Erişilebilirlik

Diyarbakır Baro Başkanını Onbinler Uğurladı


Dün basın açıklaması yaptığı alanda çıkan çatışmada öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi törenle toprağa verildi. Elçi’nin devlet hastanesindeki cenazesi meslektaşları ve yakınları tarafından alındı. Tabutun üzerine önce baronun bayrağı konuldu. Cenaze arabasına alınan tabut, binlerce kişinin eşliğinde cenaze töreninin yapıldığı Koşuyolu Parkı’na götürüldü. Yürüyüş sırasında Elçi'nin fotoğrafının bulunduğu Türkçe ve Kürtçe, “Seni unutmayacağız” yazılı pankart taşındı. Omuzlarda cenaze aracına kadar taşınan Elçi'nin cenazesi Büyükşehir Belediyesi önünde, üzerinde Elçi'nin fotoğrafı bulunan ve “Barış elçisi” yazılı fotoğrafının bulunduğu, cenaze aracına alındı. Bu sırada parkta da binlerce kişi toplandı.

Cenazeye HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, belediye başkanları ve Kürt siyasetinin önemli isimleri katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, 80 ilin baro başkanları da katıldı. Tabut parka getirilince üzerine yeşil sarı kırmız bez kaplandı. Cenazeye katılımın yüksek olması nedeniyle sık sık izdiham yaşandı. Kalabalık sık sık hükümet aleyhine slogan atarken, Kürtçe “Şehitler ölmez” diye slogan attı.

Törende ilk konuşmayı Elçi’nin vekili Avukat Ahmet Özmen yaptı. Özmen sözlerini bitiremeden gözyaşlarına boğuldu. Daha sonra Elçi’nin eşi Türkan Elçi söz aldı. Türkan, Koşuyolu Parkı’nda yaptığı konuşmasında şunları söyledi: "Onu faili meçhuller ordusu karşılayacak. Kendini her zamanki gibi nezaketle tanıtmaya çalışırken onlar da 'Seni bütün faili meçhuller, bütün alem tanır. Senin bize bir ömür hakkın geçti. Biz seni buradan izledik, bizim gibi faili meçhullere bir ömür adadın’ diyecekler. Ona soracaklar 'Sen geldin kaldı mı senin gibi kınalı güvercinler?’ Tahir Elçi’nin o zaman gülümseyen yüzüne bir akşam inecek 'Valla ne diyeyim geldiğim yerde epi topu bir avuç güvercin vardı. Kartallar, şahinler leş kargaları kol geziyordu’ diyecek. Ona diyecekler ‘Sen bizi savundun ya seni kim savunacak?’ ‘Arkamda eşim var, benim gibi düşünen arkadaşlarım var’ [diyecek] bir de diyecek ki 'Bugün dilekçe verdim yurt dışına çıkış yasağım kalktı artık özgürüm, kıtaları, denizleri fersah fersah gezebilirim. Hakkımda açılan duruşma ileriki tarihe ertelenmiş olsa da hakkımı savunmak için hazır bulunacağım.' Bütün faili meçhuller onu bağırlarına basacak minnetle ağırlayacak. Dört Ayaklı Minare'nin en tepesine konulacak. [Tahir Elçi] 'Tarih anlayacak beni. Kirli medya, beni hedef gösteren gazeteler hoşçakalın, beni anlamak istemeyenler, dudak bükenler, geçirdiğim işkence tezgâhları, faili meçhulün yetimleri hoşçakalın, çocuklarım, eşim hoşçakalın' diyecek."

Demirtaş: "Yatağında ölmeyeceğini bilenlerdendi"

Daha sonra söz alan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise Elçi’nin yatağında ölmeyeceğini bilenlerden olduğunu söyledi. Demirtaş, “Tüm özgürlük sevdalıların geçiş yolu budur. Allah hepimize böyle bir yaşam ve ölüm nasip etsin. Önemli olan nasıl öldürüldüğümüz değil, nasıl yaşadığımızdır. Bizler her saniyemizi halkımızın değerlerine, kutsallarımıza adayarak yaşayacağız. Tahir Elçi böyle demişti. Son saniyesine kadar barışı ağzından eksik etmemişti. Topraklarımızda çok acı, ölüm, kan gördük. Her gün cenazeler kaldırdık. Morg ve mezarlık kapılarında büyüdük. Ama bunu kader olarak kabul etmedik. Bu topraklara barış getireceğiz. Elçi'nin dediği gibi kan, ölüm istemedik. Topraklarımızda barış içinde yaşamak istedik. Ahmet Arif'in dediği gibi, 'Budur, katlimize ferman'. Koşullar ne olursa olsun barış savunmak için cesur olmak gerekir. Bunun için bedel ödemek gerekir. Tahir Elçi biliyordu. Yatağında ölmeyeceğini bilenlerdendi. Hepimiz bu yola böyle çıktı. Çocuklarımız yataklarında rahat ölsünler diye canını ortaya koydu. Bizi böyle korkutacakların zannediyorlarsa yanılıyorlar. Sevgili eşinin de belirttiği gibi binlerce on binlerce faili belli insan karşılayacak Tahir'i. Onların da yaşam öyküleri Kürdistan toprağı gibi acılıdır. Her birinin acı öyküsü toprağımız acılı tarihi ile aynıdır. Seni bu topraklar emanet ediyoruz. Şükürler olsun ki dostlarımız, halkımız var. Mücadeleni sürdürecek yiğit gençlerimiz var. Bugün yüzbinler ardından yürüyor."

