Erişilebilirlik

Çözüm Sürecini Bitiren Cinayetlerde ‘Gülen’ Parmağı İddiası


Öldürülen polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar'ın cenaze töreni, 23 Temmuz 2015

Öldürülen polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar'ın cenaze töreni, 23 Temmuz 2015

Türkiye ile PKK arasındaki çözüm sürecini bitiren Şanlıurfa’da polis cinayetleriyle ilgili soruşturmada da Gülen Hareketi izi olduğu iddiası gündemde.

Olayla ilgili bazı sanıklar hakkında tutuklama kararı veren hakim, Gülen hareketine yönelik operasyonda tutuklandı. Soruşturmanın savcısı ise yeni olmasına rağmen Adalet Bakanlığı’nda bir üst göreve atandı. Atandığı yer, darbe operasyonunda basıldı.

22 Temmuz 2015’te Ceylanpınar’da iki polisin öldürülmesinden sonra operasyon başlatan polis, ertesi gün bir arabayı durdurdu. Arabada taziyeden dönen 5 kişi vardı. Polis arabada haciz olduğunu belirterek, içindekileri sorgu için bekletmeye başladı. Telsizle yapılan sorgunun uzun sürmesi üzerine arabada bulunanlar kendi istekleriyle emniyete giderek işlemlere orada devam etti. İşlemler sürerken bu kişiler emniyet müdürlüğünün bahçesinde beklemeye başladı. Hatta bir ara yiyecek ve içecek almak üzere dışarı bile çıktılar. Bazılarının yakınları yanlarına gelerek bilgi aldı.

Ancak saat gece yarısını gösterirken birden emniyetteki hava değişti. Haciz işlemi için emniyete götürülen 5 kişi birden bire kendilerini cinayet soruşturmasının içinde buldu. Hem de siyasi bağlantısı olabilecek bir cinayet; iki polisin öldürülmesi soruşturması… Terörle mücadele şubesine götürülen grup, burada sorgulanmaya başlandı. İddiaya göre polise gelen bir ihbar telefonunda, araçta bulunanların isimleri verilerek, polisleri öldürdükleri söyleniyordu.

Polislerin öldürüldüğü evin kapısını, babası çilingir olan M.N.Y’nin açtığı iddia ediliyordu. (Ancak M.N.Y’nin babası çilingir olmadığı belirtildi) Dava ile ilgili gözaltına alınan 9 sanıktan 7’si tutuklandı.

‘Yok edilen delillerle dava açıldı’

Sanıklardan Sedat Aydın’ın avukatı Hüseyin Akay davaya delil olan HTS (telefon konuşma) kayıtlarının savcının talimatıyla yok edildiğini söyledi. Akay, “Baştan beri emniyet teşkilatının bir parmağı olduğunu biliyorduk. İlk günden beri bazı emareler bunu gösteriyordu. Savcı dahi o noktada bunu belirtiyordu bize. Birçok delili toplamaktan imtina ediyordu. Dosyada gizlilik kararı uzun süre kalkmadı. Biz Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk gizlilik kararı kaldırılsın diye ama sonuç alamadık. Mahkeme açıldıktan sonra işin iç yüzü ortaya çıktı. Savcı birçok delili görmezden gelmiş, birçok delili incelememiş, hatta var olan HTS verilerini imha ettirmiş. Emniyet Terörle Mücadele Bürosu (TEM) kendi kendine işlem yapmaz, savcı talimatı neyse onu yapıyor. Sedat’ın içinde bulunduğu birkaç kişinin telefon tespitleri yapılmış. Arama kayıtları, HTS sinyal raporları, kopyaları bırakılmaksızın imha edilmiş. İmha ettikleri veriler üzerinden senaryo yazmışlar. HTS delilleri ve HTS analiz raporları var. HTS analiz raporu o delillere dayanarak bir senaryo oluşturmuş TEM bürosu. Bir senaryo oluşturulmuş ama deliler yok edilmiş. Demek ki deliller o senaryoya uymuyor, uymadığı için imha edilerek senaryoyu hayata geçirmişler. Uzun bir rapor hazırlamışlar” dedi.

Gülen Hareketi parmağı var mı?

