Erişilebilirlik

Cenazeler İçin Açlık Grevi


Diyarbakır’da PKK’nın gençlik yapılanması YDGH ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda ölen 3 militanın cenazeleri, yeni bir cenaze krizine neden oldu. Aileler cenazeleri almak için yaptıkları girişimlerden sonuç alamayınca açlık grevine başladı. Yetkililer ise sorun olmadığı görüşünde

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi bugünlerde bir açlık grevine ev sahipliği yapıyor. Üç aile, Sur’daki çatışmalarda öldürülen çocuklarının cenazelerini alamadıkları gerekçesiyle açlık grevi başlattı. Ailelerinin almak için açlık grevi yaptıkları cenazeler Ramazan Öğüt, Mesut Seviktek ve İsa Oran’a ait. Üçü de PKK’nın gençlik yapılanması YDGH üyesi. Üçü de, aylardır Türkiye’nin gündeminden düşmeyen hendeklerin arkasında, güvenlik güçleriyle çatışırken öldürüldü. Aileler cenazelerin hala sokakta olduğunu söylüyor.
‘Aslında bizim şimdi evimizde taziyeleri kabul etmemiz lazımdı ama hala cenazemizi alamadık.’ Açlık nedeniyle enerjisi gittikçe azalan Mithat Öğüt’e ait bu sözler. Öğüt, beraberinde 5 kişi ile birlikte soğuk ve elektrik kesintisi nedeniyle yarı karanlık bir odada oğlunun cenazesini almak için eylem yapıyor.

Öğüt’le birlikte açlık grevi yapan 3 aile daha var. Başlarında ölümü simgeleyen siyah bantlar takmışlar. Arka tarafta çocuklarının fotoğrafları, önünde eylemlerini sürdüren aileler. Kadınlar bir yandan dualar okuyor, diğer yandan kendi aralarında sohbet ediyor. Erkekler ise zaman zaman destek ziyaretine gelenlere dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Ziyaretçiler de ailelere moral vermek için hikayeler anlatıyor, değişik konuları tartışmaya açıyor. Hepsinin derdi ortak, kimisi oğlunun, kimisi kardeşinin cenazesini almak istiyor.


Açlık grevi eylemini sürdürürken Amerikanın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Ramazan Öğüt’ün babası Mithat Ögüt, oğlunun cenazesinin Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare’nin altında olduğunu söyledi. Öğüt, “Savcılığa dilekçe verdik. Cenazelerimiz istiyoruz, taziyeleri kabul etmemiz gerekirken şimdi buradayız. Müslümanlıkta böyle bir şey yok. Türkiye’de Diyanet İşleri varsa buna bir el atsın. Bütün Dünya’ya Müslümanlara sesleniyorum, cenazelerimizi almamıza yardım etsinler. Sonucu ne olursa olsun eyleme devam edeceğiz. Yetkililer, ‘Cenazeye ulaşınca seni ararız’ dediler. Cenazemizin orada olup olmadığını bile bilmiyoruz. Belki götürüp gömerler bir yere” dedi.


Ölenlerden Mesut Seviktek’in bazı basın organlarında YDGH’nın bölge sorumlusu olduğu yazıldı, PKK’nın dağ kadrosundan olduğu söylendi. PKK’nın dağ kadrosundan olduğunu doğrulayan ağabeyi İhsan Seviktek, yetkililerin kendilerine ‘hendekleri kapatın, cenazeleri alalım’ dediğini söyledi. Seviktek, girişimlerden sonuç alamayınca açlık grevine başladıklarını belirtti. Seviktek, “Valilik, kaymakamlık, savcılık, vali yardımcına başvurduk. Bize başta ‘çatışma var’ dediler. Ablukayı kaldırın cenazelerimizi alalım diyoruz. Cenazelerimizi alana kadar buradayız. İlk iki gün öldüklerini kabul etmediler sonra vali yardımcısı kabul etti. Bize ‘gidin hendekleri kapatın, gelip alalım’ dediler. ‘Araç tutun gidin alın’ diyorlardı. ‘Sorumluluk bizde değil’ diye kağıt imzalatmak istediler. Gidin sizi öldürelim diyorlar. Bu dünyanın ayıbı, Türkiye’nin ayıbıdır. Demokrasi, din, imandan bahsedenler utansın. Cenazeyle aramızda 500 metre var, köyde değil kırsalda değil. 500 metredir 16 gündür bir devlet cenazeyi veremiyor” diye konuştu.


