Erişilebilirlik

Demirtaş: “Batı Türkiye’den Çok Ürküyor”


Demokratik Bölgeler Partisine mensup belediyelere kayyum atanmasıyla ilgili Diyarbakır’da düzenlenen basın toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Dış dünyadan Türkiye'ye bakınca artık IŞİD destekçisi, hatta IŞİD ideolojisine sahip bir partinin iktidarda olduğu bir ülke olarak görülüyor ve herkes korkuyor Türkiye'den. Özellikle Batı Türkiye'den çok ürküyor. IŞİD'i desteklediği, IŞİD'i beslediği ve dünyaya terör yaydığı şeklinde artık bir terör hükümeti algısı oluştu. Bunu da her halde biz yaratmadık mevcut hükümet kendi pratiği ile yarattı"dedi.

Diyarbakır’da düzenlenen basın toplantısına, DTK, HDP ile BDP Eş Genel Başkanları katıldı. Toplantıda ilk konuşmayı yapan DBP Eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel, son yılarda yaşanan olaylara değindi. Tuncel, son bir yılda intihar saldırılarında 269 sivil ölüm, kentlerdeki çatışmalarda da en az 500 sivil öldüğün belirterek,”Nusaybin, Cizre, İdil, Kızıltepe ve Silopi'nin başka mevkilere nakledilmesi, sınır boylarının meskûn alan olmaktan çıkarılmasını hedefliyor. Böylece, Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafında gerçekleştirilmesine uluslararası destek sağlanamayan “tampon bölge”nin Türkiye tarafında fiilen gerçekleştirilmesi hedefleniyor. AKP, özellikle olası “tampon bölge”de yer alan, hepsi DBP yönetimindeki belediyeleri kendi vesayetine sokmak için kayyumluk gibi akla hayale gelmez icatlar peşinde” dedi.

Daha sonra soruları yanıtlayan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye’nin iç hukuk sisteminin kayyum atamasını ön görmediğini belirterek ”AKP’nin şirketlere atanan kayyum atanması gibi atama için yasa değiştirmesi lazım, zaten hazırlıklarını da öyle yapıyor. ‘İnsanlar ayakkabı giyemez, ayakkabı giymek yasaktır’ diye bir kanun da yapabilir, oy çokluğu var ama uygulayabilir mi? Böyle bir kanun ne kadar uygulanabilirse, kayyum da o kadar uygulanabilir. Ne belediye personeli, ne o yöre halkı seçmediği bir memuru tanımaz. Kayyum yasası yapsalar da kadüktür. Uygulanması imkansızdır” dedi.

