Erişilebilirlik

CHP ve HDP’den Hükümete Eleştiri


Rus savaş uçağının sınırda düşürülmesi ve sonrasında yaşanan gerilim süreci, Türkiye'nin IŞİD ile bağlantısı konusundaki iddialar ve yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin Bayır-Bucak Türkmenleri’ne neden önem verdiği, Cumhuriyet gazetesinin yöneticilerinin tutuklanması, medya baskıları konusunda merak edilen soruları milletvekillerine yönelttik.

Londra'da TBMM milletvekilleri ile konuştuk

Cumhuriyet Halk Partisi Ankara milletvekili Ali Haydar Hakverdi, hükümeti en çok temel hak ve özgürlüklerle ilgili olarak eleştiriyor. Cumhuriyet gazetesi yöneticileri Can Dündar ve Ekrem Gül'ün tutuklanması ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ınaylar önceki televizyon konuşmasında, "bunu onların yanına bırakmayacağını" söylediğini hatırlatan Hakverdi, hükümetin kurulmasının ardından gazetecilerin tutuklanarak cezaevine gönderildiğini söylüyor.

Cumhuriyet gazetesine kayyum atanır mı?

CHP Ankara milletvekili, AKP hükümetinin seçim öncesi yaptığı uygulamalar ve kayyum atamaları ile olarak Cumhuriyet, Hürriyet ve Halk TV gibi havuz medyası içinde yer almayan kurumlara, hükümetle aynı doğrultuda düşünmeyen yayın organlarına baskı yapacakları sinyalleri verildiğini söylüyor. Hakverdi, Cumhuriyet gazetesinin 2010 yılındaki mali hesaplarına getirilen incelemelerle ilgili olarak ‘Cumhuriyet gazetesine kayyum atanmasını bekliyo rmusunuz? sorusunu şöyle yanıtlıyor:

"Bunların yapmayacakları şey yok. Yani bir yasal hukuk devleti kapsamında böyle bir şey mümkün değilken, işte hukukun iktidarın sopası olduğu bir ülkede her şey mümkün. Her şey mümkün, gazeteyi kapatmak da, her hangi bir bahane ile kayyum atamak da mümkün, basit bir suç ceza hakiminin her hangi bir imzalı kararıyla bile bunlar mümkün. Sulh ceza diye tutuklayan ve tedbir alan mahkemelere hakimler atayıp bunlara yetki verdiler, kendi adamlarını koyduktan sonra da tıkır tıkır istedikleri işleri Adalet Bakanlığı kanalıyla yapıyorlar. O yüzden her şey mümkün."

Medya üzerindeki baskının nedeni

CHP Ankara milletvekili Ali Haydar Hakverdi, medya üzerindeki baskının nedenini ise şu ifadelerle açıklıyor:

"Bu diktatörlük, başka bir şey değil. Hukuk devleti olmama, ‘Tek Adam’ tarafından bütün ülkenin yöneltilmesi. Hukukun tek adama bağlanması, yasamanın da yürütmenin de tek adama bağlanması, Saray'a hem de kaçak Saray'a bağlanması. Başka bir izahı yok bunun."

13 yıllık fatura



Cumhuriyet Halk Partisi Ankara milletvekili Zeynep Altıok da, yaşanan olayların faturasının kurulan 64'üncü AKP hükümetine değil, 13 yıldır iktidarda olan AKP'ye çıkarılması gerektiğini söylüyor. Altıok sözlerine şöyle devam ediyor:

"Aslında bunlar yeni hükümetin, ilk 5 gününün bilançosu olarak görünse de, 13 yıllık AKP hükümetinin bilançosudur. 13 yılık AKP iktidarında her yaşama alanında önümüze getirilen baskıların, kadrolaştırılmanın, sistematik bir tek tipleşmenin, politikasının getirdiği noktada bizi aslında bir 13 yılın özeti. Türkiye'nin gerçeğinin özeti olarak değerlendirilebilir.

Burada dikkat çekici olan aslında iki sözünün birinde milli iradeden bahsederken, milli iradenin oylarını hiçe sayarak seçimi zorla yenileten partinin, milli iradeyi hiçe sayarak sadece kendi arzu ettiği seçim sonucunu elde etmek için vadettiği istikrar ortamını yaratmaktan ne kadar uzak olduğunun çarpıcı bir şekilde önümüze gelmesidir.

Değil o istikrarı sağlamak, bugüne kadar, 13 yıllık yanlış politikaları ile sınırlarımızda sıfır sorun derken, sıfır komşu bırakmış olan iktidarın, bizi savaşın eşiğine getirdiği ve artık bunu kendi kontrolu dışındaki güçlere, IŞİD'e sağladığı yardım, kontrol edebilirim sandığı güçlerin onu da ezecek boyuta gelmesi ile ülkemiz için ciddi bir tehdit ortamı yaratanın kendisi olmasından başlayarak, korku iklimiyle istikrar vadederek kurmayı başardığı hükümetin aslında daha en başından son derece başarısız olduğunun da kanıtıdır."


Ortadoğu bataklığındaki Türkiye



Halkların Demokratik Partisi İzmir milletvekili Müslüm Doğan, düşürülen Rus savaş uçağı ile Türkiye'nin Ortadoğu’da nasıl çıkacağını ve ne yapacağını hesaplamadan bir bataklığa saplandığını söylüyor:

"Şimdi bu uçak meselesinde Türkiye, Ortadoğu bataklığına batmak istiyor. Bu bataktan nasıl çıkacağını ne yapacağını hesaplamadan, özellikle Rojava'da Kürtler’in kazanımlarını, oarda kurduğu sisteme yönelik olarak bu savaşın içine girmek istiyor. Bu ise son derece tehlikeli bir durumdur. Bu durumdan bu hükümetin çıkacağı da yok. Çok büyük ihtimalle bu batağın içinde yer alacak.

