Erişilebilirlik

‘Davutoğlu, Kobani’ye Koridor Talimatı Verdi’


HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, geçen yıl IŞID’in Kobani’ye saldırısı sırasında Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, YPG’lilere yardım geçişi yapılması amacıyla koridor için talimat verdiğini söyledi. Baluken, hükümetin sık sık dile getirdiği ‘PKK çözüm sürecinde bölgeye silah yığınağı yaptı’ iddialarını da Kandil’e ilettiklerini belirtti.

Bir grup yabancı gazeteciyle sohbet toplantısı düzenleyen HDP’li İdris Baluken, Kürt Sorunu için başlatılan çözüm sürecinde son bir yılda yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Baluken, IŞİD’in Kobani’ye saldırdığı dönemde gündeme gelen yardım koridoruna ilişkin bir detayı ilk kez anlattı. Baluken, IŞİD karşısında sıkışan YPG’ye yardım götürülmesi amacıyla bir koridor açılması için Başbakan Ahmet Davutoğlu’ya anlaştıklarını söyledi.

Davutoğlu’nun koridor için talimat verdiğini söyleyen Baluken,”Kobani’nin risk altında olduğu bir hafta içerisinde defalarca devlet yetkilileri ve başbakanla konuştuk. Sadece bir kısım basına yansıdı. İstediğimiz tek bir şey vardı. Cizre kantonunda belli bir düzeyde lojistiğin Kobani’ye geçmesi için Türkiye’nin topraklarını kullandırtmasıydı. Mürşitpınar sınır kapısı uzun süre kapalıydı, bunun açılması ve sadece kendi topraklarından oraya lojistik gücün geçmesini sağlamaktı. Bunu başbakan başta kabul etti. Bizim yanımızda yerele talimat verdiğini ve koridorun açılacağını söyledi. Bizler bunun üzerine PYD yetkililerine, Türk yetkililerin koridor açmayı kabul ettiğini ve bu konuda yerele de başbakan tarafından talimatın gönderildiğini söyledik. Ancak üç gün sonra PYD bizi arayıp, böyle bir gelişmenin olmadığını, durumun giderek kritikleştiğini ifade ettiler. Sanırım 5 Ekim akşamı kenti 250 savaşçının savunduğunu, bunların imha edilmesi halinde sivil katliam olacağını söylediler. Bunun üzerine tekrar görüştük. Başbakan bize söz vermesine rağmen adeta Kobani’nin düşmesini beklediler. Onun üzerine Türkiye Avrupa ve uluslararası kamuoyu harekete geçti” dedi.

“Çözüm Süreci MGK sonrası bitti”

Çözüm sürecinin 6-7 Ekim olaylarının yaşanmasından sonraki ilk Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) sona erdirildiğini öne süren Baluken, toplantıda HDP ve KCK’nın taraf pozisyonundayken tehdit olarak tanımlandığını söyledi. Baluken, şöyle devam etti; ”Bizim görüşümüze göre AKP ve Erdoğan 30 Ekim tarihinde yapılan MGK toplantısında çözüm süreciyle ilgili farklı bir kararlaşmaya vardılar. Cumhuriyet tarihini en uzun MGK toplantısıydı, 10 buçuk saati aşan bir toplantıydı. Aslında çözüm sürecinin bitiş tarihi 30 Ekim’deki MGK toplantısıdır. 30 Ekim’deki MGK’dan hemen sonra meclise iç güvenlik paketi sunuldu. Seçim sürecine girilene kadar çözüm sürecinin bitirilmesinin zemini hazırlandı. AKP eğer çözüm sürecini bitirmeyi esas almasaydı, Öcalan’ın çözüm gücü HDP’nin ortaya koyduğu çabalar üzerinden işi rayına koyma anlayışını benimsendi. Bütün süreçleri kendi iktidarı açısında tehdit olarak değerlendirdi, sindirilmesi gereken bitirilmesi gereken olgu olarak değerlendirdi. Erdoğan masa yok, Kürt sorunu yok dediğinde devlet ve hükümet yetkilileri bunu reddettiler, Erdoğan değil Davutoğlu’nun söylemlerinin esas alınmasını istediler. Dolmabahçe mutabakatını açıkladığımız yer başbakanı çalışma ofisi Davutoğlu ‘fiziki olarak görüntünün içinde yokum, ama sonuna kadar arkasında olduğumun sembolü olarak düzenlenmesini istiyorum’ demiş“

“Seni başkan yaptırmayacağız’ Davutoğlu’nun hoşuna gitti”

7 Haziran seçimlerindeki ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ sloganının çıkış noktasını da anlatan Baluken, “Görüştüğümüz hükümet ve devlet yetkililerine sorduğumuzda Erdoğan’ın siyaset yaptığını ve siyaset gereği böyle şeyler olabileceğini söylediler. Bizim iç tartışmalarda bunun samimiyetsizlik olduğunu, Erdoğan’ın asıl amacının içerde kendisine başkanlık yolunun açacak avantaj, dışarda Suriye politikasını başarıya götürecek bir politika arayışı olduğunu düşündük. Ondan sonra da bizim meşhur ‘seni başkan yaptırmayacağız’ çıkışımız oldu. AKP daha çok Erdoğan’ı başkan yaptırmak üzere süreç yürütmüşüz, ondan dönmüşüz gibi bir algıya oynamaya başladılar. Oysa ki durum son derece netti. Erdoğan’ın bu zikzaklı çıkışları, başkanlığa endekslenen politik duruşu çözüm süreci açısından tehdit olduğu için onu başkan yaptırmayacağız şeklinde kamuoyuna teşhir etmiş olduk. Bu çıkışımız Davutoğlu ve ekibinin hoşuna gittiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Baluken, hükümetin sık sık dile getirdiği ‘Çözüm sürecinde PKK şehirlere silah yığdı’ açıklamalarına yanıt verdi. Baluken, hükümetin bu görüşlerini Kandil’e de ilettiklerini söyleyerek, “Velev ki bu kadar stok yapılmış olsun, bunu önlemenin yolu Kandil’e 400 sorti yapmak değil, müzakere yapmaktır. O gün atılacak küçük bir adım bugün ortaya çıkan çatışmayı ortadan kaldırmış olacaktı. Bizim öyle bir gözlemimiz yok. Geri çekilme ve sonrasında süreci takip etme noktasında, PKK en başta üçüncü gözün olmasını savundu. Mümkünse bir uluslararası gücün, kabul etmiyorsa Türkiye içinde üçüncü gözün süreci izlemesi önerdi, bu öneriyi devlet kabul etmedi. Eğer devlet PKK’nın silah stokladığı, savaş hazırlığı yaptığını düşünseydi bu öneriye atlaması lazımdı. Bu konuda bir iki kez bizim kulağımıza böyle şeyler geliyor dediler. Bunların asılsız temelsiz olduğunu, son süreçte kendileri ifade etmeyerek gösteriler. KCK’ya dile getirdiğimiz de, ‘varsa böyle bir şey gözlemci heyetleri kabul etsinler’ dediler. Heyetler gelsin, kim barış pozisyonu kim savaş pozisyonuna uygun davranıyor görsünler. Biz söyledik kabul etmediler. Samimiyet varsa gözlemci heyetleri, çatışmasızlığı izlemek üzere kabul etsinler. PKK hata yapıyorsa söylesinler” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG