Erişilebilirlik

Daniel Day-Lewis'in Başarısının Sırrı Ne?

  • Penelope Poulou

Steven Spielberg’ün yönettiği Lincoln’de Amerika’nın 16’ıncı başkanını canlandıran Daniel Day-Lewis, üçüncü kez en iyi erkek oyuncu Oscar’ını kazandı.

Day-Lewis’in, üstlendiği her rolün altından başarıyla kalkması sinema eleştirmenlerince övgüyle karşılanıyor.

Day-Lewis, Milan Kundera’nın aynı adlı romanından uyarlanan ve 1968 Prag Baharı sırasında geçen “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”nde Çek doktor Tomas’ı canlandırmıştı.

Doktor Tomas’ın aksanını kusursuz biçimde yakalayabilmek için Çekce öğrenen Day-Lewis sekiz ay süren çekimler sırasında adeta bu karakterle yaşamış.

1989’da “Sol Ayağım” filminde İrlandalı sakat ressam Christy Brown’u canlandıran Day-Lewis, rolüne bürünmek için tekerlekli sandalyesinden hiç ayrılmamış. Sanatçı bu rolüyle ilk en iyi erkek Oscar’ını kazanmıştı.

Day-Lewis ikinci kez, 1993’te, “In the Name of the Father - Babam İçin" filminde Oscar'a aday gösterilmişti. Day-Lewis filmde küçük çaplı hırsızlıklar yaparken, Londra'da bir bara bomba koyan IRA militanlarıyla karıştırılarak hapse atılan bir İrlandalı genci oynamıştı.

Sanatçı, beş yıl aradan sonra 2002’de Martin Scorcese’nin “Gangs of New York” filminde canlandırdığı Kasap Bill rolüyle sinemaya geri döndü.

Day-Lewis, ikinci en iyi erkek oyuncu Oscar’ını “There Will Be Blood” filminde katı yürekli petrol zengini Daniel Plainview’ü canlandırdığı rolüyle aldı.

Sanatçının iki yıl boyunca araştırma yapıp hazırlandığı Daniel Plainview rolünden daha büyük bir başarı elde etmesi o zaman düşünülmüyordu.

Day-Lewis şimdiyse, beş yıl aradan sonra 16’ıncı başkan Abraham Lincoln’ü canlandırdığı performansıyla başarısını bir kez daha kanıtladı.

Day-Lewis’e göre en büyük ödül, dünyanın en büyük liderlerinden birinin kimliğine bürünmek: “Abraham Lincoln kadar sevdiğim bir başka kişi daha olmadı. Olacağını da hiç sanmıyorum.”

Günümüzün en iyi aktörlerinden biri olan Daniel Day-Lewis için olağanüstü karakterleri canlandırmak, yaptığı en önemli iş.
XS
SM
MD
LG