İşte IŞİD ile ilgili devlet ilişkileri ortaya çıkıyor. Rusya bunu ortaya çıkardığını söylüyor. IŞİD ile devlet arasındaki petrol ilişkileri, pazarlıkları tartışma konusu."


Ayrıştırıcı dış politika



Cumhuriyet Halk Partisi Balıkesir milletvekili Mehmet Tüm; 1 kasım genel seçimlerinde AKP'nin korku ve kaos politikaları ile çoğunluğu elde ettiği bir kumar oynadığını, Türkiye'nin Suriye sınırında düşürdüğü Rus savaş uçağı sonrasında yaşanan gelişmelerle aynı kumarın Ortadoğu'da da oynanmak istendiğini söylüyor. Dış politikada ayrıştırıcı, ötekileştirici, çatışmayı attıran uygulamalar neticesinde Türkiye'nin sınırlarında dostu kalmadığını belirten Mehmet Tüm, şu görüşleri dile getiriyor:

"Türkiye'de şu anda AKP var olan sistemi tümden değiştirdi ve alabildiğine geriye götürdü. Türkiye'de ne yargıdan, ne demokratik eğitimden, ne insan haklarından, ne sağlıktan hiç birşeyden söz etmek mümkün değil. Tamamen ilkel bir kabile devleti gibi ülkeyi idare etmeye çalışıyorlar. Sadece kendi yandaşlarını, kendi taraftarlarını zengin etme peşindeler ama öbür tarafta da toplumda korku yaratarak, toplumda baskı ve şiddeti arttırarak ömürlerini uzatmaya çalışıyorlar.

1 Kasım'da bir kumar oynadılar içerde, korku ve kaos yaratarak çoğunluğu elde ettiler. Ama şu anda aynı kumarı Ortadoğu'da Rus uçağının düşürülmesi ile oynamaya çalışıyorlar ama bu bence çok tehlikeli bir kumar. 1 Kasım'da elde ettikleri sonucu elde etmeyeceklerdir bunun faturası ülkemiz açısından daha büyük olacaktır. Çünkü AKP'nin izlediği dış politika tamamen ayrıştırıcı, ötekileştirici, çatışmayı arttıran, tamamen Ortadoğu'da her türlü terör örgütünü muhatap alan bir dış politikadır.

Ortadoğu'da şu anda bir tane dost bildiğimiz ülke sayamazsınız. İran, Irak, Suriye, Mısır, kimi derseniz herkesle şu anda çatışma halindeyiz."


Bayır-Bucak Türkmenleri

AKP hükümetinin Bayır-Bucak Türkmenleri’ne neden önem verdiğini Cumhuriyet Halk Partisi Balıkesir milletvekili Mehmet Tüm, şu sözlerle açıklıyor:

"Şimdi AKP özellikle bu seçim öncesi içerde milliyetçi duyguları arttırarak, özellikle MHP'nin tabanına oynayarak başarı elde etti. Şimdi Ortadoğu'da işte soydaşlarımız adı altında Türkmenler’e destek verdiğini söyleyerek içerdeki o milliyetçi desteği devam ettirmek istiyor.

Aslında oradaki Türkmenler şu anda bir bütün halinde değil. Bazı Türkmenler halen ciddi bir şekilde Esat'a destek vermektedir. Bazı Türkmenler IŞİD terör örgütüne destek veriyor. Tamamen o Türkmen desteği iç politikaya dönük bir girişim. Aslında diyorlar ki o MİT tırları ile giden silahlar Türkmenler’e gidiyordu. Bu hiçbir zaman AKP'nin Türkmenler’e o silahları göndermesini haklı kılmaz. Çünkü Ortadoğu'da çok ırktan, mezhepten insanlar yaşıyor. Şimdi orda Yezidiler var, Kürtler var, Araplar var, Türkmenler var ve Ortadoğu'daki insanlar iç içe geçmişler ve birlikte yaşıyorlar. Onlardan sadece işte Türkmenler’e gönderiyoruz, diğerlerine göndermiyoruz demek, AKP'nin o çetelere, IŞİD'e silah göndermesini haklı kılmaz."


Peki Türkmenler sadece Bayır-Bucak bölgesinde mi yaşıyor?

"Türkmenler o bölgede dağılmış durumdalar. Sadece o bölgede 20 milyon çivarında Türkmen yaşıyor. Türkmenler’in bir kısmı diyorum; özellikle Sünni mezhebine mensup olan Türkmenler IŞİD'i destekliyor. Esat'la yaşamayız ama IŞİD'le yaşarız diyorlar. Bir kısmı Esat'ın yanında, oradaki özellikle Alevi Türkmenler zaten IŞİD tarafından büyük oranda katledildiler, sürüldüler. Şimdi o bölgede yaşayan Sünni olan işte bu Bayır Bucak Türkmenleri onları muhatap almaktalar ama biz bu politikayı doğru bulmuyoruz. Yani Ortadoğu'da yaşayan Kürtler, Türkler, Araplar, Türkmenler’in bir bütün olarak o halkların kardeşliğini savunuyoruz. Barışı savunuyoruz. AKP tamamen Ortadoğu'da ırkçılık ve mezhepçilik üzerine bir politika gütmektedir, asıl tehlike olan budur."

XS
SM
MD
LG