Türkiye’nin Rusya ve İsrail’le yeniden ilişki kurmasına da değinen Demirtaş, bu ilişkilerin özünde Kürt karşıtlığı olmadığını söyledi. Demirtaş, “Hükümet ve saraydaki zat, içerdeki sıkışmışlığını, sadece Kürtler değil, bütün muhalefete karşı yürüttüğü kapsamlı savaşta güç ve zaman kazanmak için Rusya, İsrail hatta Suriye ve Mısır’la anlaşma yolları arıyor. Saraydaki zatı Uganda ve benzeri dışında hiçbir ülke kabul etmiyor. Uganda’dan randevu alabiliyor, Amerika, Avrupa, Asya ile hiçbir hukuku yok hiç kimse kendisiyle görüşmüyor. Dış dünyada nefessiz kaldı. İçerdeki savaşı yürütemez hale geldi. Yeni bir nefes borusu açabilmek için, savaşı derinleştirebilmek için sürdürülebilir kılmak için, bu ilişkileri yeniden kurmaya çalışıyor. Biz dış dünyayla ilişki kurulmasına karşı değiliz, ama ilkesizlik omurgasızlık ve kaypaklık üzerine bir dış politika yürütülmez. Daha geçen haftaya kadar kabadayılıkla yürütmeye çalıştığı dış politikada bugün bütün tükürdüğünü yalayan bir dış politika anlayışına geçmişse buna kimse saygı duymaz, böyle bir dış politika olmaz. Türkiye zaten çok itibarlı bir ülke olarak yönetilmiyordu. AKP döneminde sıfırlarda olan itibar eksilere düştü diyebiliriz. Dış dünyadan Türkiye’ye bakıldığında IŞİD destekçisi hatta, IŞİD ideolojisini benimseyen bir partinin iktidarda olduğu bir ülke olarak görülüyordu ve herkes korkuyor Türkiye’den. Özellikle batı çok korkuyor. IŞİD’i beslediği, IŞİD’i desteklediği, dünyaya terör yaydığı şeklinde, terör hükümeti algısı oluşmuş. Bunu biz yaratmadık, mevcut hükümet kendisi yarattı. İsrail, Rusya anlaşmaları bunları kolay kolay değiştirmez. Bir defada düzelmez. Türkiye taviz vermeden, Erdoğan bu ülkelere büyük tavizler vermeden bu anlaşmalar ve barışın olmayacağı ortada” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mavi Marmara gemisine ilişkin sözlerini de eleştiren Demirtaş, “Türkiye’nin en büyük satış ve pazarlama müdürüdür. Satmadığı kimse kalmadı. Sata sata saraya çıktı. Değerlerini, arkadaşlarını, birlikte partiyi kurduğu insanları, cemaati kim varsa ona destek veren demokratları, liberalleri, gazetecileri, AB’yi, Kürtleri, Alevileri, kimden güç almışsa, kiminle müzakere etmişse tamamını satarak iktidar gücünü elde etti. Mavi Marmara’da bizden önce İHH ya da Mavi Marmara’da yaşamını yitirenlerin ailelerin çıkıp bir şey söylemesi lazım. Bu kadar büyük bir katliamdan sonra bunun rantını yemek için meydanlarda dolaşıp oy toplamış birinin, yıllar sonra Mavi Marmara’yı bir kenara bırakıp İsrail’den yana tavır koyması, tarihe küçük bir detay olarak not düşmeyecektir. Bu bir kırılmadır. Terör devleti ilan ettiği İsrail’i, Gazze ablukası ve Filistin’e karşı katliam yaptığını söylediği İsrail’i, ittifak, müttefik güçlü bir işbirliği yapılacak hükümet olarak değerlendiriyorsa bunun hesabını sadece bizim değil, AKP’ye oy vermiş kesimlerin sorması lazım” dedi.

Kürt sorunu konusunda gelişme beklemediğini vurgulayan Demirtaş, asker ve polis annelerini tepki göstermeye çağırdı. Demirtaş, “Müzakere ihtimali görünmüyor. Her gün toprak kanla sulanırsa vatan olur diyor, oysa dünyanın en çok kanla sulanmış topraklarında yaşıyoruz. Bu topraklar insanlığın medeniyetin ilk var olduğu topraklardır. Dünyada bu kadar kanla sulanmış başka toprak yoktur. Ama beyefendi doymuyor. Toprağın değil kendi gıdasının kanla beslendiğini artık herkes görmelidir, topraklar kana ziyadesiyle doydu. Bu kafa devleti, hükümeti, parlamentoyu avucunun içinde tutarsa bu ülkeye barış gelir mi? Savaşın açık çığırtcısı kim belli, daha fazla kan, daha fazla kan. Biri de çıkıp bu kan kimin kanı diye sormuyor. Fakir fukaranın kanıdır, senin evladının, bakanların, milletvekillerinin, bürokratlarının, generallerinin hangisinin evladı buralarda askerlik yaptı? Bu anlayış orada olduğu müddetçe, barış, müzakere ihtimali yok. Bunu sadece kimse bize yüklemesin. Kim bu gidişattan şikayetçiyse sesini yükseltsin. Karadeniz, Trakya, Ege, İç Anadolu’da buna itirazı olan varsa sesini yükseltsin. Biz yükseltiyoruz. El ele versinler, bu vatan daha ne kadar kan emecek desinler. Asker, anneleri polis anneleri çıksın söylesin. Kürt anneleri barış barış diye sokaktayken Türk anneleri de çıksın söylesin. O zaman barış, daha aydınlık olacak. Barışa, müzakereye böyle gideriz”şeklinde konuştu.

XS
SM
MD
LG