hepimiz daha huzurlu, daha barışçı daha müreffeh olmayı hak ediyoruz” dedikten kalkıyor bisküvinin ücretini almak için kasaya geçiyor.

Güneydoğu, Türkiye’nin en yoksul bölgesi

Zenginleşme umudu, bölgenin en önemli motivasyonlarından biri. TÜİK verilerine göre, Güneydoğu Anadolu Türkiye’nin yoksul bölgesi. Yıllık hane halkı gelir ortalaması 5418 lira. Bu rakam ez zengin bölge olan Marmara ortalamasının 2 buçukta birinden az. Peki, çözüm süreci başarılı bir şekilde nihayete ererse ne olacak?

Daha şimdiden sureti değişen Diyarbakır, hiç şüphesiz bu coğrafyanın parlayan yıldızı olacak. Bunun fakında olan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Türkiye’den ve tüm dünyadan girişimcilere açık çağrı yaparak “Şimdi Diyarbakır’a yatırım zamanı. 10 yıl sonra Diyarbakır’a gelen çok şey kaybedecek.”

Türk iş dünyasından taşın altına el koyması isteniyor

Zaten bu işin farkında olan Doğu Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Federasyonu Şahismail Bedirhanoğlu, Türkiye’nin önde gelen iş dünyası örgütleri TÜSİAD, MÜSİAD, TUSKON, ASKON, TÜRKONFED’e yeni yatırımlar yapılması için inisiyatif alma çağrısında bulundu.

Süreci en yakından izleyen hatta izlemekle de kalmayıp ciddi katkı koymaya çalışan Bedirhanoğlu, “Ben her yapının konuştuğum başkan ya da başkan yardımcısından İstanbul’da ortak bir toplantı yapılmasını talep ettim. Bu sürece nasıl bir katkı sağlarız onu konuştuk. Ana hedef her iş adamı örgütünün kendi bünyesinde bulunan 10, toplamda 50 büyük işadamı ya da şirketi yatırım imkanlarını araştırmak için bölgeye yönlendirmesini sağlamak. Bu bölgeye ilişkin kafalarda oluşan negatif psikolojik bariyeri yıkmasını sağlayacak. Ve bu sayede iş dünyası da öncülük görevini de üstlenerek sürece destek vermiş olur” dedi.

Bedirhanoğlu: ‘Yabancı yatırımcının gelmesi kredibiliteyi arttırır’

Şu sıralarda herhangi bir uluslar arası şirket için bölgede zemin yoklamadığını söyleyen DOGÜNSİFED Başkanı, 10 yıl önce McDonalds’ın bölgeye gelip hayvancılık konusunda yatırım imkanlarını araştırdığını belirtti. Bedirhanoğlu, “ o gün McDonalds yetkilileri bölgede büyük çiftlikler kurulabileceğini söylediler. Ama gerçekleşmedi. Amerikan Konsolosluğu üzerinden yabancı yatırımcıların bölgeye duyduğu bilgisi geliyor ama henüz resmi bir şey yok. Yabancı yatırımcının bölgeye gelmesini çok önemsiyorum çünkü kentimizin bölgemizin kredibilitesini arttırır” diye konuştu.

Güneydoğu’nun etkin işadamı, 10 yıl sonra özellikle de Diyarbakır’daki hayat standardının gelişmiş illere çok yaklaşacağı inancını taşıyor. Bedirhanoğlu, barışın ayrım yapmaksızın bölgede tüm insanların refah düzeyini arttıracağını düşünüyor.

‘Hani hepimiz Kürt’tük?'

Ancak Hani doğumlu güvenlik görevlisi Aziz, çözüm sürecinin yoksulların hayatında önemli bir değişiklik yapmayacağı kanaatinde. Silahların susmasını, savaşın bitmesini sonuna kadar savunuyor genç adam, “Savaşan bir tarafta bölge insanının kardeşi asker olarak görev yapıyor diğer tarafta ise gerilla, kanın durması herkes gibi beni de mutlu eder. Doğuda da batıda insanlar artık çocukları savaşta ölecek diye korkmayacak bu iyi bir şey hem de çok iyi bir şey” diyor.

Ama söz yoksulluğa çözüme gelince işte orada hiç umudu yok. “Belki birkaç yüz kişi ekonomik olarak çok iyi duruma gelir ama dış çevredekiler sırf Kürt oldukları için hiç de refaha kavuşmaz” diyor Aziz.

Üstelik öyle açık sözlü ki eleştirilerinden BDP’li belediyeler de payını alıyor, “Belediyede çalışmak için başvurduğunda önce ‘ailende şehit var mı’ diyorlar sonra ‘dağda hiç akraban var mı’ diye soruyorlar. Yoksa orada iş bulma şansın yok. Hani hepimiz Kürt’tük?”
XS
SM
MD
LG