Dermirtaş: "Tahir'i öldüren devlet değil, devletsizliktir"

Demirtaş, cinayetin aydınlanacağından şüpheleri olduğunu ifade ederek, "Bu cinayetin tam olarak aydınlanacağından şüphemiz var. Haklı olarak şüphemiz var. O kadar çok yaşandı ki, hiçbirini adalet sağlanacak diye rahat uğurlamadık. Bu devlet hiçbir zaman bizim devletimiz olamadı. Eline geçiren kendi mülkü gibi kullandı. Herkesin, hepimizin olsun diye çok uğraştık. Tahir'i öldüren devlet değil, devletsizliktir. Kürt halkı bunu çok iyi bilsin. Çünkü biliyoruz ki barış elçisi başkanımızın arkasından 'Oh olsun' diyen maalesef onbinler de var. Ankara'da bu acıyı yüreğinde hissetmeyen bir yönetim var. Nasıl devletimiz diyebiliriz. Acıda bile ortaklaşamayan bir toplum nasıl birarada yaşayabilir. Biz bu özgürlük mücadelesini, kervanını başarıya ulaştıracağız. Gözün arkada kalmasın Tahir Elçi. Böyle olmasını istemezdik. Keşke bize nasip olmasaydı senin tabutunun önünde konuşmak. Kolay değil ama bugünler de geçecek. Tüm acılar bu topraklarda birgün çiçeğe dönecek. Tüm şehitlerimize tüm doğa selam duracak" diye konuştu. Elçi’nin ağabeyi Ahmet Elçi ise kardeşinin hedef gösterildiğini söyledi.

Konuşmaların ardından cenaze omuzlara alınarak cenaze arabasına alındı. Cenaze onbinlerce kişinin eşliğinde, mezarlığa götürüldü. Yol boyunca evlerinin camlarına çıkan Diyarbakırlılar, cenazeyi selamladı. Camlardan cenazeyi izleyenlerden bazıları gözyaşlarını tutamadı. Cenazeye eşlik eden gruplar PKK bayrakları ile Irak Kürt Yönetimi’nin bayraklarını taşıdı. Yeniköy Mezarlığı'na götürülen Elçi için ikinci bir tören düzenlendi. Mezarlıktaki törene AK Parti Diyarbakır eski Milletvekili Abdurrahman Kurt, ABD Adana Başkonsolosu Linda Stuart Specht ve bazı CHP milletvekilleri de katıldı. Elçi'nin cenazesinin defnedilmesi sırasında, arkadaşları, yakınları ve çocukları sinir krizi geçirdi. Elçi'nin annesi ve bir kardeşi, mezarının başında gözyaşlarına hakim olamadı. Ağabeyi Ahmet Elçi de mezara toprak atılması sırasında kürek bulamadığı için elleriyle kardeşinin mezarına toprak atmaya çalıştı. Cenaze törenine katılanlar daha sonra olaysız bir şekilde dağıldı.

Törene hüzünlü katılım

Törene katılanlardan Kadri Kavut, büyük üzüntü duyduğunu söyledi. Kavut, “Barışa sıkılmış bir kurşun, bütün halkı yetim bıraktığına inanıyoruz. Barış için çalıştığı için her şeyi borçluyuz. Bu insan barış istiyordu, ”dedi.

56 yaşındaki Mehmet Tekin ise saldırının halka yapıldığını savundu. Tekin, “Kürt halkını bu şekilde susturamazlar. Bu halk dimdik ayakta. Kimse bu halkı yıkamaz. Bir Tahir gitti bin Tahir gelecek,” diye konuştu. Ancak Tekin sözlerini bitiremeden gözyaşlarına boğuldu.

XS
SM
MD
LG