Erişilebilirlik

Çoğunluğu Diyarbakır’da görev yapanlar olmak üzere, 11 bin 500 öğretmenin açığa alınmasına bir tepki de CHP’den geldi. Diyarbakır’ı ziyaret eden CHP Heyetinden Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Bu çok açık ki bu öğretmenlerin terör örgütüne destek olmak değil, AKP’nin çağdışı eğitim anlayışına köstek olmak gibi bir anlayışları vardır” dedi.

Bir dizi ziyarette bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili Özgür Özel, İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Akatlı Altıok, Sendikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ile Parti Meclisi Üyesi Sezgin Tanrıkulu Diyarbakır il binasında bir basın toplantısı düzenledi.

Ağbaba: "Açığa alınan öğretmenlerin terörle ilişkileri yok"

Toplantıda ilk sözü alan Ağbaba, açığa alınan öğretmenlerin terörle ilişkilerinin bulunmadığını söyledi. Öğretmen kıyımı yaşandığını savunan Ağbaba, “Bu öğretmenlerin terörle ilişkileri yok ama farklı mezhepleri, farklı inançları, farklı etnik kimlikleri var. Ortak oldukları tek noktaları ise AKP’ye muhalif olmaları ve laik bilimsel eğitimden yana olmalarıdır. Darbeciler eğer başarılı olsalardı, silahla bu eğitimcileri görevden alacaktı ama darbecilerin yapamadığını AKP, KHK’ler ile yaptı. Bizim milletvekili adaylarımızın, il başkanlarımızın eşlerini, çocuklarını bile FETÖ’cü diye görevden aldılar. Tam anlamıyla laik ve solcu öğretmenlere karşı yapılan bir operasyondur. AKP’ye karşı en net muhalefet eden KESK’e bağlı Eğitim Sen’e karşı yapılmış bir darbedir” dedi.

Altıok: "Türkiye karanlık bir süreçten geçiyor"

Daha sonra söz alan Zeynep Akatlı Altıok ise Türkiye’nin karanlık bir süreçten geçtiğini söyledi. Altıok,“Darbe anayasasının nimetlerinden yararlanıp 14 yıl palazlanan ve darbe anayasasının nimetlerini hak ihlalleri ve zulüm için bir fırsat bilen iktidar, kendisi darbe girişimi ile karşı karşıyla kaldığında, açıkça, sorgusuz sualsiz bir cadı avı başlattı. Tüm muhaliflerin, solcuların, laiklerin, demokratların, Atatürkçülerin, eğitimcilerin, gazetecilerin, sanatçıların hedef alındığı koca bir çuval ve içine suç isnat edilerek doldurulan, haksızlığa uğrayan insanlar var. Dünkü darbe anlayışının ‘Asmayalım da besleyelim mi’ zihniyeti bugün de ‘Cadı avı var diye avı bırakalım mı’ diye akıl almaz bir cümleyle karşımıza çıkıyor. Ciddi hak ihlalleri ve işkence iddialarıyla karşı karşıyayız. Biz işkence iddialarının araştırılması için komisyon kurulsun dedik ama reddettiler. CPT’nin (Avrupa İşkenceyi Önleme Komisyonu) Türkiye’ye gelmesi söz konusu. Bu utanç yeni bir utanç değil ama yüzümüzün bir kez daha kızarması için bir sebep” diye konuştu.

Özgür Özel, öğretmenlerin açığa alınmasının FETÖ ile ilgisi bulanmadığı söyledi. Anayasa Mahkemesi’nin KHK’ler ile ilgili geçmişte aldığı kararları hatırlatan Özel, “Anayasa Mahkemesi kararlarında OHAL’in yetkisinin gerekçe ile sınırlı olduğunu söylenmektedir. Yapılan tüm düzenlemeler, memuriyetten atılma gibi bir kişinin gelecek hayatının tamamını etkileyen bir düzenlemeyi KHK ile yapamazsınız. OHAL’in 20 günlük süresi kalmış, siz memuriyetten atıyor veya belli düzenlemelerle görevini askıya alıyorsunuz, daha sonra da KHK ile görevden alıyorsunuz. Sizin TBMM’ye sunduğunuz gerekçe FETÖ ile mücadele etmek. Dünya görüşü tamamen zıt öğretmenleri görevden almanın FETÖ ile ne gibi bir bağlantısı var” şeklinde konuştu.