Yetkililerin ‘Hendekleri kapatın, gidip alalım’ iddiasını İsa Oran’ın babası Mehmet Oran da dile getiriyor. O da diğerleri gibi oğlunun cenazesini almak için açlık grevinde. Oran, hendek pazarlığı yapılmasına tepki gösteriyor. Oran ”Bize diyorlar ‘hendekleri kaldırın cenazeleri verelim’. Sanki hendekleri anne babalar yaptı, çocuklarını arkasına koydu, bizi bununla tehdit ediyorlar. Hiçbir çare kalmayınca bu eyleme başladık. Cenazelerimizi almak için ne gerekiyorsa yaparız. Bu insani ve ahlaki hakkımızdır. Kendine insanım diyen bu eyleme sahip çıksın. Ne bizim, ne başka bir Kürdün cenazesi yerde kalmasın. Bize ‘Araba getirin, size yazı imzalatıp gitmenize izin vereceğiz’ dediler. Ancak Cizre’de sağlıkçı yaralıya müdahale ederken vuruldu, biz de bundan korkuyoruz. Bizi ya da cenazeleri almaya gidenleri öldürürler diye endişe ediyoruz” şeklinde konuştu.


Ailelerin dile getirdiği iddialara Diyarbakır Valiliğinden isminin yazılmasını istemeyen bir yetkili yanıt verdi. Yetkili cenazelerin alınmasında bir sorun olmadığını söyledi. yetkili, cenazelerin alınması işleminin belediyeler tarafından yapılması gerektiğini belirterek, yapılan başvurulara olumlu yanıt verildiğini ancak başvuranların bir daha gelmediğini ifade etti.


Cenazelerin alınamaması konusu HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp tarafından meclis gündemine taşındı. Yiğitalp, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlamasını isteyerek cenazelerin durumunu sordu. Soru önergesinde Yiğitalp’ın sorduğu soruların bazıları şöyle: ”Sur’da cenazelerin sokakta bekletilmesinin, ailelerine teslim edilmemesinin ve defnedilmesinin engellenmesinin yasal dayanağı nedir? Bir ölünün defin işlemlerine izin vermeden günlerce sokakta bekletilmesinin hem cenazeye hem de cenaze sahiplerine tanınmamasının sebebi nedir? Ölü bedenlerin definlerinin engellenerek çürümesiyle birlikte maddi ve manevi bütünlüklerinin bozulması, içinde yaşadığımız toplumun ahlak değerleri kapsamında, ölüye ve topluma işkence değil midir? Bununla amaçlanan nedir? Bugüne kadar kaç cenaze sokakta bekletilmiştir? Bunların ilçelerine göre dağılımı nedir?”


Güvenlik birimlerine göre 2 Ocak 2016 tarihi itibariyle Diyarbakır Sur'da toplam 62 YDGH’lı- ya öldürülerek ya da yaralanarak-etkisiz hale getirildi. Sokağa çıkma yasağının bir ayı aştığı Sur’da operasyon ve çatışmalar sürüyor.
Gömülemeyen cenazelerle ilgili tartışmalar Adli Tıp Kurumu yönetmeliğinde yapılan değişiklikle alevlendi. Değişikliğe göre ailesi tarafından 3 gün içinde alınmayan cenazeler gömülmek üzere belediyelerin yanı sıra valiliklere de teslim edilebilecek. Değişikliğin, Başbakan Davutoğlu’nun “cenaze törenlerinin terör propagandasına dönüştürülmesinin engellenmesi” için geçen yıl sonunda yayımladığı genelge kapsamında yapıldığı iddia ediliyor.

XS
SM
MD
LG