Erişilebilirlik

Cumhuriyet Halk Partisi 34. Olağan Kurultayı tamamlandı. Kurultayda 1164 delegenin oyuyla yeniden genel başkanlığa seçilen Kemal Kılıçdaroğlu en azından yerel seçimlere kadar “tartışma götürmeyecek” bir desteğe kavuştu. Ana muhalefet partisi lideri, merakla beklenen kurultay konuşmasında iki güçlü mesaj verdi.

Kılıçdaroğlu, Kemalizm tabirini kullanmasa da “Kuvayı milliye ruhuna ve anti-emperyalist geleneğe sahip çıkacağız” sözleriyle geleneksel CHP seçmeninin ruhuna seslendi. Partisinin “iktidar alternatifi” olma iddiasını vurgulamak için ise sürekli değişim vurgusu yaptı.

Ancak değişim iddiasının altının nasıl doldurulacağı belirsiz. Üstelik CHP neredeyse 90’ların sonundan beri her kurultay söylem düzeyinde “değişim”den bahsediyor. Ancak bu konuda somut kavramlar ortaya atmakta ve politikalar geliştirmekte pek başarılı olamıyor. Zaten seçim sandığı da bu yetersizliği ispatlayan bir turnusol kağıdı işlevi görüyor.

Kılıçdaroğlu sol kavramlara güçlü vurgu yapmadı

CHP’yi yıllardır yakından izleyen gazeteci Barış Yarkadaş, genel başkanın sol söylem yerine liberal bir dil kullandığı ve daha çok sağa dönük mesajlar verdiği kanaatinde. Yarkadaş şöyle konuşuyor:

“Sosyal demokrasinin temel kavramı “emek” Kılıçdaroğlu’ndan pek iltifat görmedi. "Hızlı balık, yavaş balığı yutar" diyerek, kapitalizmin "güçlü" olanı kutsayan ideolojisini parti politikası haline getirdi. Genel Başkan’ın Parti Meclisi tercihleri de çok tartışmalıydı. Parlamento grubunun baskısı altında kaldı. Tabanı üst kurullara taşıyacağım demesine rağmen 30 vekil PM’ye seçildi”

Her ne kadar bugüne kadar Kemal Kılıçdaroğlu, Merkez Yönetim Kurulu’yla hareket etmeyi tercih etse de 60 kişilik Parti Meclisi de partinin en önemli karar organlarından biri. CHP lideri, 434 delegenin aday olduğu PM için 98 kişilik bir anahtar (beyaz liste) hazırladı ve kurultay’a gönderdi. Ancak kısa bir süre sonra Kılıçdaroğlu’na yakın olduğu bilinen eski Elazığ İl Başkanı Gürsel Erol’un 52+8 (Bilim Kurulu kontenjanı 8 üye)’lik bir anahtar listeyle (sarı liste) salonda görünce kulislerde, “genel başkanın kafasındaki isimler bunlar” yorumları yapıldı.

7 kişi Kılıçdaroğlu’nun listesini deldi

Sandıklar açıldıktan sonra sarı listede yer almayan yedi ismin Parti Meclisi’ne girdiği ortaya çıktı. Eski Denizli milletvekili İlhan Cihaner, Kahramanmaraş milletvekili Durdu Özbolat, eski İstanbul milletvekili Çetin Soysal, eski Ankara Milletvekili Tekin Bingöl Kültür Bakanları Ercan Karakaş ve Fikri Sağlar. İzmir milletvekili Birgül Ayman Güler ise “bilim kontenjanı”ndan PM’ye seçildi.