Ancak dava daha başlamadan 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Bunun ardından Gülen Hareketine yönelik başlatılan operasyonlar kapsamında Ceylanpınar’da 29 polis ve 1 hakim tutuklandı. Tutuklanan hakim, bazı sanıkları hakkında ilk tutuklama kararını veren Nurettin Bulut’tu. Bu arada soruşturmayı yürüten savcı da, soruşturmayı tamamlar tamamlamaz Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Merkezi’ne hakim olarak atandı. Merkez, bir süre önce darbe soruşturması kapsamında basılarak arama yapıldı. Bütün bunlar Gülen Hareketinin olayla ilgisinin bulunulup bulunmadığı sorusunu gündeme getirdi. Avukat Akay, olayın Gülen Hareketiyle ilişkisi olduğunu düşünmese de kuşkulu. Akay, “Çok bağlantılı olmadığını düşünsem de tutuklamayı yapan hakimlerden birinin de bundan dolayı tutuklanması, sansasyon yaratacak bir durum. İlgisi olabilir de, olmayabilir de. Benim kendi kanaatim yok diye düşünüyorum. İhbarı yapan ankesörlü telefondaki kişiler araştırılmadı. Olayın oluş şekli hakkında bilgi veriyorlar, olayı ya görmüş ya işleyenlerden biri. Mobese kameralarının en net gördüğü yerlerden biri ankersörlü telefon. Özel bir numaradan arayan biri var, onu bulduk. Savcı bunları araştırmamış ifadelerine başvurmamış. Anladığımız kadarıyla emniyet içinde göstermelik bir ihbar yapılmış. Bu çocukları sırf suçlayarak gerçek failleri bulmamaya yönelik. Savcı da buna yardımcı olmuş görmezden gelmiş. Bu kişileri araştırmayarak, delilleri de araştırmamış. HTS delilerini imha etmesini emrederek delilleri yok etmiş. Sonrasında zaten Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem’e hakim olarak atandı. Atama da takdir hakkı gerekir. Adalet Bakanlığı gibi bir bölüme hakim olarak atanacak kişi, bir kıdeme sahip olmalı, beceriye sahip olmalı. Üç dört yıllık savcı atanamaz diye düşünüyoruz. Burası(Ceylanpınar), ikinci görev yeri. En düşük yerlerden birine atanan Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem gibi bir yere nasıl atanır? Adam soruşturmayı bitirir bitirmez oraya atandı. Geçenlerde Bilgi İşlem de basıldı FETÖ operasyonu kapsamında. Belki savcı FETÖ’cü olabilir, emniyetteki FETÖ’cü birimler bu işin içinde olabilir. Her şey mümkün” şeklinde konuştu.

Sanıklardan Sedat Aydın’ın ağabeyi Abdurrahim Aydın, olayın ardından hayatlarının değiştiği söyledi. Evlerinde yapılan aramada hiçbir suç unsuru bulunmadığını belirten Aydın, “Kardeşim ve diğerleri Şanlıurfa TEM’e götürüldü. 4 gün kimseyle görüştürülmediler. 11 avukat TEM’e gitti. İşkenceye tabi tutuldukları görüldü. İşkence raporları avukatlara verilmedi. 15 gün boyunca Şanlıurfa’da kaldılar sonra Osmaniye cezaevine götürüldü. Orada içeri girerken kötü muamele görmüşler” dedi. Serbest gazeteci olan Aydın, “Basın kartıma el konuldu, diğer kardeşim Suriyelilerin barındığı kampta çalışıyordu, gerekçesiz olarak işten çıkarıldı. Hala baskılar sürüyor. Bu süre içiresinde her ay Osmaniye’ye gidip gelmek zorunda kalıyoruz, maddi manevi yük oluyor. Bu işin içinde karanlık ellerin olduğunu vurgulamamıza rağmen araştırma yapılmıyor. Kardeşim Malatya’da basın yayın okuyordu. Bu süre içerisinde öğrencilik hayatı belki son bulacak. Üzerinde yaratılan polis katili imajı hayatını karatacak. Bu arada kardeşime polise mukavemet etmekten 7500 lira para cezası verildi. Cezayı temyize gönderdik” şeklinde konuştu.

Çözüm sürecini bitiren olayı kısa süre sonra PKK üstlenmişti. Ancak olaydan bir gün sonra PKK yönetimi yeni bir açıklama yaparak olayla ilgilerini bulunmadığını belirtmişti.

XS
SM
MD
LG