‘Kayyum meclis iradesine saygısızlıktır’

Kayyum atanan belediyelerin sadece 4’ünün FETÖ ile ilgili olduğunu, geri kalanın ise FETÖ’cü olmadığının hükümet tarafından kabul edildiğini ifade eden Özel “Buna OHAL KHK’sı ile nasıl kayyum atıyorsunuz, bunlar çok ciddi tartışılması gereken konular. Hükümetin kullandığı kayyum atama yetkisini, 20 Ağustos günü dört parti önerge verip, uzlaşma ile tekliften çıkardır. Yani bir uzlaşma varsa bütün milletvekilleri, yani milletin iradesi kayyum atama yetkisini, uygun görmedi. 2 Eylül günü bunun kararını yayınladılar. Siyasi bir kalpazanlık ve sahtecilik yaparak Meclis iradesine saygısızlık yaptılar. Burada kullanılan yetki, 1982 Anayasası’nın hükümete verdiği yetki değildir. O yetki OHAL konusu ve süresiyle sınırlıdır. Burada kullanılan yetki Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemindeki başkanlık kararnamesidir. 2011 ve 2013’teki Anayasa Uzlaşma Komisyonu görüşmelerinde, Meclis’in yasa çıkarmadığı konularda başkan KHK çıkarır ve bu kanun hükmündedir dediler. Bu yüzden o masalar dağıldı, bu yüzden başkanlık hayallerine karşı toplumun önemli bir kısmı tepki gösterdi. Türkiye’nin Anayasası’nda olmayan, ülkemiz yasalarında olmayan bir yetkiyi, fiilen kendi yetkilerini bilmeyen, adeta kendisi kayyum olarak atanmış bir Başbakanın eliyle, bir takım kararlar çıkarıyorlar, bu Resmi Gazete’de yayınlanınca da bunun hukuki olduğunu düşünüyorlar. Burada kullanılan yetki aşımlarının tamamını Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz. Bunlar hukuki değildir, insani değildir, bu yapılan uygulamalar, bir başka terör örgütü ile ilişkide oldukları iddiasıyla görevlerinin askıya alınmasının FETÖ ile mücadele ile hiçbir bağı yoktur. Bu konuda delili olan bugüne kadar neden beklemiştir. Bu çok açık ki bu öğretmenlerin terör örgütüne destek olmak değil, AKP’nin çağdışı eğitim anlayışına köstek olmak gibi bir anlayışları vardır” dedi.

Toplantıda söz alan İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Ya herro, ya merro” sözüne tepki gösterdi. Tanrıkulu şöyle konuştu; “Biz Türkiye’nin bütünlüğü için çaba gösteriyor bu amaçla siyaset yapıyoruz. AKP’nin yaptığı ise bölücülüktür. Hizmet ettiği siyaset ise bölünmedir. Burada insanlar özgürlük anlamında nefes alamaz durumda. OHAL bütün yetkileriyle en ağır biçimde burada uygulanıyor. Burada terörle mücadele değil demokrasi ile ve insan hakları ile mücadele ediliyor. Başbakan’ın buraya gelip o yüksek tonda konuşması, Bakan’ın ‘Ya herro ya merro’ demesi doğru bir siyasi yaklaşım değil. Burada yaşanan sorunun çözümüne yardım etmez. O bakan ya, ya herro ya merro demenin anlamını bilmiyor ya da eğer o kafadalar ise buradaki insanlar da, siyasi olarak da ya herro ya merro derler. Kürt meselesi gibi konularda siyasetçinin kullanacağı dil bu olmamalıdır. Bu meselede değildir. Vatandaşla kavga ederek, bu dille siyaset yapılmaz, arada kan davası varsa, namus meselesi varsa, kavga varsa söylersin ama Kürt meselesinde böyle diyemezsin.”

XS
SM
MD
LG