Kılıçdaroğlu’nun dar listesini delen isimlerden Ercan Karakaş, tabanın tercihinin daha iyi okunması gerektiğine dikkat çekti. Schröder ve Blair’in neoliberal politikaların etkisinde kalmasının Avrupa soluna mevzi kaybettirdiğini belirten Karakaş, Fransa ve İtalya’da solu iktidara taşıyan özeleştirinin CHP için de rehber olması gerektiği görüşünde:

“CHP bir yenilenme içerisinde. Bu yenilenme çalışmalarında rehberimiz, sosyal demokrasinin evrensel ilkeleri olmalı. Bu yapılmazsa parti var olan kimliğini kaybedebilir. Yakında yazılacak temel ilkeler programı çok önemli. Altı ok ve sosyal demokrasinin çağa uygun sentezini yapmalıyız. Parti 15 yılda çok içe kapandı toplumsal değişimi gözlemleyemedi. Listeyi delenlere bakarsanız, tabanın sol kimliğin güçlenmesini istediğini göreceksiniz. Merkez sağ dağıldı, oradan seçmen gelir diye sağcılaşmak gerekmez. İdeolojik kimliğimizle, köylünün, çiftçinin, esnafın, dışlanmışın sorunlarına çözüm üretmeliyiz.”

Kılıçdaroğlu’nun söylemi eklektik

Yine aynı soru. CHP, bu üst kadroyla değişimi gerçekleştirebilecek mi? 70’lerde olduğu gibi geniş halk kitlelerinin umudu olabilecek mi? Türkiye’nin önde gelen kamuoyu araştırma kuruluşlarından Konda’nın genel müdürü Bekir Ağırdır, bu soruya net bir yanıt vermekte zorlanıyor. Ağırdır şunları söylüyor:

“Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını dikkatle takip ettim. Bir paragrafı vizyoner yeni Türkiye’ye ait, bir paragrafı yetersiz ya da olumsuz. Eklektik bir durum var. İktidara yürümeyi becerebilirler mi? Kesin olmaz demek mümkün değil demek zor ama büyük ihtimal demek de! CHP, bu iddiayı ortaya koyamazsa memleket zorlanır. Çok fazla yeni isim de görünmüyor. Devletçi-merkeziyetçi yönetim zihniyetinden uzaklaşmaları lazım. Ve halkla gündelik hayatla sıkı temas kurmalılar.”

Sarıgül’le temas kurulacak mı?

CHP’nin yeni Parti Meclisi’nin hedef seçimi, 2014 yılında gerçekleştirilecek yerel yönetim seçimleri. Partiyi, o seçime bu kadro taşıyacak. AKP, son yerel seçimlerde 0,76 oy alan HAS Parti’yle bütünleşmeyi gerçekleştirirken CHP kendine yakın çevreleri partiye davet edecek mi, ittifaklar gündeme gelecek mi? Kurultayda bu sorular konuşulurken adı en fazla zikredilen isimlerden biri Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’dü.

Sarıgül’ün ismi aynı Gürsel Tekin gibi CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığı için de zaman zaman gündeme geliyor. Gazeteci Barış Yarkadaş, Sarıgül’ün Kılıçdaroğlu tarafından partiye davet edebileceğini düşünüyor:

“Mustafa Sarıgül, her zaman potansiyel bir genel başkan adayı. Ancak Kılıçdaroğlu, o profilde halka sıcak temas kurabilen bir siyasetçiyi Gürsel Tekin’i yakınında tutarak elini güçlendirdi. Sarıgül’ü Büyükşehir için düşünen Erdoğan Toprak ve Aydın Ayaydın’ın güç kaybettiğini de not etmek lazım. Bence Kılıçdaroğlu’nun kafasındaki İstanbul adayı Gürsel Tekin. Sarıgül de gelir ve Şişli’den aday olur ardından da seçim sonrası konjonktüre bakar.”

Hedef İstanbul

CHP içinde yerel seçimlere dönük mücadele ve hesaplaşma olacağını söylemek hiç de büyük bir kehanet değil. 2009’da İstanbul’da aldığı oyun kendisine genel başkanlık yolunu açtığını fark eden Kılıçdaroğlu’nun da her fırsatta “İstanbul’u alan Ankara’yı alır” demesi verilen önemin ciddi bir göstergesi.

Peki bu mümkün mü? İsmini açıklamak istemeyen eski bir CHP genel sekreterine kulak verelim: “AK Parti 2002 vizyonunu yitirdi. Onun karşısında ciddi bir siyasi yapının büyük şansı var. CHP iktidara talipse önce tutarlı bir felsefe oluşturmalı ve halkın desteğini alan bir ütopya kurmalı.”

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG